Beyaz Yakalı “MORS”

Bir Müzik Grubu

Beyaz yakalı, yetenekli ve eğlenceli 5 adamın biraraya gelerek kurduğu bir müzik grubu, Mors. İş hayatı-hobi dengesini başarıyla kuran grup üyeleri, şarkılarında kurumsal hayata gönderme yapmaktan geri kalmıyorlar hani 😉 Sizce de çok zekice ama bir o kadar da naif bir eleştiri yöntemi değil mi? Neyse, lafı çok uzatmayalım ve bir an önce bu  harika adamları yakından tanıyalım! 😉

PhotoGrid_1467814505635-2200x1200_1479334495229

O Üniversiteyi Bitireceksin!

Vee işte Plazadan Dünyaya olarak Kadıköy’de Stüdyo Kozmos’tayız. İlk defa bir stüdyoda ve ilk defa bir müzik grubuyla röportaj yapacağız. Haliyle çok heyecanlıyız 🙂 Mors’un solisti Kerem bizi karşılıyor. Sonra yavaş yavaş diğer grup üyeleri de geliyor. Çaylarımızı yudumlayıp stüdyoyu hayran hayran incelerken heyecanımız da bir nebze olsun azalıyor. Röportaj sonrası için bir şarkı sözü aldıktan sonra sorularımıza geçiyoruz… 🙂

Önce klasik sorumuz 🙂 . Kendinizi kısaca tanıtır mısınız? Nerelisiniz, nerede büyüdünüz, nere(ler)de okudunuz ve müzik hayatınıza nasıl girdi?

20170306_mors_kerem2Kerem- Aslında müzik hayatımda hep vardı. Müziğe ilgisi olan bir ailede büyüdüm. Babam ud çalardı. Bursa’da ‘Gezek Kültürü’ vardır. (Her meslek grubundan ve farklı enstrüman çalan insanların bir araya geldiği, haftanın bir günü Gezek üyelerinden birinin evinde toplanarak şarkıların söylendiği müzikli sohbet toplantıları.) Babam da işte bu Gezek üyelerinden biriydi. Amcam ve oğlu da keza profesyonel olarak müzikle uğraşıyorlar. Diğer amcam saz çalıyor. Bir dedem flüt, diğeri de melodika (akordeon benzeri bir çalgı) çalardı. Dolayısıyla kendimi bildim bileli müzikle iç iceyim. Hatta annemin bana ilk aldığı hediye gitardır. Bu arada maalesef 🙂 çalışkan bir çocuk olduğum için derslerde çok sıkıntı yaşamadım ama bu durum, konservatuar yerine ODTÜ Bilgisayar Bölümü’nü kazanmama neden oldu 🙂 . Üniversitede müziğin hayatıma daha çok dahil olmasıyla birlikte o eski başarım da bir anda bitti. Ankara’da, Sakarya’da her gece barlarda sahne alıyorduk. Sonuçta okulu iki sene uzattım. Bu arada üniversiteye başladığım sene babamı kaybetmiştim. Duygusal bir dönemdeydim ve bu yüzden müziği daha çok önemsedim sanıyorum. Ve okuldaki 5. yılımda, bir gün anneme okulu bırakacağımı söyledim.

Bir çığlık gelmedi mi? 🙂

Kerem: Yok, gelmedi. Annem aslında bu konularda çok iyidir. Hiç bir zaman ne beni ne de kızkardeşimi kısıtlamadı. Fakat o beklenen çığlık teyzemden geldi 🙂 . Bir gün teyzem yurdu arayarak annemin 3 gündür hastanede yattığını, sebebinin benim okuldan ayrılmaya karar vermem olduğunu söyledi ve “O üniversiteyi bitireceksin!” dedi. Sonuç olarak bir müddet aktif olarak müzik yapmayı bıraktım, derslerime asıldım. Bu arada Teoman, Şebnem Ferah ünlendi.

Altuğ: Sen bıraktığın için değil mi ? 🙂 (kahkahalar)

Kerem: 🙂 Evet, bırakmasam kesinlikle ben de ünlenecektim. İnanıyorum buna! Bu arada; 1980’lerde Bursa’da Şebnem Ferah’ın vokalisti olduğu Volvox grubu ile aynı stüdyoya girerdik. Çevremiz aynıydı, arkadaştık yani. Tabii o dönem çok az kişi ünlendi. Teoman, Şebnem Ferah, Özlem Tekin… Rock müzikte kadınların şansı erkeklere göre biraz daha fazla. Bir de o dönem rock müziğin pop müziğe göre biraz daha hızını aldığı zamanlardı. Zaten ünleneceksem o zaman ünlenecektim. Ama işte teyzemin telefonu ile… 🙂  (kahkahalar) Yoksa bugüne kadar bir sürü albüm çıkarırdım. 20 yıl öncesinden sadece bir demom var elimde.

Peki üniversite bittikten sonra neler yaptın? Mors, hayatına nasıl girdi?

Kerem: Üniversite bittikten sonra grubumuz dağıldı, ben de iş hayatına atıldım. Ama yine de bir yandan grup arayışlarına devam ediyordum. Erdinç ve Murat’ın hard rock vokalist aradıklarını duydum. Bana göre hard rock, Deep Purple, Led Zeppelin falan… Ama Murat, Bon Jovi diyor, Guns N’ Roses diyor… 🙂  Abi dedim bunlar hard rock değil. Klasik vokalist gruba girer ve liderliği ele alır gibi oldu 🙂 Tabii sonrasında Bon Jovi de çaldık, Guns N’ Roses da… Ama 20-25 tane de Deep Purple şarkısı çıkardık. Ciddi ciddi Deep Purple grubu olduk. Benim vokalim de uyuyordu ona. Ayrıca Led Zeppelin ve bir kaç tane de Pink Floyd şarkısı çıkardık. Grubumuzun ismi o yüzden Mors aslında. Deep Purple’in moru. Mor(s) yani morlar.

Aaa grubun adının buradan geldiğini hiç tahmin etmemiştik.

Kerem: 🙂 Tabii sadece Deep Purple’in morundan dolayı değil; Mors alfabesi ve İngilizceye uyumlu olması da bu ismi seçme nedenlerimizden. Hani çok ünleneceğiz ya, yabancı dilde de telaffuzu kolay olsun dedik 🙂 . İşte Mors, 2004’te böyle kuruldu. 12 yıldır bu kadrodayız. Klavyecimiz Ege de 2 yıl önce katıldı aramıza.

Murat: Aslında grubumuz önce, ben (basçı), Erdinç (gitarist) ve Kemal’den (davulcu) oluşuyordu. Kemal’in gitme durumu olunca Kerem’i bulduk. Sen Kemal ile hiç çalışmamıştın değil mi Kerem?

Kerem: Çalışmadım galiba. Ya da belki bir ara çalıştık bilemedim şimdi.

Altuğ: Sizin sayenizde geçmişi hatırladı arkadaşlar. İsterseniz biraz hızlı geçelim yoksa böyle sabaha kadar sürecek 🙂 (kahkahalar).

Kerem: Altuğ, bir an önce kendisinin gruba katıldığı zamana gelmemizi istiyor 🙂 . Ama Altuğ’dan önce ne güzel işler yapmıştık ya! 🙂  (kahkahalar).

Peki o zaman Altuğ söz sende 🙂

20170306_mors_altug_2Ben Kerem kadar kısa anlatamayacağım 🙂 . Marmara Üniversitesi Hukuk mezunuyum. Hukuku bilerek seçmedim. Amcam avukattı ve ailemde de müzisyen yoktu 🙂 . Davul çalmaya evde bir şeylere vurarak başladım. Gürültü nedeniyle çok fazla tenkit aldım. Ama bu durum beni yıldırmadı tabii 🙂 . Guns N’ Roses’ın ‘Use Your Illusion’ ve Metallica’nın ‘One’ albümlerini dinledikten sonra ders almaya karar verdim. Üniversitede bir çok grubum oldu. Davulcular biraz grup üyeliği konusunda hovardadır aslında, bir sürü gruba girip çıkarlar. Evde çalışma imkanımız olmadığı için sürekli stüdyolarda çeşitli gruplarla prova yaparız. Murat’la daha önce Temas adında bir grubumuz vardı. İki tane albüm çıkardık. Şu an gene davul çaldığım bir de Qüpe diye bir grubum var. O da pop-funk jazz tarzında müzik yapıyor.

Pazartesi Kabusu

Temas ve Qüpe hala aktif mi?

Altuğ: Temas bekleme döneminde ama önceki albümlerini Spotify ya da I-tunes’da bulabilirsiniz. Temas’ın aktif olduğu 2010-2011 yıllarında bir çok yerde konser vermiştik. Hatta ‘Güneşi Beklerken’ dizisi için de bir kaç şarkı hazırlamıştık.

Qüpe’de ise yeni albüm çıkardık ve aktif olarak konserler veriyoruz. Tabii bir yandan da Mors’la çalıyorum. Hard rock türünü Mors’la tanıdım ve geliştirdim diyebilirim. Kerem, Murat, Ege ve Erdinç Türkiye’de bu türün en iyi temsilcilerinden. Onlarla çalmak çok gurur verici.

Üniversite yıllarına dönersek; hukukun bilinçli bir tercih olmadığını söyledin. Peki sonra mı sevdin mesleğini?

Altuğ: Üniversitenin ilk senesi hiç sevmedim, ikinci sene de hiç sevmedim. Aslında hiç sevmedim 🙂 (kahkahalar).

Kerem: Ezberi kuvvetli diye okumuş. 🙂 (kahkahalar).

Altuğ: Bir dönem serbest avukatlık denedim ama bana göre olmadığına karar verdim. Sonra şirket bünyesinde çalışmak, farklı uzmanlıklardan insanlar tanımak hoşuma gitmeye başladı. Şirketlerle aramda karışık bir ilişki var, bazen nefret ediyorum bazen seviyorum :). Normal hayatımda nüktedan, rahat ve eğlenmeyi seven biriyim. Hukuk’un katı, disiplinli ve kuralcı haliyle bu tarzı sentezlemeyi seviyorum. Son 12 senedir uluslararası şirketlerde hukuk ve etik yöneticisi olarak çalışıyorum.

20170306_mors_muratMurat seninle devam edelim, kısaca kendinden bahseder misin?

Murat: Ben arkadaşlar gibi böyle kravatlı, gömlekli resmi işlerde çalışmış ve çalışan biri değilim. Müziği meslek edinmek istediğime çocukken karar verdim aslında. Michael Jackson şarkıları dinleyip dans ederdim o zamanlarda 🙂 Ya gitar çalacak ya DJ olacaktım ama bir şekilde müzikle ilgili bir şey yapacaktım. Evet, şimdi büro çalışanı falan olduk ama hayat şartlarından dolayı. Yoksa istediğim bu değildi tabii.

Hangi alanda eğitim almıştın?

Murat: Biraz ailevi nedenlerden biraz da müzik daha ağır bastığından okul hep ikinci planda oldu benim için. Uzun yıllar lise mezunu olarak kaldım. Sonra 2 yıllık Adalet Bölümü okudum. Mesleki hedefleri olan biri olmadım hiç bir zaman. Ama işte müzik hayatımın da pek hayal ettiğim gibi gittiğini söyleyemem. Herkesin internetin azizliğine uğradığını düşünüyorum. 2005’ten itibaren albümler satmamaya, insanlar da müziği bedava bir şey olarak görmeye başladılar. Altuğ ile Temas’a iki albüm yaptıktan sonra biraz yelkenleri suya indirdim açıkçası.

Kerem: Müziğe küstü. Bizim zorumuzla tekrar başladı. 🙂

Murat: Müzik piyasasının hayallerimizi gerçekleştirmemize izin vermediğini görünce müziğe biraz küstüm, evet. Müzikten para kazanılmayacağını görmek biraz hayal kırıklığına uğrattı beni ne yazık ki. Ama işte ümitlerimizi koruyoruz, hala çırpınıyoruz. Biraz böyle kara bir tablo çizdim ama…

Ama rutin iş hayatınıza biraz mola verip bu stüdyoya gelmek ve hobinizi gerçekleştirmek sizi mutlu ediyordur yine de?

Murat: Yani, artık müziği hobi olarak görüyorum. Eskiden mesleğim olsun istiyordum. Arkadaşlar da biliyorlar bu konuda biraz karamsarım. Açıkçası onların verdiği pozitif enerjiyle biraz çabalıyorum.

Grup olmak böyle bir şey işte… Her zaman birbirinize destek oluyorsunuz.

Kerem: Karamsarım diyor ama grubun en kritik iki bestesinde imzası var (Paranın Ne Önemi Var ve Pazartesi Kabusu). Bizim için çok önemli şarkılar. Karamsarken bunları yapıyor bir de pozitif olsa kim bilir neler yapacak 🙂 .

Aslında internetin hayatımızda daha çok yer kaplamaya başlamasını ve ülke olarak son 10 yılda yaşadıklarımızı düşününce albüm yapmanın, bir yerlerde konser vermenin daha da zorlaştığını düşünüyoruz. Ne dersiniz?

Kerem: Tabii, mesela ben bu stüdyoyu devraldıktan bir ay sonra gezi olayları oldu. Bütün müzik grupları aylarca sokaklara çıktı. Uzun süre stüdyonun telefonu hiç çalmadı. Burası bizi döndürürse bir süre sonra mesleğimi bırakabilirim diye de düşünüyordum ama maalesef kayıt yapmak isteyen grup artık pek kalmadı. Bir yandan da teknoloji canlı müziği öldürdü. Artık herkesin evinde mini stüdyosu falan var.

Erdinç: U2 bile son albümünü evde hazırladı.

Murat: Evet, bu işi baltalayan biraz da teknoloji. İnsanlar albümler çıktığı anda internetten görebiliyorlar. Haliyle müzisyenler de artık hedeflerini çok yüksek tutmuyorlar. Stüdyoda takılıyorlar böyle.

Altuğ: Aslında arkanızda bir plak firması ve size yatırım yapan insanlar yoksa sizin de bu işten kısa sürede kazanç elde etmeniz çok düşük bir ihtimal. Son dönemde özellikle rock müzikte popüler olanların arkalarında hep büyük firmalar ve destekler var. Bu durum da bizim gibi müzisyenleri “independent” (bağımsız) kalmaya itiyor. “Indie” müzik kavramı da oradan geliyor belki. Dolayısıyla kendi müziğinize yatırım yapmaya başlıyorsunuz. Normalde sabah 9 akşam 6 çalışırken kazandığınız parayı bu sefer müziğe yatırıyorsunuz. Müziğe yatırım yapıp, bütçenizden belli bir miktar azaldıkça da bir karşılık beklemeye başlıyorsunuz ister istemez. Murat’la Temas grubunda biraz da bunları yaşadık, hayal kırıklığımız ondan. Mesela bir dönem Temas’ta gerek tanıtımda gerekse konserlerde aktiftik. Haliyle yüksek umutlara kapılıyorduk ama sonra devamı aynı şekilde gelmedi. Onun için şu an kurtarıcı noktanın, müziğe amatör olarak yaklaşmak olduğunu düşünüyorum. Müziği sadece deşarj olacağımız, zevk alacağımız bir uğraş haline getirdik. Kerem zaten o noktadaydı ama biz Murat’la biraz geç öğrendik.

20170306_mors_erdincVe son olarak Erdinç’i tanıyoruz.

Erdinç: Ordu doğumluyum. 18 yaşıma kadar da orada yaşadım. İstanbul’a Gemi İnşaat Mühendisliği okumak için geldim. Fakat açık konuşmak gerekirse aklımda sadece müzik vardı. Gelmişken bir de okul bitireyim dedim 🙂 Akıl hocamdan bana kalan bir laf var, çok severim… “20 senedir müzisyenim, 10 senedir de hobi olarak gemi inşaat mühendisliği yapıyorum.” 🙂

İşte böyle… İstanbul’a gelir gelmez hemen müzisyenlerin birbirini bulduğu bir internet platformuna girdim ve Kerem’i buldum.

Murat: Hayır, önce ben seni buldum 🙂 .

Erdinç: 🙂 Pardon önce Murat beni buldu. Murat’ın hayat hikayesi çok fazla değişmediğinden Kerem üzerinden anlatacağım ben. Gruptaki en düz adam Murat’tır, ilk tanıdığım günden beri aynı 🙂 .

Kerem: Evet en istikrarlı olanımız, Murat. Bas işte ya, temel notalar… Grubu tutan da o ama farkında değil. Bunu da özellikle söylemek isterim.

Erdinç: Evet ama Kerem öyle değil. Tanıştığımızda sevgilisi yoktu, şimdi iki tane kızı var biri 10 yaşında diğeri 5 🙂 . Şaka bir yana, önce Murat ve Kerem’le çalışmaya başladık. Bu stüdyoyu devraldıktan sonra da albüm yapmaya karar verdik. Ama baktık albüm yapacak adam yok, bende müziği bırakır gibi oldum, umudumu kaybettim biraz. Sonra nikahımda Murat’ı görünce, “Napiyosun gel tekrar takılalım” dedim, sağolsun döndü tekrar Mors’a. Temas’ı da bırakmıştı o zamanlar. İşte albüm çalışmaları böyle başladı 🙂 . Bir sene içinde de albümü çıkardık.

Kerem: Tabii bu bir yıl içinde neredeyse her çalışmada Murat, “Ben bar programına çıkmam.” ,“ Prensiplerim var, müzikten soğudum” diyordu 🙂 .

Erdinç: Anlayacağınız, bir sene boyunca Murat’ı ikna etmeye çalıştık.

Murat: Benim kızdığım nokta şu aslında; grup hedefi küçük tutuyor. Diyorum ki stüdyoda kaydettiğimiz şarkıları satılabilir birer metaya dönüstürelim. Mesela tribünlerde söylenecek şarkılar yapalım. Dizi, film veya reklam müziği yapalım. Arkadaşlara bunu anlatmaya çalışıyorum. Yani çık barda çal, in, eşyaları oradan oraya taşı, kaldır… Açıkçası ben bunu hedef olarak görmüyorum. Albümler zaten satmıyor…

Altuğ: Valla grupta en fazla ekipmanı ben taşıyorum, kimse laf etmesin 🙂 .

Kendiniz için ayrı bu stüdyoyu idame ettirebilmek için ayrı şarkılar (dizi, reklam müziği ve tribün şarkıları gibi) yapmayı deneseniz peki?

Kerem: Aslında bu biraz da bir koltuğa iki karpuz sığmaması durumu. Müzik yaparken iyice yoğunlaşmanız gerekiyor. Mesela ben kendimi vokalist sanıyordum ta ki Erdem’den (Çağdaş Şan Atölyesi eğitmeni) eğitim alana kadar. Ondan sonra vokalin ne olduğunu öğrendim. Böyle bir eğitim almadan bu albümü çıkaramazdım. Yani gerçekten yapacağınız işe çok ciddi adapte olmanız lazım. Ama işte hem iş, hem müzik bu kadar oluyor. Evet Murat haklı ama hepimizin de bir işi var ve ancak bu kadar zaman ayırabiliyoruz maalesef. Temel sorun bu.

Müziğe ayırdığınız zamanı ikiye (kendiniz için ve ticari şarkılar yapmak için) bölemiyorsunuz dolayısıyla…

Kerem : Kesinlikle. Çünkü bir konuda/alanda şarkı yapmak, müzik yapmak çok ciddi zaman alıyor. Bir de şu var; ben bu işe bu kadar asılmasaydım bu albüm yine çıkmazdı. Gerçekten çok uğraştım, bütün kayıtlarda ben vardım. Bir kere stüdyo benim zaten 🙂 . Yani ben daha fazla uğraştım anlamında söylemiyorum. Şarkıların %99’unu ben yazdım, 4 tanesini sadece ben besteledim ama yine de tabii bunları söylemek istemiyorum 🙂 (kahkahalar).

Kavga çıkacak şimdi 🙂 .

Erdinç: Kerem çok mütevazıdır, hiç bir cümlesinde “ben” geçmez 🙂  (kahkahalar).

Murat: Ama şunu da söylemek lazım. Albümün çıkmasında Kerem’in emeği çok büyüktür.

Kerem: Şaka bir yana şunu söylemek istiyorum. Freelance çalıştığım döneme rast geldiği ve dolayısıyla vakit bulabildiğim için albüme daha çok zaman ayırabildim. Buna rağmen bir yılda çıkartabildik. Bu kendime bir övgü değil. Albümün çıkmasını en çok isteyen kişi bendim çünkü ikisinin de (Murat ve Altuğ) ikişer albümleri var, adamlar yapmış 🙂 . Erdinç’in zaten pek öyle bir hevesi yok. Albüm olsun olmasın çok önemsemiyor farklı bakıyor müzik olayına.

Bu arada klavyeciniz Ege bu akşam gelemedi ondan da biraz bahseder misiniz?

Kerem: Ege, ODTÜ Elektrik Elektronik Bölümü mezunu (zaten oradan tanışıyoruz), şu anda IT sektöründe çalışıyor ve çok iyi bir klavyeci. İlk ciddi grubumuz “Cazrak”ı da üniversitede beraber kurmuştuk. O zamanlar ODTÜ’de efsane konserler verirdik. (PD-Diğer grup üyeleri arasında gülüşmeler olunca… 🙂 ) Bizimkiler gülüyor çünkü o efsane konserleri anlatıp onların kafalarını şişiriyorum zaman zaman.

egeEge şu anda Hollanda’da. Artık orada yaşayacak. Ama grupla bağlarını koparmadı. Her zaman yeri hazır.

Peki kısaca özetlersek 2004’te Mors’u kurdunuz. Murat ve Altuğ bir ara Temas’a katıldı ama sonra döndü…

Kerem: Evet ama Temas’a gittikleri dönemde de bizlerle takılmaya devam ettiler, arkadaşlığımız bitmedi yani. O konuda biz Erdinç’le çok olgunduk 🙂 . Bunlar yine gelir zaten dedik 🙂 . O zamanlar sadece cover yapıyorduk, bestelerimiz yoktu. Aslında şöyle, tam beste yapalım dedik onlar Temas’a gitti. 🙂 Bu da içimizde kalmıştı, bu vesileyle söylemiş olalım 🙂

Erdinç:. Altuğ’un her albümünde işle, Pazartesi sendromu ile ilgili şarkıları vardır. Temas’a gittiğinde de “Pazartesi’ adında bir şarkı yapmıştı ama en bombası bizim albümde oldu galiba, “Pazartesi Kabusu” 🙂 .

Altuğ: Söz yazıyorum naçizane… Pazartesi sendromununu da çok derinden hissettiğim icin her albümde “Pazartesi” lafını sıkıştırıyorum 🙂 .

Kerem: “Pazartesi Kabusu” nun sözler bana ait ama hadi söylemeyeyim 🙂 .

Altuğ: İsmini beraber koymamış mıydık Kerem? 🙂

Erdinç: Valla bu röportaj bitmez 🙂  . Sonra yazarsınız grup 2017’de dağıldı diye 🙂 .

Altuğ: Aslında bütün insanlık tarihine şöyle bakmak lazım; “grup” bir amaç etrafında toplanan insanlar bütünüdür. Dolayısıyla da müzik gruplarında da ister deşarj olmak olsun, ister konser vermek olsun, ister albüm yapmak, ister de ünlü olmak olsun amaç belirlemek çok önemlidir. Bir dönem Mors’ta bu amacımızı kaybetmiştik. Sonra “albüm” gibi ortak bir amacımız olduğunda tekrar bir araya geldik. Zaten Kerem ile aklımızda hep bu beyaz yaka konusu hep duruyordu. Çünkü zamanımızın çoğunu harcadığımız iş yaşantısı konusunda hepimizin ortak sıkıntıları vardı. Sonra albüm ve şarkı isimlerini düşünmeye başladık. Mesela bordro, yıllık izin, şirket aracı, konkordato gibi… 🙂 Ve neden konsept albüm yapmıyoruz dedik ve ilk defa albüm isminden besteye giderek çalışmalara başladık. Normalde tam tersi yapılır diye biliyorduk 🙂 .

1

Paranın Ne Önemi Var?

Peki kurumsal konseptli albümün bildiğiniz bir örneği var mı dünyada?

Kerem: Sanmıyorum ama şöyle bir şey var. Aslında ben inanıyorum, bu besteler tek başına da iyi, tek tek de dinlenebilir. Konsept albümde bu kritik bir konu. Bence bunu dünyada en iyi Pink Floyd başarmış. Besteleri alın tek tek de dinlenir, albüm olarak baştan sona da dinlenir. Aslında hedefimiz oydu. Hem beyaz yakayı anlatalım hem de iyi şarkıları olan bir albüm üretelim. Gerçekten üzerinde çok çalıştık. Bazı şarkılarımızın baştaki hali ile şimdiki hallerini dinleseniz aynı şarkı olduğuna inanmakta zorlanabilirsiniz. Örneğin “Pazartesi Kabusu” şarkımız şu an gayet neşeli bir beste. (gülüşmeler) Altuğ’un bir bestesine ben “Pazartesi Kabusu” diye bir söz yazdım. Grup bir türlü beğenmedi. (Şarkıyı mırıldanıyor biraz.) Gayet bunalım bir şarkı. Benim olmadığım bir çalışmada Erdinç sözleri almış ve “Ben üzerinde biraz çalışayım” demiş. Ben o çalışmada olsam muhtemelen o şarkı çıkmayacaktı (gülüşmeler). Önce Erdinç’in versiyonunu beğenmedim. Sonra “dur biraz daha dinleyeyim, belki iyi bir şey çıkabilir bundan” diyorum ve bende şarkıyı yeni hali ile tekrar tekrar sindiriyorum. Ve “Pazartesi Kabusu” nun şimdiki haline ulaşıyoruz. Her şarkının böyle bir hikayesi var. Bence olması gereken bu ve övünmek gibi olmasın keyifle dinlediğimiz, güzel bir albüm yaptığımızı düşünüyoruz. Tutup tutmaması ayrı bir konu…

kapak

Erdinç: Aslında biz bu işe başlarken (Murat hariç) tutması gibi bir beklentiyle başlamadık hiç. Kartvizitimiz gibi düşünüyoruz bu albümü.

Altuğ: Pek bir tanıtım da yapmadık, o nedenle tutmadı da diyemiyoruz. Kendi iş yoğunluklarımızdan dolayı pek giremedik o işlere

Konser, ekstra vs. planlarınız var mı?

Altuğ: Var ama bu aralar ben çok yoğunum. Evleniyorum da.

Mutluluklar dileriz!

Altuğ: 1 Nisan’da.

Şaka! (Kahkahalar)

Altuğ: Vazgeçersek şaka diyeceğiz artık 🙂 Hazırlık, tansiyonu gitgide artıyor.

Murat: Perde seç, örtü seç, ne stresi Alla’sen.. (PD : Sen evli değilsin di mi? 🙂 )

Kerem: Öyle deme karolar yanlış takılmış.

(Burada herkes düğün hazırlığı sürecinde yaşadığı trajikomik anılara dalıyor. Askerlik ve Doğum anılarının haksız bir ünü var, esas malzeme düğün hazırlıklarında 🙂 )

Hazır eşlerden konu açılmışken(:D) nasıl bakıyorlar? Destek oluyorlar mı?

Kerem: Ben çok şanslıyım, eşim her zaman destek olmuştur. Örneğin daha önceki işimde yaşadığım sıkıntılardan dolayı ortak arkadaşlarımıza CV’imi yollamaya başlamıştı. Yani, bana sorduğunda isterse yollayabileceğini söylemiştim ama yine de göndereceğini düşünmemiştim. Neyse, CV’imi ortak bir arkadaşımıza gönderiyor, o da müdürümün arkadaşı çıkıyor 🙂 . Ama ortak arkadaşımız bunu bilmiyor ve müdürümün de olduğu gruba CV’imi gönderiyor. Bu durumu benim öğrenmem daha komik oldu. İnsan Kaynakları’ndan bir arkadaşımın yanındaydım, kahve içiyorduk hooop bilgisayar ekranında benim CV’im açıldı. Dur, bilgisayarıma bakamazsın, dedi 🙂 . O benim CV’im, ne özeli? 🙂 (kahkahalar) İşte istifa sürecim böyle başladı yoksa benim istifa edeceğim yoktu 🙂 .

Altuğ: Aynı anda bir çok şey yapmaya çalıştığım için özel hayatıma az zaman kalıyor. Dengelemekte bazen zorlanıyorum. Ama normalde eşim çok destek olur. Kendisi, burasının bizim için çok büyük bir deşarj olduğunun farkında. Ben davul çalmadığımda daha sinirli bir adam oluyorum.

Murat: Genel olarak ailelerimiz destek oluyorlar bize. En fazla “geç gelme” diyorlar.

2

Peki işyerilerinizle ilgili bir sıkıntı oluyor mu? Örneğin şarkı sözlerinizi biliyorlar mı işyerilerinizde?

Kerem: “Müdür müdür müdür”ü şirkette dinleyemiyorlarmış (kahkahalar). Onun dışında bir tepki almadım. Son 7 yıldır kendi işimi yaptım. Sözler çok yaşanmış şeyleri anlatıyor. Eski iş arkadaşlarım hangi şarkıların sözleri bana ait, isabetli olarak tahmin edebiliyorlar.

Erdinç: Bizim şirkette de patron hariç herkes haberdar albümden. Onun da haberi var ama bu işlerle uğraştığımdan..

Altuğ: Bizde de ben IK’ya dinlettiğimde “sözleri diğer arkadaşlar yazdılar” dedim (gülüşmeler). Ben sadece davulları çaldım dedim.

İkinci iş olarak görülüp sıkıntı yaratılmıyor diye anlıyoruz.

Altuğ: Mesai saatlerini ve işini aksatmadığın sürece hayır.

(Buraya da eski iş anılarına dalan Plazadan Dünyaya Kızları çiziyoruz. Ne döktük içimizi ama :D)

Etraftan sorulan, sizi sinir eden sorular var mı, “bunu da sormayın artık” dediğiniz…

Altuğ: “Ne zaman para kazanacaksınız?” (PD: Yok, biz demedik, Mors dedi :D)

Kerem: Biz de “Paranın Ne Önemi Var?” diyoruz.

Murat: Bu müzik türüne yabancı olmaları da sıkıntı. Pop yapsak destek olacaklarmış ama “neden bu?” diyorlar.

Altuğ: İnsanlar her konuda bilgili, her konuda yorum yapmaya hak sahibi ne yazık ki …

Kerem: Hep yakında konser var mı diye sorup, konser zamanı tek bir konserimize gelmeyen kadim!!! dostlarımız var…

20170306_Mors_3lu_calgi

Ama bir yandan da hiç ummadığın insanlar destek olur, dost bildiklerin seni görmezden gelir. Bunu biz de yaşıyoruz maalesef…

Altuğ: Bazen de şöyle tepkiler alıyoruz; hayatımızdan çaldığımızı düşünüyorlar ve böyle bir hobiye nasıl zaman ayırabildiğimize şaşırıyorlar. Ya da “ooo iş ortamın rahat demek ki?” gibi tepkiler alıyoruz. Oysa biz, ne kadar yoğun olursak olalım, zamanın yaratılan bir şey olduğunu düşünüyoruz. Biz de tam tersine hobisi olmayan insanlara garip bakıyoruz. Deşarj olabilmek için herkesin bir hobisi olmalı. Sonra şöyle oluyor; hobisi olmayan insanlar deşarj olamadığı için kötü yönetici oluyorlar, egoları ile hareket ediyorlar, şirkette sevilmeyen insan oluyorlar.

Çünkü bütün hayatları sadece iş oluyor. Ve herkesten de bunu bekliyorlar.

Altuğ: Aynen öyle, gecenin 12’sinde mail atıp cevap bekleyen, ekibine kötü davranan, bilgi saklayan, dedikodu yapan insanlar var iş hayatında. Biz bu albümde biraz da onlara dokundurduk 🙂 .

Tamam anladık da ne zaman para kazanacaksınız? (kahkahalar) Şaka bir yana, gelecek planınız nedir grupla ilgili?

Murat: Ben diyeceğimi dedim 🙂 Ben bu işi meslek olarak edinmeye ve profesyonel olmaya kararlıyım.

Kerem: İnşallah.

Altuğ: Olsa hayır demem 🙂 ama motivasyonumuz para değil.

Kerem: Yine de bu stüdyodan para kazanabiliriz diye umuyorum.

Bir şirket gelse dese ki “bizim bir bayii toplantımız var”…

Kerem: Onu çok düşündük aramızda ama o işler ajanslardan yürüyor. IK bir ajansla çalışmayı uygun buluyor genelde. Bir ajansa girmemiz gerekir. Onu da düşünmedik. Bir de şarkılarımızı orada çalabilir miyiz emin değiliz. Bizi istemeyebilirler. Muhalif ve protest kalıyoruz biraz.

Murat: Cover çalabiliriz öyle bir ortamda, o zaman olabilir.

Erdinç: Özellikle “altın yaka”lar (üst yönetim) istemez, üzerine alınan olur.

“Kafasına kravatı bağlayıp dans eden bir patron” mesela?

Kerem: Türkiye’de zor.

Erdinç: İçinde olsa bile karizmasını bozmamak için yapmaz.

Biz kendimizle dalga geçemeyen bir toplumuz. Biz şirket sahibi olsak özellikle sizi çıkarırız (o yüzden artık kurumsal çalışmıyor olabilir miyiz?).

Altuğ: Dinozor yöneticiler var maalesef.

Ve veliahtlarını yetiştiriyorlar, yeni nesil de öyle geliyor. IT bu konuda biraz daha iyi ama.

Kerem: Bir de bizim sektörde şu var, biz fazla insanla muhatap olmuyoruz. Hatta özellikle benim işim çok teknik, dolayısı ile biraz arızayız. Pek sevilmiyoruz diğer departmanlar tarafından.

İlişkiler işin kendisinden daha yorucu olabiliyor.

Altuğ: Kesinlikle.

Bizi ilk duyduğunuzda aklınızda ne canlandı, şimdiki fikriniz ne? Bir de eleştiri ve önerilerinizi alalım. Bize ve diğer beyaz yakaya.

Kerem: Röportajlarınızı çok beğendim. Ufuk açıcı bir site. Karar almak isteyenlere yardımcı olur. Özellikle Barakuda röportajını çok sevmiştim. Bu örnekleri okumak güzel. Bir de konunuz özel. Sosyal medyada daha aktif olmanızı öneririm. Daha ilginç haberler vs. paylaşabilirsiniz plaza hayatı hakkında.

Altuğ: Önerim: Müzik grubu kurun (kahkahalar). Şaka bir yana kendi adıma en keyifli röportajımdı.

20170306_Mors_tekli_calgi

Çok teşekkürler.

Altuğ: Çünkü röportaja gelen bazı kişiler ve bize “işte albüm yapan gereksiz bir grup daha” diye bakabiliyorlar bunu hissediyoruz. Albümü ve geçmişimizi hiç çalışmadan ilgilenmeden gelebiliyorlar sadece röportaj olsun diye… Hatta “soruları bizim hazırlayıp cevapladığımız bir röportaj” göndermemiz bile istenmişti daha önce.

Ama o röportaj olmuyor.

Altuğ: Evet, olmuyor. Siz mesela buraya geldiniz sorular hazırlamışsınız. Baya dinlemişsiniz bizi, yüz yüze görmek için gelmişsiniz, çok etkilendik. Gerçekten işinizi özveriyle yapıyorsunuz.

Teşekkürler. Evet çok severek yapıyoruz. İşimizi severek yapmanın keyfine vardık.

Altuğ: Biz de çok keyif aldık.

Deşifreden bile keyif alıyoruz.

Altuğ: Beyaz yaka ne yazık ki daha bireyci ve haklarından habersiz. Mavi yaka mesela örgütlü ve haklarını biliyor. Biz öğlen Starbucks’tan lattemizi alınca kendimizi önemli sanıyoruz. Oysa ilgisi yok, hepimiz işçiyiz. Bu bilincin artması lazım. Sizin oluşumunuz bunu anlatmakta çok başarılı olabilir.

Sloganımız “alt tarafı iş hayatı” .

Altuğ: Süpermiş. Beyaz yakalı için: işi bugün var ama yarın olmayabilir. Bir çok insan işinden ve koşullarından şikayetçi ama kimse bir şey yapmıyor. Hep bir mucize bekliyorlar ama Godot’u bekliyorlar aslında. Bir de “haydi hep beraber şunu değiştirelim” diye yola çıkarsınız, bir bakarsınız ki arkanızdan kimse gelmez çünkü beyaz yaka ürkektir.

Timur’un fili gibi 🙂 . (Aksak Timur, Akşehir’e gelirken yanında bir de erkek fil getirmiş. Fil bu, bağ bahçe tanımıyor, önüne gelen yeri talan ediyormuş. Bununla kalsa iyi, Akşehirliler fili beslemek için ambarda, kilerde ne varsa tüketmişler. Bakmışlar böyle olmayacak, Hoca’ya:

Aman Hocam, demişler, Hünkâr seni dinler; bir konuş da şu fil belasını başımızdan alsın.

– O zaman demiş, Hoca, toparlanın, o aksak mendebura derdimizi birlikte anlatalım.

Hoca önde, Akşehirliler arkada, huzura çıkmak için yola düşmüşler. Otağın kapısına gelindiğinde Hoca arkasına bakmış ki in cin top oynuyor. Bir Allah bir kendisi! Ben yapacağımı biliyorum, diyerek huzura çıkmış.Timur sormuş:

– Hayırdır, Hoca, yine ne istiyorsun?

– Hünkârım, demiş Hoca, Akşehirli sizin fili çok sevdi; ancak yalnızlığına üzülüp duruyor, ferman buyursanız da yanına bir de dişi fil getirseler.

Timur memnun:

– Çok yaşa Hoca, demiş, bunu nasıl düşünemedim. Var git müjdeyi hemen ver.

Hoca, otağın kapısından çıkınca, sağa sola saklanan Akşehirliler etrafını sarmışlar:

– Müjde bekleriz Hoca, fil ne zaman gidiyor?

Hoca müjdeyi vermiş:

– Alın size müjde, dişisi de yarın geliyor! )

Altuğ: Aynen. Plaza çalışanları olarak daha samimi olmaya ihtiyacımız var.

(PD-Burada ne projeler yaptık, ne projeler…)

Önerilerinizi alalım.

Erdinç: Çalışırken şunu bilin ki hepimiz birileri tarafından kullanılıyoruz. Patronlarımız, müdürlerimiz, sistem tarafından. Onlarda başka üst sistemler tarafından… Bunu bilirsen rahat çalışırsın, rahat çalışınca da hızlı yükseliyorsun. Ben işimi hobi olarak yapıyorum, başka türlü sevemezdim zaten. Müziğe daha fazla zaman ayırmaya çalışıyorum. Hep böyle oldu. O nedenle bir şeyler üretmek daha değerli bence.

Samimi sohbetiniz ve misafirperverliğiniz için çok teşekkür ederiz. Çok güzel ağırladınız bizi.

Biz çok teşekkür ederiz.

Röportajın başında aldığımız söz üzerine sorularımız bitirince kayıt odasına geçildi, akorlar kontrol edildi ve…

20170306_Mors_coklufotograf

Mini Test / O mu, bu mu ?

İlk defa bir müzik grubuyla (4 kişi ile birden) röportaj yaptığımız için mini testimiz de azıcık değişmek zorunda kaldı. Bir soru sorduk, dört cevap aldık ve çok eğlendik 😉

  1. Çay mı Kahve mi? 3 kişi Kahve , 1 kişi Çay
  2. Canon mu Nikon mu? Herkes Canon’cu 🙂
  3. Vezir mi Piyon mu? Hepsi birden Veziiir dedi…
  4. Rezidans mı Villa mı? Yine herkes ağız birliği etmişcesine ‘Villa’  dedi 🙂
  5. Fifa mı Pes mi? 3 Pes, 1 Fifa
  6. Kedi mi Köpek mi? 3 Kedi 1 Köpek
  7. I phone mu Samsung mu? 3 Samsung, 1 I phone
  8. Pizza mı Lahmacun mu? Tabii ki lahmacuuuun! (biz de dahil ;))
  9. Twitter mı Instagram mı? Herkes Instagram’cı çıktı… ;))

 

E Hani Nerde Müzik?

MORS’un röportaj sonrası bizim için özel sergiledikleri canlı performans’tan bölümler… Şarkılara eşlik halinde olduğumuz için çekimler pek başarılı olamadı, affınıza sığınıyoruz 🙂

 

Plazadan Dünyaya

siz_son

3 kadın; 3 Mersinli; 3 blogger; 3 plaza kaçkını; 3 bulgurofil; 3 Leyla :)

Beyaz Yakalı “MORS”“ için 1 yorum yapılmış.

  • AYŞE TARHAN

    (Haziran 22, 2017 - 12:56 pm)

    Keyifle okudum. Fazlasıyla samimi bir röportaj olmuş. Yolları açık olsun. Benim görüşüm bir parçayı çocuklar beğenip diline doluyorlarsa o parça tutar. Benim kızlarım albümü baştan sona ezbere biliyorlar, sıklıkla mırıldanıyorlar (daha doğrusu bağırarak söylüyorlar:)))), arabaya biner binmez mutlaka “beyaz yaka’yı aç, sesini aç” replikleri geliyor, arka koltuktan.
    Ayrıca Siz plazadan dünyaya ekibini tebrik ediyorum. Çok başarılı buluyorum, çok keyif alarak yaptıkları için olsa gerek zaten başarı geliyor. MORS’un albümde anlatmaya çalıştığını siz web sayfanızda ve harika sloganınızla bizlere hatırlatıyorsunuz. “….alt tarafı iş hayatı”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir