Hayaller ve Hayatlar…

Merhaba, dertleşelim mi biraz?

Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim’, dedin.
‘bundan daha iyi bir başka şehir bulunur elbet.
Her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya;
-bir ceset gibi- gömülü kalbim.
Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,
kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,
boşuna bunca yıl tükettiğim bu ülkede.’

Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir.
Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın,
aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.
Başka bir şey umma-
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
öyle tükettin demektir bütün yeryüzünü de.

Konstantin Kavafis’in bu şiirini çoğunuz biliyorsunuzdur sanırım. Bilmiyorsanız da, bu güzel ve anlamlı şiirle sizi tanıştırdığım için duyduğum mutluluk ve gururu gizleyemeyeceğim 🙂

hayalhayat1

Zaten bildim bileli bu şiiri çok sevdim. Çünkü, “Nereye gidersen git, kendini, yaşadıklarını da götüreceksin. Sıfırdan başlamak diye bir şey yok.” fikrini çok doğru buluyorum ve hayatımda bu fikirden çok izler görüyorum.

Üçümüz de öyleyiz sanıyorum ama ben bu yazıda kendi adıma konuşayım; plazada iken, ayrıldığımda her şeyin sihirli bir değnek değmişçesine düzeleceğini, tüm sorunlarımdan arınacağımı düşünüyordum. Öyle ya; en büyük mutsuzluk kaynağım benden uzakta olacaktı, çevrem işini ve hayatını –insanın hayatında iş mutluluğundan etkilenmeyen bir alan var mıydı ki?- sevenlerle çevrili olacağı için birbirimize mutluluk bulaştıracaktık, gökten üç elma düşecekti, bu masal da böyle sürecekti…

hayalhayat3

Kazın ayağı öyle değilmiş. Bir kere hayat yeni de olsa sen eskisin. Önceki iş hayatından kalan yaraların, mutsuzlukların, öfkelerin seninle birlikte geliyor. Mobbing tecrüben varsa eğer, uzun süre mobbing’e maruz kalmanın sende bıraktığı etkiler oluyor. Mobbing kaynaklı fiziksel ve ruhsal rahatsızlıklar öyle “puf” diye yokolmuyor. Derin bir özgüvensizlik ve en ufak bir eleştiride yeniden mobbing yaşama hissi de cabası.

Çocukluğumuzdan beri belli kalıplarda ve “garantide olma” ihtiyacıyla büyüdüğümüz için “konfor alanından çıkma” olayını dibine kadar yaşıyoruz. Evet, korkuyoruz. Evet, endişeliyiz. Ve bittabii hiç bilmediğimiz bir habitatta, hiç beklemediğimiz yerlerden darbeler alıyoruz.

hayalhayat4

İşin bir de insan boyutu var. “İşim o kadar zor değil, asıl zor olan insanlarla uğraşmak” cümlesini bir çok beyaz yakalıdan duyduk, biz de sıkça söyledik. Peki “ben de plazadan dünyaya geçicem, kendi hayatımı yaşiycam, özgürlüğümü ilan edicem ve sonsuza dek mutlu yaşiycam” insanı; de bakalım hele, plazadakiler insan da, dünyadakiler melek mi?

El-cevap: Değil! Vallahi de billahi de insan her yerde insan!!

  1. Senin hassasiyetlerini kullanarak emeğini ve zamanını bedavaya kullanmak derdindeki A,
  2. Hiç gerekmediği halde baştan sonsuz vaadlerde bulunup, sonra baştaki anlaşmanızın kendisine düşen kısmını bile yapmayan B,
  3. Kendi payına düşen işi zamanında yapmayan, yapsa bile baştan savma yapan C,
  4. Senden aldığı fikirleri, kendi fikri olarak kabul ettirip, bu sayede takdir toplayıp, bir teşekkürü bile çok gören D,
  5. Senden sürekli destek isteyip, sana destek olmayı aklından bile geçirmeyen E,
  6. Agresif, daha da kötüsü pasif agresif F…

…Böyle gider bu, ne de olsa alfabe 29 harf 🙂

Hayır, eski işyerlerimizden değil, “hayalimizdeki işi yaptığımız cennetimizden” insan manzaraları bunlar…

hayalhayat2

Şimdi diyeceksiniz ki “E kızım, bu kadar vahim madem, niye dönmüyorsunuz?” Çünkü her ne kadar bir çok olumsuz şeyleri yeni hayatımıza kendimizle beraber getirmiş, geride bıraktığımızı zannettiğimiz başka bazı olumsuzlukların ikiz kardeşlerini yeni hayatımızda bulmuş olsak da, uzun zamandır varlığını bile unutmuş olduğumuz bir duygu bizi sıcacık sarıp sarmaladı, bir daha da bırakmadı…

“İşini yaparken keyif alma, zamanın nasıl geçtiğini fark etmeme, kendini özgür hissetme duygusu”

Bu duygu var ya, işte insan bu duygunun bağımlısı oluyor. Bu duygu olmadan yaşadığı günlere asla dönmek istemiyor.

Güzelliğin on par’e etmez Plazadan Dünyaya, bizdeki bu aşk olmasa…

Seviyorum uleeeeyn!!!

Selin Güneş

author_1

Canından olmamak içün Araf’tan hikayeler terennüm eden bir Şehrazad; maymun iştahlı bir müzikofil; valide, zevce, hemşire, kerime; tanıştığı herkesle bir şekilde hemşehri olabilen bir havva kızı.

Hayaller ve Hayatlar…“ için 6 yorum yapılmış.

  • Turgay Aksoy

    (Mart 30, 2018 - 9:33 am)

    Güzel bir yazı. İş hayatındaki tiplemeler neredeyse her sektörde var. Sıfırdan başlayamamak görüşüne de katılıyorum. Çünkü oluşan olumsuzluklarda bizim de bir miktar payımız oluyor. Hatalarımız, kusurlarımız ve eksikliklerimizle.

    • Selin Güneş

      (Nisan 1, 2018 - 7:58 am)

      Bu yönü de var tabii. Teşekkürler.

  • Derya

    (Nisan 1, 2018 - 7:46 am)

    Aaah ah bilmezmiyim . 20yil kimi zaman sevdigim kimi zaman sevmedigim islerde calistiktan sonra amaaan bunlar bos isler deyip kendimi cocuk dogurup büyütmeye adadim. Sonra ölene kadar bos duramam bir ugrasim olsun deyip bloglarimi actim. Kazanclarin kurus hesabiyla oldugu bloglarda bile bu islerden rant saglayip insan kullanmaya calisanlari gördüm. Ama özgürüm. Kendi evimin konforunda yaziyorum keyfimin kahyasiyim. Bu insanlari yok edemeyiz. Iyi bir yönü de var bize kendimize yetmeyi ögretiyorlar.

    • Selin Güneş

      (Nisan 1, 2018 - 7:57 am)

      Sü-per-sin!

  • mavianne

    (Nisan 2, 2018 - 11:07 am)

    İŞ HAYATINDA 26 YIL GEÇİREN BİRİ OLARAK YAZINI SEVEREK VE HAK VEREREK OKUDUM
    doğru söylüyorlar insan her yerde insan
    Boşuna söylemiyorlar Allah iyilerle karşılaştırsın diye
    iyi yönetici
    iyi iş arkadaşları
    o zaman işini severek yapıyorsun
    mobbing en kötüsü
    ses çıkaramamak
    yeni hayatta size başarılar diliyorum

    • Selin Güneş

      (Nisan 4, 2018 - 7:22 am)

      Çok teşekkür ederiz. Hepimiz hayatlarımızın her alanında iyi insanlarla karşılaşalım inşallah.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir