Imposter Sendromu

Bu sefer kendim sordum kendim cevapladım. Röportaj deşifre etmekten düz yazı yazamaz hale geldim inanmazsınız 🙂 .


 

Eyvah! bu sefer foyam ortaya çıkacak 🙁 Herkes, aslında başarılı olmadığımı ve şans eseri müdür olduğumu anlayacak!
İnsanların zanettiği gibi zeki, başarılı, bilgili biri değilim… Bir gün gerçek yüzümü görecekler…

Hımm, son zamanlarda böyle mi hissediyorsunuz… Üzgünüm ama imposter (sahtekar) sendromuna yakalanmışsınız!

Ne ne ne sendromu? Hadi bakalım bir bu eksikti… Daha pazartesi sendromu ile baş edemezken nereden çıktı şimdi bu…

Imposter sendromu ilk defa 1970’lerde psikolog Suzanne Imes ve Pauline Rose Clance tarafından ortaya çıkarıldı. Özellikle başarılı kişilerde görülen bu sendromun belirtileri şöyle; bulunduğu mevkiiye şans eseri geldiğine inanma, kendinden şüphe etme, herkesin bir gün gerçek yüzünü göreceğine inanma…

Bu sendrom, insanlarda stres, endişe ve depresyon yaratır. Hem kendilerinden hem de başarılarından şüphe ederler. Başarılarını kendileriyle ilişkilendirmez, şanslı olmakla açıklarlar. Herkesi, zeki ve başarılı oldukları yönünde dolandırdıklarına inanırlar. Kendilerini suçlarlar ve hangi pozisyonda olurlarsa olsunlar istifa ederek kariyerlerini bile bitirebilirler. Uzman psikolog Tarık Solmuş’un verdiği bir örnekle konuyu biraz daha somutlaştıralım : “Amerika’da iki yüksek lisans ve iki doktora derecesine sahip olup dekan olan ve rektör olmasına da kesin gözüyle bakılan çok başarılı bir kadın akademisyen bir gün tüm üniversite çalışanlarına e-posta gönderip o güne kadar aslında herkesi kandırdığı, sahtekarlık yaptığı, yüzünde bir maskeyle dolaştığı gerekçesiyle herkesten özür dileyip istifasını verdi ve eve kapandı. Sadece ufak çaplı mesleki danışmanlıklar yapma kararı aldı. Tabii tüm çalışanlar buna çok şaşırdı çünkü kadının özgeçmişi başarılı çalışmalarla doluydu ve hiçkimse onun ne mesleki ne de özel yaşamında etik dışı bir olaya karıştığını da görmemişti, duymamıştı”.

Peki bu sendroma yakalanan benim gibi başka insanlar da var mı? Lütfen yalnız olmadığımı söyleyin…

Kesinlikle yanlız değilsiniz :). En çok kadınlarda görülen bu sendromun, toplumun %70’inde görüldüğü söyleniyor. Başarılı öğrencilerden yazarlara, üst düzey yöneticilerden Hollywood ünlülerine, prodüktörlere kadar bir çok kişide görülüyor. Bu sendromun görüldüğü kişilerinin ortak özelliği ise başarılı olmaları.

kate-winslet2-jpg

Kate Winslet: “Bazen yataktan kalkıyorum ve çekime gitmeden önce ‘bunu yapamayacağımı’, bir sahtekar olduğumu düşünüyorum.”

Maya Angelou: “11 kitap yazdım ve her seferinde ‘şimdi beni fark edecekler, herkesle oynadım, bu kez her şey ortaya çıkacak- ‘şimdi herkese bir oyun oynadığımı, aslında bir yalancı olduğumu anlayacaklar’ diye düşünüyorum.”

Michael Uslan (Batman filmlerinin prodüktörü): “Hâlâ bir gün güvenliğin gelip beni kapı dışarı edeceği hissine kapılıyorum.”

meryl-streep-409947Meryl Streep: “Nasıl rol yapacağımı bilmiyorum, benim burda ne işim var?”

Albert Einstein: “Çalışma hayatımla ilgili abartılı söylemler beni hasta ediyor, kendimi istemeden insanları kandırmış gibi hissediyorum.”

Dünya Sağlık Örgütü’nün başkanı Dr. Margaret Chan: “Çevremdeki birçok insan bana konunun uzmanı olarak yaklaşıyor. Nasıl benim konuya bu kadar hakim olduğuma inanıyorlar bilemiyorum. Ben daha çok bilmediklerimin farkındayım.”

Peki neden ben? Neden ben yakalandım bu sendroma !? 🙁

Muhtemelen aileniz yüzünden… Bu ne demek şimdi? Uzmanlar bu durumu nasıl açıklıyor, bakalım…

Suzanne Imes’e göre sendromun en önemli nedeni aile. Ailede başarı baskısı ile büyüyen, fazla övülen vaya eleştirilen kişilerde bu sendroma yakalanma olasılığı daha fazla.

Tarık Solmuş ise bu durumu şöyle açıklıyor : “Özellikle mükemmel, eşsiz, benzersiz, her şeyi bilen ya da yapabilme gücüne sahip olan bir insan oldukları yönünde yetiştirilen çocuklar büyüme sürecinde birtakım zorluklarla karşılaşmaya başlarlar ve örneğin yetişkinlik dönemlerindeki iş yaşamlarında ne kendilerinin ne de başka insanların aslında mükemmel ya da her şeyi bilen insan olamayacaklarını anlamaya başlarlar. Sendrom tam bu noktada kendisini göstermeye başlar. Yaptığı her şey için her zaman takdir edilip övgü alan birey, artık hem ailesinin kendisiyle ilgili bu algısından hem de kendisinden şüphe duymaya başlar. Başarılarının kişisel yetenek ya da çaba gibi bireysel etmenlerden ziyade tamamen şans, arkadaşların yardımı, destekleyici yönetici, doğru zamanda doğru yerde olma vb. gibi tamamen kendisi dışındaki faktörlerden kaynaklandığına inanmaya başlar.”

Hımmm anladım… 🙁 Bu sendromdan kurtulmam için neler yapmam gerekiyor, peki?

Farkına varın: Öncelikle sorunun farkına varın. Imposter sendromu son derece normal, pek çok kişinin yaşadığı bir sendrom.

Başardığınız işlere odaklanın:  İyi olduğunuz ve gelişime ihtiyaç duyduğunuz alanları yazın ki, iyi olduğunuz tarafları net bir sekilde görebilin.

Uzmanlığınızın farkına varın: Sadece kendinizden daha deneyimli olanlara bakmayın. Örneğin genç öğrencilerle, yeni mezunlarla çalışmak, size ne çok şey bildiğinizi, ne çok yol aldığınızı gosterir.

Mükemmeliyetçi olmayın: Mükemmeliyetçiliğe odaklanmayın, yarattığınız değere odaklanın. Bu sendrom aslında mükemmeliyetçilerin içine düştüğü bir durum. İşini gelişi güzel yapanlarda böyle bir probleme rastlanmıyor. Tabii bu arada; en iyisini yapmayı hedeflemekle her zaman mükemmel olmayı karıştırmayın. Birincisi sizi hep daha iyiye taşır, ikincisi ise sizi tüketir.

pexels-photo-196658

Kendinizi tebrik edin: Herkes hata yapabilir, zaman zaman yaptığınız küçük hataları kabul edin. Başarılarınız için kendinizi tebrik edebilmeyi öğrenin.

Herkes aptal gibi hissedebilir: Bazen kendinizi aptal durumuna düşmüş hissedebilirsiniz. Bu çok normal, herkese oluyor. Aptal gibi hissetmeniz aptal olduğunuz anlamına gelmez.

Başarılarınızı üstlenin: Sadece başarısızlıklarınızı, hatalarınızın sorumluluğunu almayın, başarılarınızın da sorumluluğunu alın ve başarınızı kutlamayı öğrenin. Imposter sendromunun üstesinden gelmek ‘kendini kabul etmeyi’ gerektirir. Bulunduğunuz yeri hak ediyorsunuz, şans eseri orada değilsiniz, başarınızı sahiplenin. Nasıl hatalara sahip çıkarak sorumluluk sahibi olduğumuzu göstermemiz gerekiyorsa, başarılarımızı da sahipsiz bırakmamalıyız.

Karşılaştırma yapmayın: Karşılaştırma yapmak önce size zarar verir. Kendinizi başkalarıyla karşılaştırmak, doğru bir karşılaştırma olmaz. Kendi zayıf yönlerinizle başkalarının güçlü yönlerini kıyaslayıp kendinize haksızlık edersiniz.

Mütevazı olmaktan gurur duyun : Ama olumlu geribildirimler aldığınızda da kabul edin. Geribildirimi kabul etmediğiniz zaman karşınızdaki insanın yargısına saygı duymadığınız düşünülecektir. Yetenekleriniz ve başarılarınızdan söz ederken küçümseyen, yaptıklarınızı hafife aldığınızı gösteren kelimeler kullanmayın. Tabii itici bir sekilde övünmeyin de 🙂 .

Günlük tutun : Başarı ve başarısızlıklarınızı kayıt altına almış olursunuz. Böylece onları tekrardan okurken hem başarıları hem de başarısızlıkları eşit ölçüde hatırlayabilirsiniz.

Yardım istemesini bilin: Başkalarından yardım istemenin normal bir şey olduğunu unutmayın. En iyiler de yardıma ihtiyaç duyar.

pexels-photo-1

Bir danışmana gidin: Bireysel terapiler oldukça yararlıdır.

 

Veee son söz…

Bu sendroma yakalanıp yakalanmadığınızı anlamak için aşağıdaki linke tıklayarak iflah olmaz bir “imposter” olup olmadığınızı öğrenin 🙂

http://testyourself.psychtests.com/testid/3803

Sevgilerimle…

Nerelerden esinlendim?

http://www.dunya.com/ozel-dosya/degisim-yelpazesi/sahtekar-gibi-mi-hissediyorsunuz-haberi-261189

http://www.hurriyet.com.tr/impostor-sendromunu-yenin-27196169

http://www.radikal.com.tr/yazarlar/tugba-kirac/basarinin-diger-yuzu-impostor-sendromu-1092052/

http://www.aynapd.com.tr/?p=350

https://thehustle.co/why-70-percent-of-millennials-have-impostor-syndrome

https://onedio.com/haber/einstein-in-bile-yasadigi-kendini-surekli-yetersiz-gorme-sanrisi-impostor-sendromu-698673

İrem Devseren

author_3

Yemek diye hayal ürünlerini paylaşan bir blogger; mutlulukların ve sevginin paylaşıldıkça çoğalacağına inanan bir hayalci; kuzukafalının tombiği, felsefeye meraklı, doğuştan küt saçlı.

Imposter Sendromu“ için 1 yorum yapılmış.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir