Brazzaville

Pazar gününe yakışan şarkılar vardır ya… Terapi gibidir, sakinleştirir, rahatlatır, mutluluk verir, hayal kurdurur, pazartesi sendromuna hazırlar 🙂

İşte; The Clouds in Camarillo, Star Called Sun, Sophie Brown, Peach Tree, Bosphorus gibi Brazzaville şarkılarının bana hissettirdikleri…

“Saf müzik” yapan bu harika adamları çok sevmemin başka bir nedeni de; herkes genelde New York, Paris, Los Angeles gibi şehirler ve oradaki kadınlar için şarkılar yaparken, onların şarkılarında farklı şehirlerdeki kadınların hikayelerinin olması.

Girl From Vladivostok”, isminden de anlaşılacağı üzere Vladivostok’lu bir kızın hikayesini, “Aquamarine” ise Çinli bir kadının hikayesini anlatıyor.

Caspian Sea“’de ise, Bakülü Gülnar’ın para biriktirip İstanbul’a kaçma planları var.

Gelelim “Bosphorus“un hikayesine;

Grup 2005’te İstanbul’a ilk kez Caz Festivali’ne geldiğinde, festivale katılan gruplardan birine rehberlik yapan Özgecan Tapa ile tanışıyor. Özgecan gruba, dansçı olduğunu ve okumak için Almanya’ya gideceğini anlatıyor. Grubun solisti David Brown, Almanya’ya yerleşip yerleşmeyeceğini sorduğunda ise, İstanbul’a daima geri döneceğini; çünkü Boğaz’la evli olduğunu söylüyor. Çünkü Özgecan, 16 yaşındayken bir gün vapurla karşıya geçerken, bu kentle olan bağını hep korumak için yüzüğünü Boğaz’ın sularına bırakmış. Anlattıklarının saf güzelliği David Brown’u çok etkiliyor ve Bosphorus’u yazıyor. Şarkının klibi, tabii ki İstanbul’da çekiliyor ve klipte Özgecan Tapa oynuyor…. 🙂

Hikayesi nefis ama bence en güzeli,  yabancı bir gruptan böyle etkileyici bir İstanbul şarkısı dinlemek…

Keyifli dinlemeler,

Mutlu hafta sonları!

İrem Devseren

author_3

Yemek diye hayal ürünlerini paylaşan bir blogger; mutlulukların ve sevginin paylaşıldıkça çoğalacağına inanan bir hayalci; kuzukafalının tombiği, felsefeye meraklı, doğuştan küt saçlı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir