Her Şey An’da Gizli

Geçenlerde çok sevdiğim bir arkadaşımla yemeğe giderken, onun cuma akşamından pazartesi işe yorgun başlayacağını düşünürken görünce dedim artık zamanıdır: Uzun süredir yazmayı ertelediğim konuda yani an’da kalmakla ilgili olarak bir şeyler karalamak gerek (hamiş: gerçekten de herşeyin kendi zamanı vardı değil mi?). Evet an’da kalmayı hala çok iyi başaramasam da durumun farkına varıyorum ve çabalıyorum. Ve yaşadıklarımı sizinle paylaşmak gerek (mottom paylaşmaktı di mi 😉 ). Bu konuda biraz daha farkındalığı artırmanın zamanıysa başlayayım. 

pazartesi-sendromuna-karsi
Ah nedir bu pazartesi sendromundan çektiğimiz

Kurumsalda çok yoğun çalıştığım dönemlerde, benim için çalışma saatleri yapılan seyahatler ve kalınan mesailer dolayısıyla 9-6’nın çok dışına çıkardı (dışarı esnek çalışma saatleri dedikleri türden). Böyle olunca da, hafta içi günleri cumayı beklemekle geçerdi, cuma olunca da pazar gününün gelmemesini istemekle. Hafta sonlarında da ya delisiye saatlerimi dolduruyor sürekli bir şeyler yapıyordum, ya da cumartesi-pazar salonumdaki kanepeye çakılıp kalıyordum. Her iki durumda da diğerini yapmadığım için sıkıntılıydım aslında. Bu duyduğum sıkıntı, yaşadığım mobbingle birlikte zaman zaman beni çok etkiliyordu. Çalışırken bedenen ve zihnen yorulan ‘beni’ sadece dinlendirmek yetmiyordu, kendimi daha çok eğlendirmediğim için de bunalıyordum. Böyle olunca bir sonraki hafta sonu için sürekli program yapıp her saniyemi doldurunca da zaten dinlenmemiş ‘beni’ daha çok yorduğumu düşünüyordum. Her iki durum da beni stresli yapıyordu. Dinlenemenin gerekli olduğunu düşünsem de bir tarafımla eksik kalmış hissediyordum.

O günlerde ne dinlenmeye övgü‘den haberim vardı, ne de yavaş zihin‘den ve yavaş dinlenme‘den. İşin özü, dinlendiğim zaman yapmadıklarımdan ya da hayıflanıyordum. Bu konu üzerine psikologumla yaptığımız uzunca bir seansın ardından “an’da kalma”nın ne demek olduğu ile ilgili kafa yormaya başladım. Öyle ya, ya gelecek zamanda olacaklar için şimdiden strese giriyordum, ya da geçmişte yaşadıklarımın muhakemesini yapıp yapamadıklarımı/söylemediklerim yüzünden gene stresli oluyordum. Ez cümle geçmiş ve gelecek’in stresinden an’da hiç yoktum. 

now clock

Gene böyle hissettiğim dönemde, bir gün kafam dağılsın diyerek yeğenlerimi görmeye gittim. Küçük olan yeni uyanmıştı, ama bir türlü yatağından çıkıp bizimle oyun oynamaya gelmiyordu. Yatağında keyfi o kadar yerindeydi ki, anlatamam. Bir yandan da oyuna katılmak için neden acele etmediğini merak ediyordum. Sonradan dank etti, keyfi yerinde olan bir şeyi sürdürmek istiyordu, bu kadar basit (buna kısaca an’da kalmak diyoruz).

Biz büyükler bunu maalesef başarmak konusunda iyi değiliz, hep yapacak bir şey var ve hep geç kalıyoruz. Hele ki İstanbul gibi bir keşmekeş metropolde yaşayınca bunu yapmak daha da zor. Her çocuğa bir koli için gittiğimiz Adıyaman’dan sonra Gaziantep‘te geçirdiğimiz haftasonunda bunu daha da çok hissetmiştim. Zaman saat olarak aynıydı belki ama zaman algımız değişmişti. Bir sonraki adımı da düşünmüyorduk, olduğumuz andan mutluyduk 🙂

Gelelim nasıl yapsak da, bunu başarsak diyenler için naçizane cevabıma.

An’da kalmanın ilk adımı, kendine bunu hatırlatmak. Kendini gelecekle ilgili stresli mi gördün, hop aklına gelsin: sen şimdi’desin. Nasıl olsa o ‘gelecek’ de bir süre sonra şimdi olacak, o zaman da stresleneceksin zaten, o yüzden şimdi bırak kaygılanmayı, an’ı yaşa. 

Tek cevabım bu da değil elbet, hala konuyla ilgili çalışıyorum, okuyorum, dostlarla konuşuyorum (zaman zaman onların beynini de yiyordum). Keşfettiklerimi sizinle paylaşmaya devam da edeceğim, o zamana kadar siz en iyisi an’da kalın 😉

Zeynep Erdoğan

plazadandunyaya_profil_zeynep02_2

Yemek yapmayı ve paylaşmayı terapi olarak gören bir blogger; vizörünün arkasındayken diğer terapisinde olan bir ileri amatör; utanmasa kapının gıcırtısıyla rakseden bir “dandöz”; orta avlu’nun 35lik’i; yeğenlerinin asker arkadaşı; fil hafızalı yer-yön uzmanı.

Her Şey An’da Gizli“ için 1 yorum yapılmış.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir