Eşinizi Minimalizme Nasıl İkna Edersiniz?

“Bu sitenin konusu iş hayatı, işini değiştirenler vs. değil miydi? Minimalizm ne alaka?” diye soranlar oluyor bazen. Cevaplayalım: İstediğiniz gibi bir iş hayatına sahip olabilmeniz için maddi-manevi bağlarınızı gevşetebilmeniz gerektiğini düşünüyoruz. Bunun bir yolu da az tüketmekten, dolayısıyla daha az para ile yaşayabilmekten geçiyor. Minimalizm, bu nedenle bizim ilgi alanımıza giriyor.

Ayrıca değişen dünya koşullarında çevreye saygılı yaşamanın ve dünya kaynaklarını dikkatli kullanmanın giderek daha fazla zorunlu olacağını düşünüyoruz (ya da umuyoruz mu demeliydim?). Buradan da yine minimalizme varıyoruz.

Her ne kadar karşıt görüşlere açık olsak da, bizim görüşümüz böyle. Minimalizmi destekliyoruz ve sitemizde bu konudaki yazılara (ve umuyorum ki ileride kendi deneyimlerimize) yer vermeye devam edeceğiz.

Gelelim sadede…

“Eşinizi Minimalizme Nasıl İkna Edersiniz?” yazısını nourishingminimalism.com sitesinde gördüğüm anda “Bu yazının Türkçesi ke-sin-lik-le bizim sitede olmalı!” dedim. Zira bizim bir arkadaş(!) varmış böyle, kendisi daha minimal bir yaşam, hayatında daha az eşya istiyormuş ama eşi alışveriş yapmayı çok seviyor ve kullansın ya da kullanmasın, eşyalarının yerinin kesinlikle evi olduğunu düşünüyormuş. Arkadaş asla eşini ikna edemiyormuş bu konuda.  🙂

Sizin de böyle arkadaşlarınız varsa bu yazı yararlı olur diye düşünüyorum.

***

Bana en sık gelen soru şu:

Eşimi, fazla eşyalarını hayatından çıkarmaya nasıl ikna ederim?

Cevabı basit, ama yapması kolay değil.

Önce şunları bir düşünün.

  • Bir facebook post’u sizin politik görüşünüzü değiştirdi mi?
  • Bir yazıdan aldığınız öneri sayesinde ebeveynlik stilinizde değişiklik yaptınız mı? (Bunu yazanın Türk olmadığı ve “yeni nesil Türk sosyal medya anneleri”ni tanımadığı belli. Acaba bu maddeyi çevirmese miydim? 🙂
  • Bir arkadaşın senin yeme alışkanlıklarını ve damak zevkini değiştirebildi mi?

Bu senaryoların ortak özelliği, birinin seni ikna etme çabası içinde olması. İstemediğin halde verilen tavsiye, kesinlikle kalbine dokunamayacaktır.

ikna2

Bizler, eğer ihtiyaç duyduğumuzu hissedersek ve bu değişikliğin hayatımızda olumlu değişiklikler yaratacağının kanıtlarını görürsek, hayatımızda bir şeyleri değiştiririz.

Bir çok siyasi değişiklikler oldu; çünkü biri, bir kişiyle tanıştı ve kendi gözleriyle gördü o değişikliğin o kişiyi nasıl etkilediğini.

Birileri politik görüşlerini değiştirdi; çünkü o yeni görüşün hayatlardaki etkilerine birebir şahit oldu.

Birileri yeme alışkanlıklarını değiştirdi; çünkü bazı arkadaşları o yeni alışkanlıkla daha sağlıklı kişiler oldular.

El Sual: Eşinizi fazla eşyalarından ayrılmaya nasıl ikna edersiniz? (Fon müziğimiz Kalben’den geliyor: “Haydi söyleeee”)

El Cevab: Edemezsiniz! (İkinci şarkı Halil Sezai’den: “İçim yanar içim kanar da, İsyeeeaaaaannn!!!!!”)

Bu yazıyı okuduğunuza göre evinizdeki fazlalıklar sizi boğuyor olmalı. Eşinizin eşyaları gözünüze batıyor, anlıyorum. Evet, çok haklısınız, o fazlalıklar sizin hayatınızı birebir etkiliyor!

Tünelin ucunda bir ışık var ama, o kadar da ş’apmayın 🙂

Birçok zaman, başkasının değişmesini talep ettiğimiz kendi engellerimizle yüzleşmek istemeyişimizden kaynaklanır. Belki bizim de sevmediğimiz ve artık hayatlarımızda istemediğimiz eşyalar var ama onlardan kurtulmaya iznimiz yokmuş gibi düşünmek bizi sorumluluktan kurtardığı için rahatlatıyor. Belki de hiç kullanmadığımız eşyalara verdiğimiz parayı düşünüp utanmak istemiyoruz.

Olaya biraz tepeden bak ve kendine şu soruyu bir sor:

“Eşimin eşyalarına odaklanarak aslında neyden kaçıyorum?”

Aklına ne geldi? Kaçmak yok, bulacaksın! Kolay değil, biliyorum. Fazlalıklardan kurtulmak, psikolojik bir süreçtir ve bazen çok zorlayıcı olabilir. Ama aynı zamanda iyileştiricidir de. O çok zor duygularla yüzleşmeye cesaret ettiğin noktada olgunlaşmaya başlarsın. Bu duyularla karşı karşıya gelip onları kabul ettiğinde ve o duygularla nasıl baş edeceğini çözdüğünde şimdiye kadar olduğundan çok daha özgür bir insan olacaksın!

El Sual: Sadede gelelim, kocam için hiç umut yok mu?(diye haykırdı bizim arkadaş 🙂 )

El Cevab: Bu konuya sağlıklı bir şekilde yaklaşırsan, yapabileceklerin var tabii…

El şükür!!!!

En, en, en önemlisi: İletişim…

Ortak bir zemin bul. Bir eşin ya da aile ferdinin sadeleşme konusuna tamamen kapalı olması çok enderdir. Genellikle olacaklara ya da bu işin nereye kadar gideceğine dair olan endişesi, sadeleşme sürecini baltalmaktadır. İşte bu yüzden bu konuda açıkça konuşmak çok önemlidir. Hangi eşyalar atılmalı, ne amaçlanmalı, nasıl bir süreç işleyecek… Bir çift ya da bir aile olarak hayattan istediklerine odaklanmak, o eski VCD’ler veya kitap yığınından kurtulma kararının vereceği stresin üstesinden gelebilir.

ikna1

  1. Kendi işine bak. Kendi eşyalarını gözden geçir ve fazlalıklarından kurtul. Evin “senin mekanın” olan ya da en azından eşinin pek umurunda olmayan yerlerini sadeleştir.
  2. Devam et, sadeleşme uzun bir süreçtir.  Bazı şeyler kolayca belirlenip dışarıya atılabilir ama genellikle tam bir sadeleşme için aynı eşyaları 3-4 kez gözden geçirmemiz gerekir. Unutma ki senin yaşayan örnek olmak gibi bir sorumluluğun var. Sadeleşme konusunda pes etme ve başarılı ol.
  3. Ortak alanların eşinin kişisel eşyalarından uzak tutulmasını sağla. Ortak yaşam alanlarındaki her bir eşya tüm ailenin ortak eşyası olmalıdır. Çocukların varsa, oyuncaklarının nerede olmasını istediğin hakkında düşün. Oyuncaklar her bir odada birer kutu içindeyse onlara derli toplu olmayı nasıl öğretebilirsin? Evin ortak alanlarını kişisel eşyalardan arındırmak, daha derli toplu olması anlamına gelir. Bu alanları temiz ve düzenli tuttuğunda, başkasının eşyaları ile (hatta kendi eşyaların ile) bombardıman edilmeksizin bu alanlarda rahat rahat oturabilirsin.
  4. Güvenilir ol. Evet 10 yıldır o eşyanın yüzüne bile bakmadı. Muhtemelen yokluğunu bile fark etmeyecek. Ama “Eşyalarıma karışma” dediyse eşyalarına karışma. Çocukların için de aynı şekilde. İzin almadan sakın kendinin olmayan eşyalarda sadeleşmeye gitme.

Eşinin bu sayede değişeceğine garanti veremem. Belki de hiç değişmeyecek. Ama bir çoğu değişir. 5 yıl sonra değişen bir örnek biliyorum!

Eşyalarınızın ilişkinizde bir kırılma noktası olmasına izin verme. Çoğu insan sadeliği tercih eder çünkü maddi eşyaların sahipliğine odaklanmaktan yorulurlar. Hayatına minimalizmi sokmak demek, maddi eşyalarının hayatındaki kontrolünü kaldırmak demektir. Çünkü artık sen maddelerin değil, maddeler senin sahibin haline gelmiştir. Bununla birlikte, bunun tam tersine olmasına izin vermemelisin: minimalizm hayatını kontrol etmemeli veya eşinle ilişkini bozmamalıdır.

***

Arkadaşa söyleyeyim de dolaplarını bir daha elden geçirsin bari 🙂

Sevgiler ve iyi haftalar…

Selin Güneş

author_1

Canından olmamak içün Araf’tan hikayeler terennüm eden bir Şehrazad; maymun iştahlı bir müzikofil; valide, zevce, hemşire, kerime; tanıştığı herkesle bir şekilde hemşehri olabilen bir havva kızı.

Eşinizi Minimalizme Nasıl İkna Edersiniz?“ için 2 yorum yapılmış.

  • Tılsım

    (Temmuz 19, 2017 - 6:25 am)

    Sırf meraktan okudum ama ciftler arasında bu kadar ucurum varsa zaten anlasamazlar. Birinden biri susmak zorunda kalır sadece. Kadın istifciyse erkek bi zaman sonra derle topla temizle demekten bıkar ve susar. Toplayıcı erkekse zaten hayatını belli bir kalıba koymus kadın, caktırmadan da olsa yavas yavas kurtulmaya calısır. Lazım olmayan seyleri zaten sormayacagından kolay kolay tatsızlık cikmaz. Tecrübe konusuyor. “Canimi sıkma senide atarım” ayrıca en net tartısma cumlesidir. Ve erkek sessizlige gomulur

    • Selin Güneş

      (Temmuz 19, 2017 - 6:43 am)

      Yorumunuz için cidden çok teşekkürler, eşya biriktirmenin eşler arasında ortak noktada buluşulmayı imkansız kılacak kadar büyük bir uçurum yaratacağını düşünmüyorum açıkçası. Ama evet, bir çözüm bulunmalı:)

      “Canimi sıkma senide atarım” güzel cümleymiş.:)

      Ama yine de yazıdaki “örnek olma” önerisini mantıklı bulmuştum ben. O konuda bir tecrübeniz var mı?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir