Dersimiz : Dünya Turu

Öğr. Görevlisi : Çelebi Alper

 

karakurum mogolistan
Karakurum – Moğolistan

Hem üniversitede öğretim görevlisi hem de gezgin biri Alper Metin, namıdiğer Çelebi Alper. 15 yıldır sırt çantasıyla geziyor ama en çok sıra dışı ülkeleri tercih ediyor. Çelebi Alper ile seyahat maceralarını, ülke tercihlerini ve sinema tutkusunu konuştuk.

Biz dersimize çalıştık ama sizi henüz tanımayan takipçilerimiz için kısaca soralım, nerelisiniz, nerelerde okudunuz?

Trakyalıyım. Tekirdağ’ın Şarköy ilçesinde doğdum. Marmara Üniversitesi Bilgisayar Teknolojisi Bölümü’nden mezun oldum. Kocaeli Üniversitesi’nde bilgisayar öğretmenliği yapıyorum. Rahat bir işim var, onun imkanlarını kullanarak da gezebildiğim kadar geziyorum 🙂 .

Eğitiminizi aldığınız mesleğe nasıl karar verdiniz? Hep öğretmen olmayı mı istediniz?

Özel sektörde çalışmayı hiç istememiştim. Çanta, takım elbise falan pek bana göre değil. Bir gün araştırma görevlisi ilanı gördüm. Başvurayım dedim ve kabul edildim. Öğretmen olsam da ceket giyip kravat takacağım diye düşünüp öğretim görevlisi oldum 🙂 .

Peki meslek olarak bilgisayar bilinçli bir tercih miydi?

Teknik liseden mezun oldum, haliyle teknik bir bölümde okuyacaktım. Sosyoloji okumam zor olurdu yani 🙂 . Çocuklukta bilgisayar bölümünde okuyunca işsiz kalınmıyormuş derlerdi biraz da ondan tercih ettim galiba 🙂 .

Gezi hayatınıza ne zaman girdi, yoksa hep var mıydı?

Aslında uzunca bir süredir var diyebilirim. Önce işimle ilgili olarak İsrail, Romanya, Hollanda gibi ülkelere gittim. Sonra hoşuma gitti, ben bir gezeyim dedim 🙂 . 15 senedir çantam sırtımda geziyorum.

İlk yurtdışı seyahatiniz İsrail miydi?

Hayır, Amsterdam’a gittim. Kolaydan başladım diyebilirim.

Yurtdışına gitme, gezme hayali üniversitedeyken de var mıydı?

Aslında yoktu. Ben Şarköylüyüm. Yunanistan’a 1,5 saat mesafede olmamıza rağmen eskiden çok giden yoktu. Zaten yurtdışına çıkmak da zordu, sahip olduğunuz dövizi devlete kaydettirmek zorundaydınız.

Amsterdam’a gidişle beraber yurtdışına çıkmanın, farklı kültürler görmenin tadını mı aldınız ? Nasıl başladı gezi planları?

Gerçeği söylemek gerekirse pek tadını da alamadım. Gidişim işle ilgiliydi, yanımda iki kişi daha vardı ve yemek yemek için McDonalds’a gidiyorlardı. Otel uzak, araba kirala falan, aaa dedim ikinci gün, yeter. Hep McDonalds, McDonalds nereye kadar. Yabancı mutfak yemeyen tipler vardır ya, ben o tipleri pek anlamıyorum.

Ya da yurtdışına gidip kebap yerler. Seyahate çıkarken yanına paketlerce bisküvi alanlar var. Tamam huylusundur, her şeyi yiyemiyorsundur da… Türk lokantası aramayı biz de anlamıyoruz 🙂.

Hakikaten nedir bu ya. Sanırsın ki, 5 sene Alaska’da yaşadın da köfte özledin. Bir dur, daha kaç gün oldu ülkeden çıkalı.

Bana değişik şeyler yaşatacak ülkelere gitmeyi tercih ediyorum.

Çok merak ettiğimiz bir konu da şu: Yurtdışına yaptığınız seyahatleriniz size neler kattı/katıyor? Öğrencilerinizle olan ilişkilerinizi nasıl etkiledi?

Bir de “seyahat etmek için 20 neden” yazınızdan çok etkilendigimizi söylemeden edemeyeceğiz. Özellikle dünyadaki adaletsizliği görmekle ilgili bir madde var ki , çok dokundu bize….

Sevindim yazıyı beğenmenize. Aslında gezmemin, mesleğime direkt hiçbir katkısı yok. Ama okuldaki hocalardan, öğrencilerden bir yere gitmek isteyen oluyor, gelip soruyorlar, hoşuma gidiyor. Garip garip ülkelere gidiyorlar, hoş bir duygu tabii.

Amsterdam’dan sonra gideceğiniz ülkeleri nasıl seçtiniz?

Backpacker (sırt çantalı gezgin) olarak kolaydan başladım. Budapeşte-Viyana-Prag turu vardır ya klasik, bir acenteye falan bağlı olmadan o turu yaptım. Hostellerde konakladım. Çok hoşuma gitti, bundan sonra böyle devam dedim kendime. Bir daha da hiç durmadım, takılıyorum.

Fotoğrafçılıkta bir tabir vardır; virüsü aldıktan sonra devamı gelir diye, sizinki de öyle olmuş 🙂 . Gideceğiniz ülkeleri neye göre seçiyorsunuz?

Genelde bir aylık gezi planları yapıyorum. Bu bir aylık geziler için seçtiğim ülkeler ile birer haftalık seyahatlerim icin seçtiklerim farklı tabii. Bir ay için ya özel bir ülke ya da yan yana 1-2 ülke tercih ediyorum. Mesela Küba benim için özel bir ülke, oraya bir aylığına gitmiştim. Bir ay da, yan yana olan Paraguay, Uruguay, Arjantin’e gitmiştim. Başka bir ay Çin ve Moğolistan’ı tercih etmiştim. Bana değişik şeyler yaşatacak ülkelere gitmeyi tercih ediyorum. Mesela bir ayı, Fransa’yı ya da Belçika’yı gezmek için harcamıyorum. Ne yapayım oralarda, beni şaşırtacak bir şey yok diye düşünüyorum.

yakutsk sibirya3
Yakutsk – Sibirya

Bir hafta – 10 gün gideceksem de genelde tek şehir seçiyorum. Mesela öyle bir seyahatte Belgrad’a, Bükreş’e falan gidebilirim. Geçenlerde dünyanın en soğuk şehri neresi diye baktım, Yakutsk‘a (Rusya) gittim. Bizim okulda sömestr tatili yok ama 10 gün izin alacağım. Bu sefer İzlanda- Grönland’a bileti aldım. İzlanda’ya Türkiye’den giden birileri oluyor da, Grönland’a pek yok. Benim için çok heyecan verici.

grönland
Grönland (Röportaj sırasında planladığı seyahatini gerçekleştirdi :).)

Peki, hayatınızda radikal bir karar verip kariyer değiştirmeyi hiç düşündünüz mü? Hiçbir şeye bağımlı kalmadan, dünyayı gezerek dolaşayım, yerleşik düzene geçmeyeyim diye geçti mi aklınızdan?

Bir yandan risk alıp Kuzey Kore, Latin Amerika, Afrika gibi ülkelere gidiyorum ama bir yandan da garanticiyim. Sevdiğim bir işim var, yaşam garantim var ve bunu bırakmak istemiyorum. İngilizcem iyidir, belki İngiltere olmazdı ama üniversiteyi yeni bitirdiğim dönemde bir Latin Amerika ülkesinde, Asya’da veya Afrika’da, her sene başka bir ülkede İngilizce öğretmenliği yaparak yaşayabilirmişim. Öyle hayatları olanlar var, görüyorum ama ben düzenimden memnunum bundan sonra yapmam.

Tabii işinizde bir ay izninizin olması da bir avantaj…

Tabii ki, benim için büyük avantaj. Yazın resmi olarak 1 ay izin var. Fiilen de 1,5 ay gitmiyoruz.

Kurumsal bir yerde çalışan plaza insanı olsaydınız böyle gezmek zor olurdu.

Aman aman (kahkahalar). Ben hiç öyle plazadan falan bir yere başvurmadım zaten 🙂 .

Bir çok ülkeye gittiniz, oralarda bir yerde yaşamak istemediniz mi hiç?

Daha önce de dediğim gibi garanticiyim. Buradaki hayatımı bırakmak istemediğim için olmadı.

Mesela başka bir ülkede belli bir süre öğretim görevlisi olarak çalışmak mümkün. Böyle bir imkanınız olsa?

Denemedim ama olabiliyor tabi öyle görevler. Mümkün olsa, Küba’da veya Çin’de bu şekilde çalışmak isterdim. Mesela Beyaz Rusya da çok güzel bir ülkedir. Şehirleri yemyeşil, gökyüzü masmavi, her tarafta kuğular geziyor, suç yok… Bir de İskandinavya’ya gitmeyi düşünebilirdim galiba.

Takip ettiğimiz kadarıyla tek başınıza seyahat ediyorsunuz. Biriyle (arkadaş, akraba vb.) seyahat etme fikrine nasıl bakıyorsunuz? Mesela biz gezerken gördüğümüz, etkilendiğimiz herhangi bir şeyi hemen yanımızdakiyle paylaşmak isteriz 🙂 .

O bende yok işte. İki kişi olunca o gezi değil, başka bir şey oluyor bence. En basitinden yanında biri olunca yerel halkın arasına, tek başına seyahat ettiğindeki gibi rahat katılamıyorsun. Adres sorarken bile tanışıyorsun. Gittiğin yer özellikle sıcak kanlı bir ülkeyse, otobüste yanınıza oturan kişiyle konuşup arkadaş oluyorsun. Gezilerimde hiç üç gün üst üste geçmemiştir yeni bir insanla tanışıp arkadaş olmadığım.

mbabane svaziland
Mbabane – Swaziland

Çok klasik bir soruyla devam edelim. Bundan sonra üç ülkeye gidecek olsanız, hangilerini tercih ederdiniz?

Yakında gideceğim İzlanda ile Grönland’ı aldım listeye bir kere. Bir de Butan’a gitmek isterim, orası da bayağı kapalı bir ülke. Rehberli gezmek zorundasınız. Sanırım günde 3.150 avro ödemek zorunlu. Bunun karşılığında size bir rehber veriyorlar, onunla dolaşmak zorundasınız. Kuzey Kore’de de benzer bir durum vardı, başınızda bir görevli olmadan gezemiyorsunuz ama orada yerel hakla konuşmak yasak değildi.

Web sitenizi incelediğimizde yurt içine pek de ilginizin olmadığını düşündük, bu konuda ne dersiniz?

Yurt içinde gezdim, hala da geziyorum. Ama yurt içini dolaşmak kolay. Ben blog’u, “yurt dışına çıkmak zor değil” demek için açtım. Bir de yurtiçinde gezdiğim yerleri yazmaya başlarsam zaman yetmez. Üstelik yurt içindeki yerlerle ilgili çok fazla bilgi kaynağı var.

Blogunuzdaki sinema eleştirmenliği kısmı da çok ilgilimizi çekti.

Evet, sinemayla da ilgili yazıyorum. Sinemayla ilgili iyi bir koleksiyonum var ama çok az yazabildim. Keşke böyle bir 500 filmle ilgili yazabilsem. Ama zaman kısıtlı işte.

Hangi tür filmleri seviyorsunuz?

Dram, sosyal içerikli konuları seviyorum daha çok, özellikle bağımsız yönetmenler tercihim oluyor. Kore, İran, Batı Avrupa sineması, İskandinavya ülkelerinden filmleri izlemeyi de severim.

En sevdiğiniz filmleri ve yönetmenleri sorsak peki?

En sevdiğim film yok ama bazı yönetmenleri seyretmeyi seviyorum. Lars Von Trier, Kim Ki-Duk, Michale Haneke, David Lynch’in de çok hastası değilim ama severim. Krzysztof Kieślowski’yi severim. Finli yönetmen Aki Kaurismäki da çok güzeldir. İran’dan da Bahman Ghobadi, Asghar Farhadi severim.

Sinemayla ilgili blogunuz dışında yazı yazdığınız mecralar var mı?

Teknik içerikli dergilerde de yazıyorum. İki kez Hollywood’a davet edildim. Orada yaptığımız bir toplantıda işte yönetmenler, çeşitli ülkelerden insanlar falan var. Hep beraber film seyrettik. Sonrasındaki söyleşide “bu kadar teknolojiniz var, neden bir tane iyi film yapmayı denemiyorsunuz” dedim (kahkahalar). Koca salon buz gibi esti. Sonra kendi kendime “ne yaptım ben” diye söylendim. Hiç Hollywood’ta yapılacak iş miydi, bu. Neyse ki bir sonraki sene bir daha davet ettiler 🙂 (kahkahalar).

Onların da bu özeleştiriyi yapmaları lazım aslında. Bir de Amerikalılar özeleştiriye açık olmalarıyla övünürler 🙂 . Hollywood sinemasında var mı sevdikleriniz?

David Lynch gibi biraz değişik olanları seyrediyorum.

Bir dönem TRT’de belgesel yaptığınızı biliyoruz. Nasıl gelişti bu süreç?

Yapımcılar benim Kuzey Kore’ye gittiğimi öğrenmişler, orada çektiklerimin bir kısmıyla TRT Türk’te bir haber programı yaptılar. Bir de TRT Belgesel kanalında gene Kuzey Kore ile ilgili tamamiyle bana ait bir program yapıldı. Aslında bu programın, Moğolistan ve Uruguay ile ilgili olmasını çok istemiştim ama kanal istememişti.

Kuzey Kore’de fotoğraf çekerken yumruk yedim.

Bir TV programı yapsam da, gittiğim ülkeleri tanıtsam diye bir fikriniz oldu mu/ oluyor mu?

Benim olmadı ama arkadaşlarım bunu yapmam gerektiğini söylüyorlar. Aslında gerçek cevabım şöyle: Program yapmak iyi gezmekle değil, bu sektörde tanıdığınızın olmasıyla mümkün. Mesela biri program yapıyor “Sayın seyirciler çok heyecanlı, şu an Fas’ta çölde çay içiyoruz.” diyor. Halbuki çay servisini yapan adam orada 40 senedir turistlere çay satıyor falan. Ne yazık ki bu şekilde, layıkıyla yapılmayan gezi programları var. Programı yapanın gezmesi- bilmesi çok önemli tabii ama tanıdıkların da olması şart 🙂  .

(Bizi Çelebi Alper ile tanıştıran Selin sazı eline alır) Kızlar izninizle çok merak ettiğim sorularıma başlıyorum: Görevliler falan olmadan hiçbir yere gidemediğin ülkede, otel odasındasın, fotoğraf makinesi hafıza kartın var, bunu ayakkabındaki bir bölmeye koyuyorsun. Hiç mi insan düşünmez, otel odasında kamera vardır falan diye, nasıl bir cesarettir bu? Dip not: Kastedilen ülke Kuzey Kore

Otellerde kamera değil de dinleme cihazı olduğundan şüphe duyuluyor. Ben de tam bilemiyorum açıkçası. Orada cahil cesareti geldi galiba bana. Mesela bir şehirde sokağın fotoğrafını çekmiştim, şimdi olsa yapmazdım. Ama o zaman neden yaptım bilemiyorum. Bilmeyenler için şöyle özetleyeyim, böyle bir fotoğraf çekip de yakalandığınızda iki ihtimal var: Birincisi (en iyi ihtimal) çektiğin fotoğrafı isteyip silerler. İkincisi, (senden şüphe duyarlarsa) içeri atarlar ve esir kampına gönderirler. Şu an üç tane benim gibi turist, devlet eliyle içerde. Bu turistlerden biri poster almış otelden, diğerinin odasında İncil bulunmuş. Tamam din yasak da, adam sokağa çıkıp propaganda da yapmamış yani. Kaldığı otel odasında tutmuş İncil’ini. Ama gene de almışlar. Ve bu adam Amerikalı. ABD’nin bu adam için kaç para teklif ettiğini tahmin bile edemeyiz, ne servetler sunulmuştur kim bilir.

pyongyang kuzey kore
Pyongyang – Kuzey Kore

Siz hiç benzer sıkıntılar yaşadınız mı?

Yaşamaz olur muyum, yaşadım tabii ki. Bir kere fotoğraf çekerken yumruk yedim. Havaalanında fotoğraf çekmek yasakmış, farkında değilim. Daha yeni inmişim, dakika bir gol bir dedikleri türden. Tak diye yedim yumruğu. Bir seferinde de, bir çocuğun fotoğrafını çekiyordum tüfekle bir asker geldi yanıma. Çocuk işçi fotoğrafı çekmek de yasakmış. Baktı ki zaten çekememişim, bir şey yapmadı ama tüfeği sırtımda hissettiğim an kötüydü. Başka bir sefer, tren istasyonundayız, stratejik bir alan olduğu için aslında fotoğraf çekmek yasak. Ben de bir arkadaşın arkasına geçip saklanarak telefonla fotoğraf çekiyordum. O sırada görevliyle göz göze geldik, koşmaya başladım, kendimi tuvalete kilitledim. Bayağı korktum, tamam dedim buraya kadarmış, al dedim sana macera. Neyse ki görevli sıkıldı da çok üstüme gelmedi ama kötü bir zaman geçirdim.

En iyi gezi blog’u seçilmeniz var bir de. 2-3 ülke gezen de başvuruyor bu yarışmaya, 10-15 ülke gezen de, tabi başvursunlar ona bir sözümüz yok 🙂 . Gezginler paylaşsınlar tecrübelerini, ne güzel…   Onlardan farkınız ne sizce? Yarışmada diğer gezginleri nasıl geride bıraktınız?

Evet birkaç çalışma oldu öyle, sağ olsunlar. Sadece sıra dışı ülkelere gitmiş olduğum için bu ödülü bana layık gördüler diye düşünüyorum. Tabii gittiğim ülke sayısı da fazla ama esas sebep sıra dışı ülkeleri gezmem. Gezdiğim ülkeler arasında Moğolistan, Uruguay, Kuzey Kore falan olması çok etkiliyor insanları.

Herkes Amsterdam’a, Paris’e gidiyor, yaşadıklarını paylaşıyor. Sizin gezdiğiniz ülkeleri, çok detaylı anlatmanız da etkili diye düşünüyoruz. İnsanlara doyurucu bilgi veriyorsunuz.

Evet, biraz uzun yazıyorum 🙂 .

“Seyahat etmek için 20 neden”, “Dünyanın en ucuz ülkeleri” gibi yazılarınız çok faydalı.

Tabii onlar da çok ilgi çekiyor. Size tavsiyelerimi sıralıyorum aslında. Şimdi Google’da gidilecek 10 ucuz ülke diye yazınca, yazım 1.sırada geliyor.

Peki hep böyle mi geçecek? Tamam daha gidilecek ülkeler var ama… Merak ettiğimiz biraz da, bir emeklilik planınızın olup olmadığı.

Emeklilik planım yok daha. Eşe dosta haber saldım, evlenilecek hatun bakıyorum şimdilerde. İşte gün gelirde evlenirsem, eşim benimle gezerse ne ala. Yok gezmeyip, sırtıma oklavayla vurup otur aşağı derse, geziler azalacak doğal olarak (kahkahalar).

Geziler azalabilecek yani ?!

Azalır ama bitmez. Mesela “Ben çekemem Zimbabve’yi” derse, biz de birlikte Paris’e gideriz, ne yapalım 🙂 .

İlerde çocuğunuz olursa, gezgin olmayı önerir misiniz?

Herhalde öneririm.

Peki aileden bir tepki almış mıydınız? “Kuzey Kore de neymiş, otur aşağı” şeklinde mi yoksa tam aksine “biz gidemedik, bari sen git” şeklinde mi karşıladılar kararlarınızı?

Diğer ülkelere giderken, biz gezemedik, sen gez dediler. Ancak Kuzey Kore’ye giderken ne yapacaksın orada durumu oldu. Dedim “işimi bilirim ben, merak etmeyin siz.”

Tek cümle ile hayatınızın amacı nedir diye sorsak?

Nasıl soru bu ya, böyle soru mu olur? (kahkahalar). Çok zor bir soru bu. Hayattaki amacım ne? Hmmm galiba “hayatı anlamlı yaşamak“.

Bir yandan da felsefi sohbetlerinizin olduğunu biliyoruz. Çok gezip görmek de insanın olaylara bakış açısını değiştiriyor öyle değil mi?

Tabii, gezip görmek insanı zenginleştiriyor. Yaptığımız felsefe toplantılarda benim gibi meraklılar ve bizi yönlendiren 2-3 filozof oluyor. Benim de arkadaşım olan Levent Safalı ve Metin Sarfati hocamız var ekipte. Mesela geçen akşam Bilgi Üniversitesi’nden de gelenlerle gene uzun uzun konuştuk. Arada ekibimize katılan başka hocalarımız da oluyor.

Kitap yazmak gibi bir planınız var mı peki?

Arkadaşlarım da diyor ama kitabı yazmak için zaman lazım.

Duymaktan sinir olduğunuz sorular, yorumlar var mı? Örneğin neden şu ülkeye gitmiyorsunuz gibi?

Bir yerlerde de yazmıştım bunu galiba. Dört farklı tipte soru geliyor bana. Birinci grup, hedefe yönelik oluyor. Küba için farklı, Brezilya için farklı sorular soruyor. İkinci grup içinde “beni de yanında götür” diyenler var. Bir de o grubun, “beni de yanında götür, çantana bile sığarım” versiyonu var. Böylelerine “beni de götür plus” diyorum. Bunların tamamına yakını 30 yaş üstü kadın oluyor. Üçüncü grupta ise; Uruguay’da dönerci açmak isteyen, Arjantin’deki mobilyacıların telefonlarını talep eden girişimciler var. Ama elimden geldiğince cevaplıyorum bunları da. Başka bir kişi yorum olarak “Mekke’ye gitmeyi düşünür müsünüz?” demiş. “Hayır” dedim. Nedenini de sormuş, artık o kadarını da cevaplamadım yani.

Takipçileriniz arasında sizi örnek alanlar var mı, yaptıkları ya da yapacakları seyahatle ilgili size haberdar ediyorlar mı?

Var öyle takipçilerim. Birisi var mesela, hayatı boyunca hiç yurt dışına gitmemiş, ama yazılarımdan çok etkilenip, kalkıp Moğolistan’a gitmiş. Gerçi döndükten sonra yazdı bana. Ben olsam, gitmeden önce yazıp, sorularımı sorardım 🙂 .

Blog’ta çok absürt yorumlar da alıyor musunuz?

Bak unuttuğum bir takipçi grubum daha var. Dördüncü gruptakiler genelde “Makedonya’da evlenmek istiyorum, abi yardımcı ol?”; “Beyaz Rusya’dan kız istiyorum, bulamıyorum, yardımcı ol?” diyenler (kahkahalar). Beni de yanında götürcüler, dönerciler, evlenecem abiciler. Bir de yorum olarak telefonunu yazanlar var. Pes, diyorum bazen 🙂 .

tekli foto

Peki siz bu konuda bir şey yapıyor musunuz?

Önceleri telefon numaralarını yazan kişileri korumak için yorumlarına izin vermiyordum. Ama sonradan bıraktım artık. Sonuçta telefonu yazan o, onu rahatsız edecekler beni değil. Yani “Ben Belarus’tan arıyor, sen yatırıyor bana 100 Dolar” dese yatırır o adam şimdi (kahkahalar). Benim yapacağım bir şey yok.

Yeşil pasaportunuz olmasa gene de bu kadar gezer miydiniz? Yeşil pasaport kabul etmeyen ülkeye gitmiyor musunuz?

Tabii canım çok fark ederdi. Şimdi bir seyahatte 5 ülke gezebiliyorum mesela. Ama vize almam gerekseydi bu kadar rahat gezemezdim tabii. Şimdi canım sıkılsa otobüse atlayıp Edirne’de üzerinden Yunanistan veya Bulgaristan’a geçip orada Avrupa’ya açılabiliyorum. Brüksel’e kadar gidebilirim. Bir de şu var: Otobüse binip Bulgaristan’a gideyim, iki şişe viski, bir karton sigara alıp geleyim, aşağıdaki tekel bayiinden almaktan daha ucuza geliyor, otobüs bileti dahil 🙂 .

Çok sorulmuştur ama bir de biz soralım 🙂 . Nereden buluyorsun bu kadar parayı diyen oluyor mu?

Ucuza geziyorum. Bu kadar basit yani.

Sizin gibi gezginlerle yaptığımız röportajlarda; “Masraflarımı kıstım ve gezmeye başladım” diyen de oldu, “O kadar pahalı bir şey değil, araştırıyorum ona göre program yapıyorum” diyen de oldu. Sizin durumunuz nasıl?

Benim için bir kere Couch Surfing mucizesi var. Gittiğim bir çok seyahatte Couch Surfing’den faydalanıyorum, hem de yerel insanlarla kaynaşıyorum. Düşünsenize konaklama için 25 doları her gün bir kenara koysanız , iyi bir para yapar 🙂 .

Bir geziye hazırlanmanız ne kadar sürüyor?

Uzun bir seyahat planlıyorsam iki ay önceden alıyorum biletlerimi, kısa bir seyahat olacaksa bir ay önceden almam yeterli oluyor. Gideceğim yerlerle ilgili araştırma yapmam ve çalışmam da yaklaşık iki ayımı alıyor.

Yerel tatları denemekten çekinmem. İnsan ve kereviz hariç her şeyi yiyebilirim 🙂 .

İnsanları en cana yakın olan ülke hangisi sizce?

Kesinlikle Balkan ülkeleri. Makedonya inanılmaz. Latin Amerika da çok iyidir. Kafkaslar da fena değil. Asyalılar da biraz sıcak ama orada görünmez bir bariyer var. Biz nasıl Çinliyi, Japonu falan ayıramıyorsak, onlar için de biz batılıyız. Onların kafasında böyle bir sınır var. Biz Fransızlara batılı diyoruz ya, onlar için de biz öyleyiz. Asya’ya gidince büyük göz, büyük burun, küçük ağıza sahipsen sen onlar için başka bir dünyanın insanı oluyorsun.

Peki en soğuk olanlar?

En soğuk klasik İskandinavlar denir ama onlar da yalan söylemiyorlar 🙂 . Avrupa’yı kare gibi düşünün, benim bir çizgim var. Kuzeyden, güneye indikçe sıcak kanlı insanlar artıyor ama yalan da artıyor. Onun ortası, en dengelisi Macarlar, hem yalanı da azaltmışlar. Tam böyle bir denge var. Biz fazla sıcakkanlıyız, İskandinavlar çok soğuk, Macarlar bu konuda ideal.

Gezdiğiniz ülkelerde Türk olduğunuzu söylediğinizde nasıl karşılanıyorsunuz?

Bazı ülkelerde insanların bizimle ilgili hiçbir fikri yok. Türkiye neresi falan diye soranlar oluyor. Balkanlarda hiç sıkıntı yok, çok sıcak karşılanmıştım.

Yemek konusunda bir sıkıntı yaşadınız mı hiç?

Hayır yaşamadım. İnsan ve kereviz hariç her şeyi yiyebilirim, hiç sıkıntı yok yani. Yerel tatları denemekten çekinmem.

Peki, en çok sevdiğiniz mutfak hangi ülkenin/ülkelerin?

Latin Amerika’daki ülkelerin etleri, salataları süperdir mesela. Çin’in acılı, soslu et-domuz-tavuk yemeklerini severim. İçinde şeker olmadığı sürece acılı, ekşili olsun hiç sıkıntı değil. Afrika’da da dana ve tavuktan çok güzel yemekler yaparlar.

Hayatınızda örnek aldığını birisi oldu mu? (Herhangi bir konuda olabilir; seyahat etmek, eğitim, hayat tarzı vb.)

Hımmmm. Bu kadar düşündüğüme göre yok demek ki.

Şimdi gezmek için alternatif çok; interrail var, work and travel falan var, müthiş bir şey gezmek isteyene. ‘90 kuşağının bunlara eğilimi var.

Zaman değişti tabi, teknoloji de ilerledi. Düşünsenize benim üniversiteye girdiğim sene, Özal kurdeleyle bilgisayar açıyordu. Yanlış anlaşılmasın, bilgisayar laboratuvarı falan değil, tek bilgisayarın üzerindeydi kurdele. Öyle büyük bir şeydi bilgisayar, teknoloji. Şimdi sen bana diyorsun ki o zamanlarda Avrupa’ya gitmeyi düşünüyor muydun? Ohooo (kahkahalar)

Plazadan Dünyayı ilk duyduğunuzda ne düşündünüz, şimdi ne düşünüyorsunuz?

İçeriğiniz bayağı iyi. Tek bir konu da değil üstelik. Plaza çalışanlarına hitap ediyor, biraz da esprili bir dille yazıyorsunuz. Gayet hoşuma gitti.

Sizin gibi düşünen ve gezmek isteyen özellikle gençlere önerileriniz neler olur?

Valla hemen çıksınlar yola 🙂 . İki yer var hemen gidilecek. Batıda Balkanlar, vizesiz olanlar. Doğuda da Kafkaslar yani Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan. Ermenistan ve Azerbaycan’a karadan gidiyorsanız vize var ama seyahat etmek çok kolay. Gürcistan’a girerken vize de istenmiyor. Balkanlarda ise Makedonya, Sırbistan, Karadağ süper. Bu iki bölge de kesinlikle görülmesi gerekli. Hem de rahatlıkla ulaşılabilen yerler.

Önemli bir konu da konaklama. Lüks otellerde kalmamalarını öneririm. Oralarda kalmak yerine bir ülke daha gezerler, o derece fark eder konaklamaya harcanan para.

Mini Test/ O mu, bu mu?

  1. Çay mı kahve mi? Çay
  2. Canon mu Nikon mu? Canon
  3. Parmak arası mı sandalet mi? Sandalet
  4. Pizza mı lahmacun mu? Lahmacun
  5. Uçak mı yelkenli mi? Uçak
  6. Tek mi çift mi? Çift
  7. Vezir mi piyon mu? Piyon
  8. Yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan? Tavuk yumurtadan
  9. Rezidans mı villa mı? Villa
  10. Siyah mı beyaz mı? Beyaz
  11. Supermen mi Batman mi? Superman

Çok teşekkür ederiz 🙂 .

Rica ederim.

dortlu foto

Plazadan Dünyaya

siz_son

3 kadın; 3 Mersinli; 3 blogger; 3 plaza kaçkını; 3 bulgurofil; 3 Leyla :)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir