Herkesi Mutlu Etmeyi Bıraktığımda Öğrendiklerim…

Biliyorsunuz, mutlu olmak için Plazadan Dünyaya ekibi olarak kafa yoruyor; öğrendiklerimizi gerek yazılarımızda, gerekse Mutlu Yaka etkinliklerinde sizinle paylaşmaktan ayrıca keyif alıyoruz. Biliyoruz ki, mutluluk, önce kendimizden başlamalı. Ancak maalesef çoğumuz için çocukluktan başlayan bir “doğru bildiğimiz yanlışlar” silsilesi var. Bu yanlışlardan dolayı, karşımızdakilerle ilişkileri doğru kuramayıp, daha çok mutsuz oluyoruz. Buna son vermek için; hadi biraz farkındalık diyerek, bizi mutlu edecek doğruları konuşmaya başlayalım 🙂

“Herkesi Mutlu Etmeyi Bıraktığımda Öğrendiklerim…” yazısı, Huffingtonpost.com’dan Türkçeleştirilmiştir.

*****

Uzunca bir süre, mükemmel kadın olmayı istedim.

Tamam, belki mükemmel değil ama en azından “hatasız” olmayı istedim (o kadar da kendimi kandırmış değilim!). Ancak, her zaman başkalarının öncelikleri için harcadığım çaba mükemmel oldu. Müşteri ilişkilerinde, mükemmel girişimci; ilişkilerimde, mükemmel kız çocuğu ya da arkadaş; evliliğimde ise mükemmel eş olmak istedim.

Herhangi bir anda, başkalarının bana ihtiyaç duyduğu kişi olma konusunda oldukça iyiydim. Bu bukalemun halini, uzunca bir süre güzelce sürdürdüm. İnsanlar bana “neşe”li dediler, “birlikte kolay çalışılabilir” olduğumu söylediler ve en önemlisi beni “tatlı” buldular.

Bu tip sözleri, bana söylemeyen tek kişi ise kendimdim. En derinden kendimi tükenmiş; düzenli olarak da isyankar ve mutsuz hissettim. Ama bu çığlıklarımı duyan olmadı.

Taa ki benim iş ve özel hayatım, cam bir tavana çarpıncaya kadar.

Sağ olsun insanlar işimde ve evliliğimde bana yardım etmek istedilerse de, bu durumumu atlatmamda yardımcı olmadı. Evliliğim, benim bir sorun olduğunu fark etmemden önce parçalandı. Bu sırada işimde, benim için mükemmel olduğunu düşündüğüm ancak ortalamanın altında becerileri ve üstünkörü hizmet anlayışını tercih eden potansiyel müşterilerle karşılaştım. Çalışma arkadaşlarımsa, resmi görüşmeler, iyi kitap anlaşmaları ve hep istediğim zengin müşterilere sahip oldular.

iletişim_topluluk

Bunları gördükçe, başarılı kadınların, bir üst seviyeye nasıl geldikleri konusunda araştırmaya motive oldum. Bu kadınlar, benden nasıl farklı oluyorlardı? Onlar benden daha iyi insanlar mıydı? Daha sevimli, daha kolay anlaşılan ya da daha şanslı? Yaptığım araştırmanın sonuçlarının bu koşulları destekleyeceğini düşündüm.

Aslında bulduğum şey; benim istediğim işi, izleyiciyi ve fırsatları elde etmiş – kendi alanlarında en iyi ya da yüksek olmasına bakılmaksızın-  kadınların, ilk hedeflerinin başkalarını memnun etmek olmadığıydı.

Bu kadınlar, kim olduklarının farkındaydılar. Yaptıkları işi iyi yapmaktan ve hizmetlerine karşılık neyin olmasını beklediklerini konuşmaktan korkmuyorlardı. Hatta, çalışırken canlarını neyin sıktığını söylemekten ya da müşterileriyle başarılarında onları neyin geride tuttuğunu konuşmaktan da korkmuyorlardı. Üstelik bu durum, onların kaba ya da agresif olduğu anlamına gelmiyordu. Sadece gerçek için özür dilemedikleri; onu saklamadıkları ya da durumu yumuşatmadıkları demekti.

Bu kadınlar, yeri geldiğinde diğerlerini memnun etmemeyi seçip, kendi pozisyonlarının onlara teslim edilmesini beklemek yerine kendi liderliklerini kuruyorlardı. Güçlerinin kaynağı, esneklikleri ve pozitif olmaları değil, özgürce konuşarak diğerlerinden ayrılmalarını sağlamalarıydı.

Bu kanıta dayanarak, “mükemmel ama gözden kaçan” olmakla uğraşmayacağımı ya da istediğim fırsatları çekmek için iletişim tarzımı değiştireceğimi biliyordum. İkinciyi denemeye karar verdim ve süreç içinde insanları hoşnut etme alışkanlığımı bıraktım. İşte hayatımı değiştirenlerden öğrendiklerim:

1) Etkili olmanın anahtarı, kendine olan güvenin.

İnsanlar, doğal olarak kendine değer veren ve yetkin insanlara yakınlık duyarlar. Buna karşılık saygı göstermediğimiz insanlar, neyin iyi olduğunu bulmak için sosyal medyada anket yapan ya da başkalarının ona ne kadar harika olduklarını söylemelerini bekleyen kişilerdir. Dünyadan ne istediğimize ve neyi hakkettiğimize karar verdiğimizde, Dünya’nın bizim istediğimiz yöne gitmeye başladığını fark ederiz. Tabii bu ilk seferinde olacak bir şey değil, ama zamanla kendini dinlenmeye değer bir ses olarak göreceksin.  

communication-confidence

2) Devam etmek için konuşmalısın.

Güven, sadece gerçeği konuşmak değil, aynı zamanda onu üstünde taşımak ve öyle davranmak da demektir. Bir odaya sahibiymişsin gibi girdiğinde, herkes odanın sahibi olduğunu düşünecektir. Deneyimlerime göre, en iyi uzmanlığa sahip insanlar çoğu kez uzman gibi görünmekten kaçınanlardır. Birçoğu kişiliğini gizler, kendilerine çevrilen ışık altında utangaçtır ve başarılarının önemini azaltırlar. Aynı zamanda, daha az gelişmiş becerilere sahip olanlar sahnedeyken, kendilerinin neden köşede yalnız bırakıldığını da merak ederler.

3) İnsanlar, senin ne istediğini onlara söylemeni ister.

Müşterilerimin ya da eşimin ne istediğini dinlemenin ve onlara istediklerini vermenin, iyi bir iletişimin başlaması ve bitişi için gerekli olduğu düşünürdüm. Dinlemek kesinlikle kritik olsa da, iyi bir dinleyici yalnızca karşısındakinin bakış açısını değil, aynı zamanda bu bakış açısının kendi düşüncesinden farklılık göstermesini de algılamalıdır. Yeni başlayan cesur bir iletişimci olarak, bu farklılıklar üzerine kafa yormaya, istediğim ve ihtiyacım olanları savunmayı öğrenmeye başladım. Yaşadığım herhangi bir hafif tereddüt, “belki” ve “eğer” için olan inancımı sarstı. Ayrıca, karşılıklı bir çözüm bulma yeteneğimi de yok etti; her gece başımı yastığa koyduğumda artık pişmanlık duymuyorum.

iletişimsizlik_kadın

4) Kendine değer vermek, kariyerini kuracak ya da kıracak olan bir savaştır.

İnsanları memnun etmek için herşeyi yaptığımda, fedakar olduğumu düşünürdüm. Bu durum, gerçekte başkalarının benden daha değerli olduğuna dair inancımdan geliyordu. Onların zamanı, onların istekleri ve planları öncelikliydi. Bir kadın olarak, saygı görmek ve “iyi bir kız” olmakla ilgili kültürel mesajlar, bu öz değer düşüklüğünün ve karşılıklı iletişim yollarını sahiplenmemde rol sahibi olduğunu söyleyebilirim. Ama aslında ben bu mesajlara inanmayı tercih ettim. Ve şimdi de bunları reddetmeyi seçiyorum.

İnsanları memnun etme, hayatımın çoğunluğunda iş ve kişisel iletişimimi yöneten, öğrenilen bir stratejidir. Ancak ben bunun gerçekten ne olduğunu görene kadar bende hep ters tepmişti. Gerçeklerimi cesaret, özgünlük ve sevgi ile konuşmayı öğrendiğimde, hedeflerime ve hayallerime doğru ilerlemeye başladım.

Dünya, senin, onlara duymak istediğini söylemendense olanları olduğu gibi anlatmanın ihtiyacı içindedir.

Özgürce konuşun, nelerin olacağına şaşıracaksınız.

Görseller: pexels.com

Zeynep Erdoğan

plazadandunyaya_profil_zeynep02_2

Yemek yapmayı ve paylaşmayı terapi olarak gören bir blogger; vizörünün arkasındayken diğer terapisinde olan bir ileri amatör; utanmasa kapının gıcırtısıyla rakseden bir “dandöz”; orta avlu’nun 35lik’i; yeğenlerinin asker arkadaşı; fil hafızalı yer-yön uzmanı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir