Eşyalar Yerine Seyahate Yatırım Yapmamın 5 Nedeni

“Eşyalar Yerine Seyahate Yatırım Yapmamın 5 Nedeni” yazısı, huffingtonpost.com sitesinden Türkçeleştirilmiştir.


Hayat çok kısa… Ve benimle sonsuza kadar yaşayacak “eşyalar”, sadece maceralarım ve güzel hatıralarım!

Eğer annemin İngilizcesi bu yazıyı okuyacak kadar iyi olsaydı, muhtemelen benimle uzunca bir süre konuşmazdı. Kayınvalidem ise eşimle bana, “seyahat budalaları” diyor 🙂 . İkisini de anlıyorum. Çünkü onların nesli, bizimkinden farklı değerlerle yetiştirildi: Ev, araba, mobilya, mücevher, birikmiş para vb.,  statü ve başarının simgesi olarak görülüyordu. Yanlış anlamayın ama hala öyle. Ama yine de, benim de dahil olduğum neslin zihniyetinin gittikçe değişmeye başladığını söyleyebilirim. Artık öncelikler, eşya biriktirmekten deneyim biriktirmeye terfi etti.

Kocam ve ben, ortalama bir gelirle, hayatı en iyi şekilde yaşamaya ve ömür boyu sürecek hatıralar yaratmaya çalışan sıradan bir çiftiz. Yüzbinlerce dolarlık Mercedes alıp, gelecek 10 yılımı onun borcunu ödeyerek harcamak ve seyahat edememektense, Honda kullanmayı tercih ediyorum ve yılda 4 kez seyahat ediyorum. (Bizim de ailecek araba sahibi olmaya bakış açımız aynen böyle 🙂 ) Ayrıca, özel günlerimiz için birbirimize sonradan değiştirileceğini bildiğimiz hediyeler almak yerine, paramızı, 3 Michelin yıldızlı bir restaurantta harika bir gece için harcamayı tercih ediyoruz.

Bağımlı olduğumu söyleyebilirsiniz, belki de haklısınız. Ama ben buna bağımlılık yerine “tutku” demeyi tercih ediyorum. Hangisi olursa olsun, belirtiler net: Eğer bir yerde üç aydan fazla kalırsam boğulduğumu hissederim, düzenli olarak hafta sonu kaçamakları yapmaya ihtiyacım var (uzun veya kısa mesafe), seyahatlerimi 1-2 yıllık planlarım, her bir seyahatim için büyük bir titizlikle araştırma yaparım ve detaylı bir yolculuk programı hazırlarım; CondeNast Traveler, Culture Trip, National Geographic ve Travel + Leisure adeta kutsal kitaplarım oldular. Ayrıca, sadece dünyadaki muazzam yerlerin hayalini kurmak için bile booking.com gibi web sitelerinde takılırım.

Neden eşyalar yerine seyahate yatırım yapmayı tercih ediyorum? Cevabım basit ve net:

1. Bakış açım genişliyor.

Mark Twain’in de bir zamanlar dediği gibi; “Seyahat; önyargı, bağnazlık ve dar kafalılık için en ölümcül silahtır.” Diplomatik görevim nedeniyle Haiti’de geçirdiğim 2 yıl; ülke ile ilgili görüşlerimi tamamen değiştirdi, ufkumu açtı. Gelişmekte olan ülkelerin yaşadığı zorlukları hepimiz televizyonlarda görüyoruz. Ama bu ülkelere gidip de ortamı bizzat deneyimleyene kadar oralarda yaşayan insanların her gün verdikleri mücadeleleri doğru bir şekilde değerlendiremiyoruz. Neyse ki Haiti’deki yaşam koşullarımız, “mutlak yoksulluk” sınırı içerisinde yaşayanlarınki gibi değildi. Buna rağmen, daha önce kıymetini bilmediğim; asfalt yollar, trafik ışıkları, marketler, sinemalar, alışveriş merkezleri gibi basit şeylerin bile değerini anlamaya başladım.

2. Yeni insanlar tanıyorum.

Gittiğim ülkelerin belli başlı turistik yerlerini görmek bana yetmez. Dürüst olmam gerekirse, bazı insanların yıllarca başka bir ülkede yaşayıp da hiç yerli arkadaşlarının olmamasını aklım almıyor. Yerel halkla iletişim kurmadan ülke ve kültürü hakkında hiç bir şey öğrenilebileceğini düşünmüyorum. Bence bu dünyanın güzelliğini anlamanın en iyi yolu çok kültürlü olabilmektir. Dünyanın dört bir yanında arkadaslarım olması kendimi, “zengin” hissetmemi sağlıyor. Diğer taraftan; seyahat etmek size, başka milletlerden insanlarla etkileşim içinde olma ve az da olsa kültürleriyle ilgili birşeyler öğrenme fırsatı da sunuyor. Seyahatiniz boyunca yolunuzun kesiştiği her insanın anlatacak bir hikayesi olduğunu unutmayın.

3. Yeni kültürleri deneyimliyorum.

İsterseniz, Hawaii’de geleneksel “Luau” partisine katılın, Çin Seddi’ne tırmanın, Japonya’da bir Budist tapınağında bir gece geçirin, St. Kitts’de dalış yapın, Tokyo’da Sumo turnuvası izleyin, isterseniz de Dubai’de çöl safarisi yapın… Yerel kültürün sunduğu olanaklar sonsuzdur. Başka milletten insanların nasıl yaşadığını görmenin ve onlarla aynı şeyleri deneyimlemenin heyecanı paha biçilemez. Yeni kokuların, ilginç yerlerin, seslerin peşinden giderek dünyayı dolaşmak, yeni kültürler görmek hem ufkunuzu açar hem de sizi zenginleştirir.

4. Yemek pişirme ile ilgili içimdeki cevheri ortaya çıkarıyor.

İyi yemek sevdiğim ve gittiğim her yerde yerel tatları denemeye çalıştığım doğru. Ülkelerin yerel yemeklerini ne kadar yapmaya çalışsanız da ne yazık ki tatları hiç bir zaman orijinali gibi olmuyor. Çünkü yerel tarım ürünleri ve baharatları başka bir yerde üretilemiyor. Hiçbir Khachapuri, Tiflis’te annemin mutfağında pişen kadar iyi olamaz, en iyi Thai yemekleri Tayland’da yapılır… San Juan’da yaptığımız, insanın aklını başından alan yemek turunu hala hatırlarım. Son favorimiz ise; seyahatimiz sırasında tesadüfen girdiğimiz bir Çin kasabasındaki mütevazı ve küçük bir kafede sunulan Sichuan mutfağına özgü yemeklerdi. Ucuz, basit ve çok lezzetliydiler.

5. Geriye dönüp bakmıyorum ve geçmişe takılıp kalmıyorum.

Hayat çok kısa ve günün sonunda, benimle sonsuza kadar yaşayacak “eşyalar”, sadece maceralarım ve güzel hatıralarım! Bugün, bu ay ya da bu yıl yapabileceğim şeyleri ertelemek istemiyorum. Geçmişe pişmanlıkla bakmak ve keşke oraya gitseydim ya da şunu yapsaydım demek istemiyorum. Dürüst olmak gerekirse, bu seyahat tutkusunun hiç biteceğini de düşünmüyorum. Her zaman, bir sonraki egzotik durağım için uçak bileti almaya ve bavulumu hazırlamaya can atacağım. Hayatınızı yaşamanız için bunu yapmalısınız, bu doğru ya da  böyle yapmamalısınız, bu yanlış diyemem. Ama şunu söyleyebilirim; tam şu anda ne hissediyorsanız onu yapın. Çünkü yarının neler getireceğini hiçbirimiz bilmiyoruz.


Keyifle çevirdiğim bu yazının her kelimesine katılıyorum. Hayat kısa ve en iyi şekilde yaşamak sadece bizim elimizde. Oturduğunuz bir eviniz varken ikinci bir eve ihtiyacınız yok, işinizi gören bir arabanız varken daha lüksüne ihtiyacınız yok, odalarını hiç kullanmadığınız büyük evlere ihtiyacınız yok… İnsanlara, yaşamaya ve mutlu olmaya ihtiyacınız var.

Minimalizm belgeselinde de dediği gibi “İnsanları sevin, eşyaları kullanın.“.

Mutlu tatiller!

Sevgilerimle…

İrem Devseren

author_3

Yemek diye hayal ürünlerini paylaşan bir blogger; mutlulukların ve sevginin paylaşıldıkça çoğalacağına inanan bir hayalci; kuzukafalının tombiği, felsefeye meraklı, doğuştan küt saçlı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir