Bu Dünyaya Mutlu Olmak İçin Geldik!

dort-anlasma

“Bir kitap okudum, hayatım değişti!” demek isterdim ama maalesef öyle olmadı. 🙂 “Farkındalığım arttı, değişmek istedim ve değiştim. Don Miguel Ruiz’in “Dört Anlaşma” kitabı da bana bu süreçte yardımcı oldu.” demek, sanırım daha doğru olacak. Çünkü insanların ancak değişmek istedikleri zaman değişebileceklerine inanıyorum.

Siz de değişmek ve sonucunda daha mutlu olmak istediğinizi iliklerinize kadar hissediyorsanız bu kitabı okuyun!
Kitapta bahsedilen dört anlaşmaya geçmeden önce Toltek hakkında kısaca bilgi vermek istiyorum. Toltek Bilgeliği yalnızca efsanelerde ve hikayelerde varolan ölü bir gelenek değil, bugün hala bir kısım Meksika Kızılderilileri tarafından uygulanan canlı bir öğreti ve yaşam sanatıdır.

Gelelim meşhur dört anlaşmanın neler olduğuna;

1. Anlaşma – Kullandığın Sözcükleri Özenle Seç : Söz, sahip olduğumuz en güçlü araçtır. Ama iki yanı keskin kılıç gibi, sözümüz en güzel rüyayı da yaratabilir, etrafımızdaki her şeyi de yok edebilir. Bu yüzden sözlerimiz, arı, kusursuz, eksiksiz ve gunahsız olmalıdır.

Söz büyüdür. Bizler de aslında sözü kullanma yetisine sahip birer büyücüyüz. Ancak sözün gücünü yanlış biçimde kullanarak sürekli (çoğu zaman farkında olmadan) kara büyü yapıyoruz. Örneğin; sabah kendimizi mutlu hissederek uyandık, giyindik, süslendik dışarı çıktık. Mutlu bir şekilde caddede yürürken bir arkadaşımıza rastladık. Arkadaşımız bizi süzerek; “Ne oldu sana böyle? Bu elbiseyi çok mu aradın? Sana hiç yakışmamış. Üzerinde çok kötü duruyor.” dedi ve bizi incitti. Onun fikrini kabul ettiğimiz anda bu bir anlaşmaya dönüşür. Bir fikrin kara büyüye dönüşmesi böyle olur. Büyüyü bozmanın tek yolu ise gerçeğe dayalı yeni bir anlaşma yapmaktır. Kara büyünün en kötü şekli ise dedikodudur.

2. Anlaşma – Hiçbir Şeyi Kişisel Algılama : Bireysel önemlilik ya da kişisel algılamak, bencilligin en üst düzeydeki ifadesidir. Çünkü her şeyin “kendimizle ilgili” olduğunu varsayarız. Her şeyin merkezinde kendimizin olduğunu düşünürüz. Ben, ben, ben, daima ben!

İnsanlar bize “çok iyisin, sen bir meleksin” dediklerinde kişisel algılamamalıyız çünkü bilmeliyiz ki karşımızdaki kişi o anda mutlu, kendini iyi hissediyor ve bizi onaylıyor. “Çok kötüsün, sen şeytanın tekisin” dediklerinde de kişisel algılamamalıyız, çünkü bilmeliyiz ki karşımızdaki kişi o anda bize kızgın. Her iki durumda da insanların söyledikleri bizi etkilememeli. Çünkü biz ne olduğumuzu biliyoruz. Kabul görmek, onaylanmak gibi bir ihtiyacımız yok.

3. Anlaşma – Varsayımda Bulunma : Her şeyle ilgili varsayımda bulunma eğilimimiz vardır. İşin kötü tarafı varsayımlarımızın tamamen gerçek olduğuna inanırız.

Örneğin; ilişkilerde varsayımda bulunmak problemlere davetiye çıkarmak demektir. Genellikle partnerimizin bizim ne düşündüğümüzü bildiğini varsayar ve ne istediğimizi söylemenin gerek olmadığını düşünürüz. Partnerimizin bizim istediğimiz şeyi yapacağını, çünkü onun bizi çok iyi tanıdığını varsayarız. Eğer bizim beklediğimiz gibi davranmazsa alınır ve inciniriz.

Aslında gerçeği duymaya cesaret edemediğimizde ya da açıklama istemekten korkutuğumuzda varsayımlarda  bulunuruz ve varsayımlarımızın doğru olduğuna inanırız. Soru sormak daima varsayımlarda bulunmaktan iyidir.

4. Anlaşma – Daima Yapabildiğinin En İyisini Yap : Her koşul altında yapabileceğimizin daima en iyisini yapmalıyız, ne daha fazla ne daha az. Çoğumuz maaş aldığımız günün uğruna işe gidiyoruz, haftasonunu iple çekiyoruz. Bir ödül için çalışıyoruz ve bunun sonucunda yaptığımız işlerden zevk almıyoruz. İtiraf etmek gerekirse mümkün olduğunca az şey yaparak ödül almak istiyoruz. Bu da işleri zorlaştırıyor ve yapabileceklerimizin en iyisini yapmanın hazzını yaşayamıyoruz.

Diğer taraftan, bir ödül beklentisi olmaksızın, yaptığımız her şeyin hakkını verirsek, her aksiyondan haz aldığımızı da farkederiz. Ödül yine gelir ama ödüle bağımlı olmayız. Hatta bir beklentimiz olmadığında ödül fazlasıyla gelir.

Eee hepsini yazmayayım, gerisini de siz okuyun! 🙂

Umarım, bugün sizler için de yeni bir rüyanın başlangıcı olur…

Sevgilerimle,

İrem Devseren

author_3

Yemek diye hayal ürünlerini paylaşan bir blogger; mutlulukların ve sevginin paylaşıldıkça çoğalacağına inanan bir hayalci; kuzukafalının tombiği, felsefeye meraklı, doğuştan küt saçlı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir