Çalışan Anne Gözünden “Kısmi Çalışma”: Avantajları-Dezavantajları

Plazadan Dünyaya olarak, hep “herkes istediği çalışma şartlarında çalışsın, herkes istediği işi yapsın” dedik, demeye de devam edeceğiz. Bu yüzden, Kasım 2016’da yürürlüğe giren ve ‘kısmi çalışma’ olarak bilenen yönetmelikle ilgili merakımız büyüktü. Bu yönetmeliğe uygun olarak 10 aydır çalışan iki çocuk annesi, bankacı -ismi bizde saklı- bir takipçimizden gelen bir e-mail ile bu merakımız biraz olsun giderildi. Umarız bu yazı, bu şekilde çalışmak isteyen çalışan annelere yol gösterir. Konuk yazarımıza izlenimlerini ve deneyimlerini bizimle paylaştığı için çok teşekkür ederiz. 

Siz de konuk yazar olmak ve farklı konularla ilgili düşüncelerinizi, deneyimlerinizi bizlerle paylaşmak isterseniz  iletisim@plazadandunyaya.com adresinden bize ulaşabilirsiniz. 

*****

Sevgili Plazadan Dünyaya ekibi,

Farklı çalışma modelleriyle ilgili olarak yazdığınız yazıları takip ediyorum. Bu sebeple, kendi deneyimlerimden yola çıkarak size “anne olarak kısmi çalışmanın olumlu ve olumsuz yönleri”nden bahsetmek istedim. Umarım sizin ve takipçilerinizin bazı soruları cevaplanmış olur.

Yaklaşık 10 aydır, 8 Kasım 2016 tarihinde Resmi Gazetede yayınlananAnalık İzni  veya Ücretsiz İzin Sonrası Yapılacak Kısmi Süreli Çalışmalar Hakkında Yönetmelik”e uygun olarak, haftada 3 gün (Pazartesi-Salı-Çarşamba)  tam mesai çalışarak  “kısmi çalışma hakkımı” kullanmaya başladım.

Bu yönetmelik Resmi gazetede yayınlandığı sırada 2. doğumumu yapmış, ücretsiz izin hakkımı kullanıyordum. Dolayısıyla yönetmeliğin annelere çok büyük fayda sağlayacağını düşünüp çok mutlu oldum. Tam zamanlı haftalık çalışma saatinin maksimum 2/3’ü kadar çalışacak, buna karşılık olarak mevcut ücretimin 2/3’ü kadar ücret alacaktım. Hem çocuklarıma vakit ayıracaktım, hem de üretmeye ve para kazanmaya devam edecektim.

Fakat yönetmelik sonrası basında çıkan birkaç yazıda aslında amacın, annelerin çalışmasını sağlamak değil, iş dünyasından uzaklaştırmak, eve hapsetmek olduğu yazıyordu. Buna gerekçe olarak, bu hakkını kullanmak isteyen anneye işverence olumlu cevap verilmeyeceği ve annenin işten çıkarılacağı belirtiliyordu. Aslında doğru bir tespit olmasına karşılık, yönetmelikte annenin bu sebepten dolayı işten çıkarılamayacağı net bir şekilde belirtilmişti. Yani anneler kanunen koruma altına alınmıştı.

Fakat ücretsiz iznim bitip işe dönüp, bu talebimle ilgili İnsan Kaynakları Bölümü’ndeki yetkiliyle konuştuğumda; kendilerinin yasa gereği bu talebi kabul etmelerinin mecbur olduğu ama annenin isterse “anlaşarak” işten ayrılmasının mümkün olacağı, benden önceki talepleri bu şekilde karşıladıklarını “off the record” olarak belirtti. Yani yasa sonrası yapılan tespitler doğru idi. Anne kısmi çalışma talebinde bulunuyor, kurum tatlı tatlı anneyi “anlaşmalı işten çıkarmaya” yönlendiriyordu.  Aslında bana da bunu yapmak istediler ama benim konuya hazırlıklı ve kararlı olduğumu görünce kısaca “anlaşmalı ayrılığı” dile getirip geçtiler.

Bu noktada “anlaşmalı ayrılığı” açıklamak gerekirse; çalışanın kıdem, ihbar, izin gibi alacaklarının tamamını vermek, hatta işsizlik maaşından  yararlanacak şekilde uygun gerekçe ile işten çıkarmak diyebiliriz.

Hiçbir yönetici çalışanının kısmi çalışmasını istemiyor. Bu yüzden İnsan Kaynakları (İK) ilk aşamada anneyi diğer bir seçenek olan anlaşmalı ayrılığa yönlendiriyor. Daha doğrusu bu yönetmeliğe karşılık, kurumlar tarafından böyle bir seçenek üretilmiş durumda.

İK ile olan 1. aşama sonrası, yöneticinizle olan 2. aşama geliyor. Bu kademe benim açımdan çok daha zorlu geçti.  Hiçbir yönetici, elemanının hem kadro doldurup hem de 3 gün çalışmasına sıcak bakmıyor. Benim yöneticim de sıcak bakmadı. Bayağı sert bir görüşme oldu. Ama bu konuda hazırlanıp karşısına geçmiştim. Az maaş alacağımı, sigortamın çalıştığım süreye göre ödeneceğini yani kurumuma maddi olarak bir yük teşkil etmeyeceğimi sıraladım. Hatta benim olmadığım zamanlarda geçici bir  işçinin çalışabileceğini de belirttim (ilgili kanunda bu konu da belirtilmiş).

PD_kısmı calisma-design-desk-display-313690

Görüşme sonunda kendisini de cc’ye ekleyerek talep dilekçemi, kısmi çalışmaya başlamak istediğim tarihten 1 ay öncesinde İK’ya gönderdim. İK, onay mailini gönderdi ve artık kısmi çalışandım. 3 gün tam mesai yapıp, haftanın kalan 4 gününde çocuklarımla ilgilenecektim.

Buraya kadar onay süreci ve yaşadığım sıkıntılardan bahsettim. Çalışırken işyerinde karşılaştığım sıkıntılara gelecek olursam;

  • Maaş hesaplaması: Tam zamanlı bordroda olan rakam çalışma süremize (normal bordromuzda normal çalışma gün sayısı 30 gün görülmektedir) 30’a bölünüyor. Çıkan rakam ilgili ay içinde kaç gün çalışılmış ise, onunla çarpılıyor. Şöyle ki; 2018 Mart ayında toplam 12 işgünü (Pazartesi-Salı-Çarşamba gün sayısı) çalışıldığından sadece 12 günlük maaş alınıyor. Haftasonları kısmi çalışmadan sayılmıyor. Sadece çalışılan iş günü hakediş olarak hesaplanmakta (Kısmi çalışmada hafta sonu tatili hakedilmiyormuş). Annelerin kısmi çalışması ile ilgili yönetmelikte maaş konusu net olmadığından işveren maaş konusunu bu şekilde yorumluyor. Tam zamanlı çalışmanın süresine oranla  %60 çalışmanıza rağmen, ücret karşılığı %40 oluyor. Çok ciddi bir haksızlıkla karşı karşıyayız.

Ben bu konu ile ilgili şikayetimi Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER)’e ilettim, avukat arkadaşlarıma danıştım. BİMER, çalışma kanununun ilgili maddelerini kopyalayıp göndermiş; yoruma açık. Kimi maddede “eşitlik” durumundan bahsederken, başka maddede hafta sonu tatili kazanma şartlarını anlatmış.

Hatta bir arkadaşım Çalışma ve Sosyal Bakanlığı’na ve Bakan’a tweet bile gönderdi ama maalesef bir cevap alamadı.

Nereye danışmalıyız, kime derdimizi anlatmalıyız?

Evet devlet, çalışan anneleri ve bebeklerini korumak için bir kanun çıkarıyor ama birçok konu açıkta kalıyor, işverenin yorumuna bırakılıyor. Ciddi bir mağdurluk söz konusu.

İşveren çok net bir şekilde bu durumdan karlı çıkıyor. %60 çalıştırıp, %40 maaş veriyor. Bu maddi haksızlığa maddi ve manevi olarak dayanmak çok zor.

  • Prim ve maaş artışı: bana geçen senenin primi verilmedi. Sebep, 3 ay ücretsiz izin kullanmış olmam. Ama önceki sene de verilmemişti. Ona sebep ise performansım gösterildi. Halbuki performans dökümanım doldurulmamış bile. O dönemde, 16 haftalık yasal doğum izninde olduğum için değerlendirme bile yapılmamış, üstelik bu kurumda ben 12 yıllık çalışanım. Konu ile ilgili İK’ya yazmama rağmen “siz doğum yaptınız, 2 senedir biz sizi cezalandırıyoruz.” demiyor, onun yerine devamlı bir neden üretiyor.

2018 maaş artışı ise, kurum içinde ortalama %8-10 iken, bana yapılan, gene ücretsiz izin kullanmış olmam sebebiyle %3,5.

Gene maddi kayıp; maaş az, prim yok, zam ortalamanın dibi.

PD_kısmi calisma_c-clamp-cash-close-up-46242

Ben ücretsiz izin alarak zaten ücret almamışım, sen işveren olarak sigortamı ödememişsin. Kısaca kuruma hiçbir maddi yüküm yok ama doğum yapmış olmanın bedeli anneye  2 sene boyunca ödettiriliyor.

Hükümet, 3 çocuk diye üremeyi teşvik ederken, işverenler senelerce anneyi doğum yaptığı için cezalandırıyor.

  • Çalışan olarak durumun: Yöneticin tarafından adam yerine konmama, kendi işin ile ilgili bile muhattap alınmama, işlerle ilgili bilgilendirme yapılmaması… İlk zamanlar bu durumu şahsen kafama çok taktım, çok üzüldüm. Ama yaşaya yaşaya palazlanıyorsun galiba. Artık eskiden çok üzecek, günlerce aklımdan çıkmayacak, uykularımı bölecek olayları şimdi takmamayı öğrendim, “alt tarafı iş” deyip geçiyorum (PD notu: helal sana! 🙂 ). Tam zamanlı ve çok yoğun çalışırken bile yöneticim tarafından takdir edilmiyordum şimdi mi ilgi bekleyecektim. Tecrübe başka birşey gerçekten…

Yukardaki 3 madde “kısmi çalışan annenin” yaşadığı maddi ve manevi zorlukları içeriyor. Olumlu yönü ise;

  • 4 gün çocuklarla doya doya vakit geçirme fırsatı: Bebeğimi istediği kadar emziriyorum, her gün parka götürüyorum, oyunlar oynuyorum, çocuklar için yeni tatlar, şekersiz ürünler deniyorum. Büyük çocuğumu okuldan gelince ben karşılıyorum, kendisi ile uzun uzun sohbet ediyorum, dersleri ile ilgileniyorum.

PD_kısmı calisma-baby-black-and-white-children

Oturduğumuz site içinde vakit geçirdikçe (tam gün çalışırken hiç böyle bir fırsatım olmuyordu, sadece kapı komşumu tanıyordum) yeni arkadaşlarım, komşularım oldu, onlarla yaşıt çocuklarımızı bir araya getirip ev oturmaları yapıyoruz, sohbet ediyoruz. Çok değişik iş hayatlarından gelip, değişik tecrübelere sahip birçok anne tanıdım. Plazaların, ofislerin dışında da bir hayat olduğunu görmüş oldum 🙂

Tabii ev işlerini 4 güne yayıp daha organize bir şekilde yürütüyorum.  Ben 2 çocuklu olduğumdan mı yoksa çocuklarla genellikle yalnız ilgilendiğimden (eşim çok yoğun çalışıyor) mi bilemiyorum, inanın bu 4 günde bana pek vakit kalmıyor. Ama zorlayıp ayda birkaç defa 3-4 saat evden uzaklaştığımda da, hiçbir vicdani rahatsızlık hissetmiyorum.

Ve 4 günün sonunda çok yorulmuş bir şekilde, pazartesi günü işe geliyorum. Bu satırları okuyan anneler şu konuya kesin katılacaklardır; ev hayatı, iş hayatından daha zor ve sıkıcı. Ev içindeki rutinlik çalışmaya, strese, üretmeye  alışmış bünyelere iyi gelmiyor.

Çalışma hayatı, daha organize olmayı gerektiriyor. Evdeyken telefona bakmaya bile vakit bulamazken,  iş yerinde  öğle ve iş aralarında özel işlerimi çözümlemek daha kısa vaktimi alıyor.

Kısmi çalışma hakkı; anneye, çocukları ile zaman problemi olmadan kaliteli vakit geçirme, ev işlerini organize edebilme ve kendine vakit ayırdığında vicdan rahatsızlığı hissetmeme özgürlüğü tanıyor. Aksi takdirde hafta içi koştura koştura eve gitme arzusu, hafta sonu ise 2 günde ev işi yoğunluğu sebebiyle annenin kendine ayıracağı vakti kalmıyor.

4 günü doyasıya geçirip, Pazartesi günü işe geldiğimde ise “bebeğimi evde, annesiz bıraktım” duygusu hiç olmuyor. İşteki 3 gün boyunca  hem üretip, hem para kazanma imkanına sahip olmanın verdiği kişisel tatmine kavuşuyorum. Ayrıca ev ortamından çıkıp hazırlanarak işe gelmek, iş yerinde sosyalleşmek ev rutini sonrası insanı çok rahatlatan faktörler.

İlgili yönetmelik istediğiniz zaman “tam zamanlı çalışmaya” geçmeye hak tanımış, 1 ay öncesinde İK’ya dilekçe vermeniz yeterli. Ben de buna dayanarak, belirttiğim zorluklar ve haksızlıklar karşısında tam gün çalışmaya geçmeyi çok düşündüm ama çocuklarıma kıyamadım. 5 günlük çalışmak maddi anlamda iyi olacak fakat ev düzenimiz çok bozulacak, bebeğime ve büyük çocuğuma yetişemeyeceğim ve gerileceğim. Ben gerildikçe onlar da gerilecek, huzursuz bir aile ortamı olacak. Sonuç olarak; -eşimden de destek alarak- bir süre daha bu şekilde idare etmeye karar verdim.

Peki hem çocuğuna vakit ayırma, hem kariyer yapma amaçlı çıkarılmış bir kanunda neden maddi konular net değil? İşverenlerin yorumuna bırakılmış? Kısaca “çocuk mu, kariyer mi?” sorusuna “her ikisi de” cevabı verilip, “Analık izni veya ücretsiz izni sonrası yapılacak kısmi süreli çalışmalar hakkında yönetmelik” kapsamında çalışmaya devam edilmesi durumunda anneleri kolaylıkların yanında ciddi zor koşullar bekliyor.

İlgili devlet yöneticilerine ulaşmak, sistemdeki maaş ile ilgili sorunları ve bu hakkımızı kullanılarak maruz bırakıldığımız haksızlıkları, maddi baskıları dile getirmek umudu hep içimde oldu. İşverenler yoruma açık maddi konuları kendi menfaatleri doğrultusunda yorumluyor ve uyguluyor. Belki bu arada maaş haksızlığına son verecek, yönetmelikte yoruma açık olan konuları netleştirecek resmi bir merciye ulaşma imkanımız olur.

Evet güzel düşünülmüş ama pratikte eksiklikler içeren bir yasa olmuş. Türkiye’de birçok kişi asgari ücret düzeyinde çalışırken bu kanun gerçekten hangi gelir düzeyindeki annelere hitap edecek, anlamış değilim. Bu ham hali ile asla yeterli sayıda anneye faydası olmayacak. Sadece “yasa var mı, evet var” durumu ortaya çıkmış.

Kısaca 10 aylık tecrübeme dayanarak  “kısmi çalışmanın” zorlukları ve faydaları ile ilgili yaşadıklarımı ve yasanın eksikliklerini anlatmaya çalıştım. İş yerinde olabilecek maddi ve manevi yıldırma politikası en ağır olanı. Bu şekilde çalışmaya karar verirseniz bu duruma hazırlıklı olun. Hele normalde de yöneticinizle aranız çok iyi değilse bu yıldırma süreci daha ağır geçecektir.  Fakat kanuni olarak bu hakkı kullandığınızı bilmek üstelik işverenin herhangi bir kaybı olmadığı gibi sizin üzerinizden karı olduğunu düşünmek ve tabii çocuklarınız için bu duruma katlandığınızın bilincinde olarak, eşinizden de destek alarak bu süreci güçlü bir şekilde atlatabilirsiniz. Biz kadınlar cidden çok güçlüyüz, eğer yaptığımız işe ve aldığımız karara inanıyorsak bizi devirmeleri imkansız. Ben kadın enerjisine ve dayanışmasına çok inanıyorum..

Bu yasadan faydalanan ilk annelerden biri olarak, umarım yukarda kısaca paylaştığım tecrübeler ve yorumlar bu kanun kapsamında “kısmi çalışmaya” geçmek isteyen anneler için faydalı olur. Uygulamadaki eksiklikler ise ilgili kanun koyucular tarafından farkedilir.

Sevgilerimle 🙂

*******

Siz ya da çevrenizde bu şekilde kısmi çalışanların, konuyla ilgili fikirlerini de öğrenmek istediğimizi yeniden hatırlatalım. 

Herkese çalışmak istedikleri çalışma ortamları olması dileğimizle, sevgiler:)

Görseller: pexels.com

Konuk Yazarlar

author_6

Yazılarıyla bizi zenginleştiren, bize motivasyon ve ilham kaynağı olan, ne kadar teşekkür etsek az gelecek olan dostlarımız...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir