Freelance (Serbest Zamanlı) Çalışma Hayatına Giriş- 101

Üniversiteden mezun olduktan sonra tam zamanlı ‘beyaz yakalı’ olmuş, sonradan ‘freelance (serbest zamanlı)’ çalışmaya başlayan biri olarak niyetim Amerika’yı baştan keşfetmek değil. Hem kendi yaşadıklarımı/yaşayacaklarımı bir derleyip toplamak, hem de yeni başlayanlar için iki kelamla serbest zamanlı çalışma ortamına giriş yapmak istiyorum (PD notu: eminiz ki içimizde senelerin freelance çalışanları var, onlara saygımız sonsuz ve ekranımız sonuna kadar açık. Onların tecrübelerinden de faydalanmak isteriz, bunun için lütfen bize yazın).

İşlerin kapsamları dolayısıyla, farklı şekillerde çalışan freelancerlar* var. Freelance çalışan bir fotoğrafçı ile bir editörün çalışma koşulları doğal olarak aynı olmuyor. Birazdan okuyacağınız satırlar, saatlerinin çoğunu bilgisayar karşısında, sabit bir şekilde geçirenlere yönelik. Kısacası aşağıda, ortalama bir freelancer için yazılmış kelamlar olacak. Aslına bakarsan bu yazı, freelance çalışmanın ana kurallarından olan kendi rutini oluşturmak adına, kendi yaşadıklarımdan yola çıkarak cevap aranma üzerinedir.

Önemli not: yazı içinde ayrıca profesyonel olarak çalışmayıp, sadece blog yazanlar (blogger) ve hatta diğer okuyanların da  faydalanabileceği tüyolar bulunabilir.

9-6 çalışma saatlerine sahip olmadığın için, sürekli serbest olarak kabul görülmen mümkün sevgili çalışan. Bundan ötürü de zaman zaman arkadaşlarının (üzgünüm ama ailenin de) hedefi haline gelme ihtimalin çok yüksek. Kendi rutinini oluşturmayan bir freelance çalışanı kendisinin daha da büyük  hedefi olur, benden söylemesi.

Unutma sen tatilde değilsin, her işe koşacak insan da değilsin. Sen çalışma koşullarını kendisi tasarlayan, zaman konusunda esnek bir çalışansın. Yerine getirilmesi gereken sorumlukların var. Kısaca anlatmaya çalıştığım, gidilecek bir iş yeri olmadığı için saatler birbirine girer, çok vakit varmış gibi gelir. Ama zaman dediğin işte, gelip geçer.

Aile ve ev sorumluluklarını bir kenara bırakırsak,

  • Yaptığın iş senin  gündelik yaşamında ne kadarlık bir zaman alıyor?
  • Bu zamanı tamamıyla kendin planlayabiliyor musun, yoksa bağlı çalıştığın birileri dolayısıyla zaman aralıklarına bağımlı mısın?

Önce bu sorulara cevap aramalısın. Bulacağın cevaplara göre iş saatlerinle günlük hayatın arası belirginleşmiş olacak.

Evde çalışıyorsan, sabah işe yetişme telaşı ve trafik stresi olmayacak elbet. Bu, sana kendine ayıracağın vakit olarak geri döner. Ama bunu heba etme, plazaya giderken bir uyduruktan yediğin bol yağlı poğaça yerine kendine güzel bir kahvaltı hazırlayabilirsin, örneğin. İçeceğin keyif çayı/kahvesi sırasında gazete okumak da, üstüne kar kalır. Bunca yıllık tecrübemden yola çıkarak söyleyebilirim ki, uyanmamla kahvaltı keyfinin bitmesi arası her şey dahil bir en fazla bir buçuk saat. Bu benim hem ayılmama, hem de efektif olarak çalışmaya başlamam için yeterli. Plazada çalışırken de kalkmamla masama oturmam arası da yaklaşık bu kadardı ama sabah ne yediğimin farkında olamıyordum. Üstüne yol stresi de bonusu olduğundan başladığım günden bir şey anlayamıyordum.  Bu anlamda o günlerden uzak olduğum için kendi adıma mutluyum.

20161117_ev

Sen gününü nasıl yaşıyorsun diye merak edenler olabilir: Gece az uyuduysam, çay demlenirken hızlı bir duş; yoksa demlenmiş çay ile basit bir kahvaltı. Kahvaltı sonrası mutlaka üst değiştirmesi. Plaza kıyafeti değil elbet ama eşofman ya da pantolon fark etmez üstümdeki ev kıyafeti olur. Diyelim ki o gün işle ilgili bir şey yapmayacağım da blog ile ilgileneceğim, durum gene de değişmez; pijama-sabahlık çıkar, ev kıyafeti giyilir. Bu, kendime işe başlayacağımın sinyalini verir (Yazar notu: Herkesin farklı bir sinyali olabilir tabi. Kimi duş almadan kendine gelemez; kimi tek kahveyle ve belki bir sigarayla başlar çalışmasına; kimi benimki gibi kahvaltı sonrası üst değişmeyle –o sütyen giyilecek arkadaş-. Seninki için bir şey diyemem, bunu en iyi sen bulursun 😉 ).

Üst değişme bitince, hop laptop açılır. Çalıştığım masaya mutlaka su gelir, çoğu zaman çay gelir. Müziksiz olmaz, genellikle sevdiğim radyo kanallarından biri açılır. Sonrası çalışma…

Öğlen yemeğini ya bir gece önceden pişirmiş olurum. Eğer pişmiş yoksa dolapta yarı-hazırda olan malzemelerle hızlıca bir şey hazırlanırım. Bulaşıklar makineye yerleşir, sonrası çalışmaya devam. Genellikle ortalama mesai saatinde bitiririm çalışma saatini. Bazen plazada çalışan arkadaşlarımla iş çıkışında buluşurum, bazen iş çıkışı saatinden hemen önce spora.

Diyelim ki gün içinde benim yapmam gereken bir iş çıktı, akşam yemeği sonrası arayı kapatırım. İş aksamaz, gece yatağa kafam rahat giderim.  

Bu yazıyı okuyunca “e bekarsın sen Zeynep, kendi rutinini bulmak kolay canım” diyebilirsin, belki haklısın. Ama sana bir sır vereyim: kendi kendini işe motive etmek çoğunlukla daha zor. Hele ki hayatındaki boşlukların sayısı fazlaysa. Bundan sebep, kısıtlayıcıların olarak gördüklerin senin yol haritan olabilir. Algıyı değiştirmen ve olumsuzluk gibi görünenleri avantaja dönüştürmen iyi gelir ;).

Kendi rutinini oluşturmak gibi evde çalışma ortamını nasıl kuracağın da bunun bir parçası. Senin dikkatini dağıtacak konuları minimize etmen ve çalışmaya motive olacak konularda düşünmen. Sadece para kazanılacak çalışma da düşünme tabi, sana iyi gelecek her türlü aktivite/çalışma da buna dahildir aslında.

Unutma SENİ SENDEN İYİ KİMSE BİLEMEZ.

Yaklaş yaklaş freelance çalışmayla ilgili sana güzel bir şeyler daha söyleyeyim. Eğer koşulların varsa, bazen ev dışında çalışma imkanı da bulursun. Ev dışında çalışmayla ilgili ettiğim kelamlar için ikinci yazıya kadar beklemen gerekecek, az sonraaaa… 

*Freelancer: Freelance (serbest zamanlı) çalışan kimse

Zeynep Erdoğan

plazadandunyaya_profil_zeynep02_2

Yemek yapmayı ve paylaşmayı terapi olarak gören bir blogger; vizörünün arkasındayken diğer terapisinde olan bir ileri amatör; utanmasa kapının gıcırtısıyla rakseden bir “dandöz”; orta avlu’nun 35lik’i; yeğenlerinin asker arkadaşı; fil hafızalı yer-yön uzmanı.

Freelance (Serbest Zamanlı) Çalışma Hayatına Giriş- 101“ için 1 yorum yapılmış.

  • […] Freelance Çalışma Hayatına Giriş- 101 yazısında, evden çalışmaya dair iki kelam etmiştim. Ancak evden çalışmak, ne yazık ki her zaman toz pembe değil. Bünyede biraz temizlik veya düzenli olma takıntısı varsa, evi hale yola koymadan işe başlamıyorsun. Çoluk çocuk varsa daha da zor oluyor masanın başına oturmak. Ve hatta sırf evde olduğun için çalışmaya konsantre de olamıyorsun, çok normal. Bunun için de çözümlerimiz var sevgili freelancer (ya da blogger) hiiiç tasalanma. […]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir