İşimizle Aramızdaki Aşk/ Nefret İlişkisi

“İşimizi sevmiyoruz!”

Gerçekten mi? Acaba işlerimizden ayrılmamamızın tek nedeni fırsatımız olmayışı mı? Bu konuda biraz kafa yoralım mı?

Tıpkı vücudumuza olduğu gibi, işimize de farklı bir gözle bakabilirsek bir şeyler değişir mi?

“İşimizle Aramızdaki Aşk/ Nefret İlişkisi” yazısı becomingminimalist.com sitesinden Türkçeleştirilmiştir.

***

“Yaşamınızın amacı, hayat amacınızı bulmak ve tüm kalbinizi ve ruhunuzu ona adamaktır.”

Amerika’daki iş hayatı ile ilgili yapılan bir araştırma, bize ilginç sonuçlar sunuyor. Bir taraftan işlerimizden nefret ediyorken, diğer taraftan canımızı dişimize takarak çalışıyoruz.

Amerikalıların çoğunluğu işlerinden memnun değil:

  • Çalışan Amerikalıların…
    • % 70’i işlerine bağlılık hissetmiyorlar. O mutsuzlukla çalışmaya çalışıyorlar.
    • %18’i işlerindeki mutsuzluklarını gizleme gereği bile duymuyorlar.
    • %74’ü yeni iş olanaklarını memnuniyetle karşılayacağını ve değerlendirmek isteyeceğini belirtiyorlar.
  • “4 Saatlik Hafta – Az Çalış, Çok Kazan ve İyi Yaşa!” kitabı (kütüphanemizde var ama henüz okuyamadık – PD) 7 yıl boyunca The New York Times en çok satanlar listesinde kaldı.
  • Amerikalılar emeklilik yaşı olan 65’e kadar yıllarını sayıyorlar ve erken emekli olmayı gerçek bir “Amerikan Rüyası” olarak görüyorlar.

    asknefret2

Amerikalılar işlerinde mutlu değiller ve işlerini sevmiyorlar. Ama daha az çalışmayı da bir olasılık olarak görmüyorlar. Diğer gelişmiş ülkelere kıyasla daha çok (yılda 1800 saat) çalışıyorlar. Orta-sınıf bir Amerikan ailesinin 2006 yılındaki haftalık çalışma saati, 1979’dakine göre 11 saat artmış durumda. Yetişkinlerin %53’ü hafta sonları günde en az bir kez iş mesajlarını kontrol ediyor. Yıllık izinlerinin ortalama 6 gününü o yıl içinde kullanmıyorlar. Haftada bir gün dinlenmek bile bir lüks Amerikalı çalışan için.

Bu bilgiler bize işlerimizle aramızdaki aşk-nefret ilişkisi hakkında ilginç bir resim çiziyor. İşlerimizi sevmiyoruz ama daha az çalışmayı kesinlikle denemiyoruz. Neden?

Buna verilecek cevaplar var tabii ki. Zorunlu harcamalarımızı karşılamak için uzun saatler çalışmalıyız. İşimizin doğası gereği 7*24 ulaşılabilir olmalıyız. Ya da yöneticilerimizin bizi zorladıkları bir çalışma şekli ve temposu var.

Ancak bence bunun daha derin bir nedeni de var. Sonuçta dünyanın en varlıklı ve en verimli ülkelerinden birinden bahsediyoruz. O zaman neden önümüzde başka fırsatlar olabilecekken sevmediğimiz işler için kendimizi bu kadar yıpratıyoruz?

Bu davranışımızın derinlerde yatan nedenini bulabilirsek hem daha fazla iş tatmini hem de dinlenmek için daha çok zaman bularak iki yönde de ferahlayabiliriz.

İşlerimizle aramızdaki bu aşk-nefret ilişkisinin gerçek nedeni, iş motivasyonumuzun sorunlu olması. Yanlış bir ödül peşine çalışıyoruz.

asknefret1.png

Genel olarak ay sonunda alacağımız maaş için çalışıyoruz. Yapmak istediklerimizi yapabilmek için gereken parayı kazanmak amacıyla yaptıklarımıza diyoruz.

Fakat tıpkı güç, itibar ve şöhret gibi, para da hiçbir zaman tüm arzularımızı yerine getirmeye yetemeyecektir.

Ödül para ise eğer, hiçbir zaman yeterli parayı kazanamayacağız. Her zaman “biraz daha fazla” isteyeceğiz.

Modern iş anlayışının problemi bu. İşimizi sadece alacağımız para için yapıyorsak, kazandığımız para ile asla tatmin olamayacağız. Biraz daha fazla çalışarak, terfi için yollar arayarak, izinlerimizi kullanmayarak hep daha fazlası için uğraşacağız.

İşlerimizi çok sevdiğimiz ve yaşam tatminimizi işlerimizde bulduğumuz için mi çalışıyoruz? Hayır. Çalışıyoruz çünkü aldığımız maaşın tüm bunlara değeceğine inanıyoruz.

Ama asla değmiyor.

Para, mal ve mülkiyetten daha fazlası için çalışmalıyız. Bunun için yaratılmışız.

Çalışmayı başkalarına katkı sağlama aracı olarak görmek ve ödülün bu katkı olduğunu düşünmek ise bizi çok farklı sonuçlara götürecektir. Böyle düşünerek çalışmak bizi ilerletir, daha iyi bir insan haline getirir ve hayatlarımızı zenginleştirir.

Gıda maddeleri satıyor, kargo dağıtıyor, sokakları temizliyor ya da başka insanları yönetiyor olalım, işimizi hizmet ettiğimiz kişilere sevgimizi gösterme şekli olarak görebiliriz. (Mümkün müdür? – PD)

Ve motivasyonumuzu değiştirdiğimizde işimizin uzak durulması gereken bir şey değil, hayatımıza anlam katan bir şey olduğunun farkına varırız.

Lütfen işinizi size acı veren ya da uzak durmanız gereken bir şey olarak, sadece maaş kaynağınız olarak görmeyin. Bakış açınızı değiştirin. İşiniz sayesinde yaptığınız katkının değerini bilin ya da sağladığı katkı sizin için değerli olan bir iş yapın.

Bunun sonucu katıksız bir aşk ilişkisi olacaktır.

Selin Güneş

author_1

Canından olmamak içün Araf’tan hikayeler terennüm eden bir Şehrazad; maymun iştahlı bir müzikofil; valide, zevce, hemşire, kerime; tanıştığı herkesle bir şekilde hemşehri olabilen bir havva kızı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir