Çalışma İmkanı Da Sunan İstanbul’daki Parklar :)

Çalışma zamanını ve yerini kendi ayarlayabilen şanslı insanlardan mısın? Evde mi daha rahat çalışıyorsun, yoksa konsantre olabilmek için kendini dışarılara mı atıyorsun? Bir co-working alanında çalışmıyorsan, kafede falan çalışmak biraz maliyetli bir hal alabiliyor. Bu sebeple, hazır sıcaklar bir nebze sakinlemeye yüz tutmuşken, yeni ekonomik (!) ve havadar alternatifleri sıralamanın vaktidir 🙂 Daha önce Freelance çalışma hayatına giriş yazılarından birinde yazmıştım, havalar güzelken, bu havalardan faydalanmak iyi oluyor.

Bütün şehir, işler, ruh hali üstüme üstüme gelmeye başlamışsa ve kaçabileceğim bir sahil kasabası da yoksa, benim kurtarıcım, şehirdeki parklar 🙂 Bazen sessizce kitabımı okumak, bazense dostlarımla piknik yapmak için ideal oluyor 😉 Benim gibi krem yakalıysan (serbest zamanlı çalışan, freelancer) hiç olmadı, ofisin sırtındaki laptopun ise bazen bir ağaç altında çalışmak iyi geliyor. Üstelik çayımı/kahvemi evde demleyip termosumla gittiysem, bir de en tazesinden bir sandviç hazırlamış veya börek paketlemişsem değmeyin keyfime 🙂 Bu noktada özellikle wi-fi imkanı sunan parklar olunca İstanbul’da çalışmanın tadı bir başka tabii 😉

Kişi başına düşen yeşil alan çok düşük olsa da, mevcut alanları değerlendirmek isteyenler için, deneyimlerimden yola çıkarak bir İstanbul’daki parklar listesi hazırladım 🙂

1- Caddebostan Sahil

Asya Yakası’nın Marmara Denizi kıyısında sahil boyunca uzanan bir hat aslında. Bu hat üzerinde Caddebostan hem buluşma, hem de sosyal imkanlar olarak avantajlı geliyor bana (Avrupa Yakası’nda oturan biri olarak). Sahildeki marketten meyve alıp, yere örtüyle bir ağaç altına serilmek mümkün (ki Plazadan Dünyaya olarak bunu arada yapıyoruz). Hafta sonları, uzun yaz akşamlarında katlanır sandalyeleriyle bir çok mahalle sakininin zaten bu güzel sahile akın ettiğine şahit oluyoruz her gittiğimizde.

IMG_5859
Caddebostan Sahil’inde, açık ofis (!) çalışan Plazadan Dünyaya ekibi 🙂

Yerde oturmaktan yorulanlar için Beltur‘un bir tesisi var, bilmeyenler için ekstra bilgi olsun. Ayrıca İBB’nin tuvaleti olması da avantaj (mekanı her yönüyle düşünmek lazım değil mi ama).

2- Moda Parkı

Moda Burnu’nu dönünce hemen orada, Caddebostan kadar geniş ve uzun olmasa da hafta içi gündüz saatlerinde sakin oluyor. Moda merkezinde ufak tefek alışveriş yapıp da geçebilirsiniz. Çoğunlukla fotoğraf sonrası uğradığım bir mekan haline geldi benim, size de tavsiye ederim.

3- Bebek Parkı

Avrupa Yakası’nın en güzel parklarında biri. Yıllanmış ağaçların altında, her daim Boğaz’a karşı püfür püfür esen bir park burası. Öncesinde çalışıp, üstüne kitap okuyup, gün akşama dönerken yürüyüş yapabildiğim ender mekanlardan.

IMG_7057

4- Yıldız Parkı

Avrupa Yakası’nda Beşiktaş- Ortaköy arası sahil yolundan veya Barbaros Bulvarı’ndan yürüyerek (evet biraz yol var ama az hareket iyi gelir) ulaşılabiliyor. Genellikle dostlarla sıcak yaz günlerinde pikniğe gittiğimiz mekanlardan. Bütün günü piknikle, içecek stokumuz bitince Beltur’un mekanlarından çay alarak geçirebiliyoruz. Gerçi hafta sonları düğün mevsimi sebebiyle, gelin fotoğraf çekimleri yüzünden biraz kalabalık olsa da bir süre sonra gözünüz alışıyor, merak buyurmayınız efem. Hatta o senenin gelinlik modelleri hakkında da bilgi sahibi oluyorsunuz 😉

1185761_10151661059430975_2144256420_n

5- Prof. Dr. Aykut Barka Parkı

İşte en son keşfettiğim İstanbul’daki parklardan birisi. Avrupa Yakası’nda Kültür Mahallesi’nde (Etiler tarafı) yer alan parkta, Beşiktaş Belediyesi‘nin ücretsiz internet imkanı var. Diğer parklara göre daha küçük, daha az merkezi bir lokasyonda. Çoğunlukla civarda oturan mahalleli tarafından tercih ediliyor. Gündüzleri emekliler ve bebeklerini gezdirmeye çıkmış anneler oluyor, bu anlamıyla da gayet sakin. İçerisinde spor alanları olması dolayısıyla da iyi bir alternatif.

IMG_6247

Siz parkları bu anlamda çalışma mekanı olarak değerlendiriyor musunuz diye merak ediyorum? Havalar kötüleşmeden yeni keşifler peşindeyim, bana önerileriniz hangi parklar olur?

Zeynep Erdoğan

plazadandunyaya_profil_zeynep02_2

Yemek yapmayı ve paylaşmayı terapi olarak gören bir blogger; vizörünün arkasındayken diğer terapisinde olan bir ileri amatör; utanmasa kapının gıcırtısıyla rakseden bir “dandöz”; orta avlu’nun 35lik’i; yeğenlerinin asker arkadaşı; fil hafızalı yer-yön uzmanı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir