İşini Sevmiyor Musun? O halde Sana Önerilerimiz Var.

  isinisev3

“İşimden nefret ediyorum.”
“Başka bir işim olsaydı ya da işim …. bir iş olsaydı mutlu olurdum.”
“İşimi değiştirmekten başka çarem yok.”
“Onu da yapamayacağıma göre asla mutlu olamayacağım.”

Gerçekten öyle mi acaba? Bir bakalım mı?

“İşini Sevmiyor Musun? O halde Sana Önerilerimiz Var” Yazısı bemorewithless.com sitesinden Türkçeleştirilmiştir.

***

İşinden nefret eden bir arkadaşım var. Kötü bir gün ya da hafta geçirmekten bahsetmiyorum, aylardır iş yaşamından (ve aslında tüm yaşamından) anladığı sadece tatminsizlik, hayatını boşa geçirme, kendini yemek ile tatmin etme ve hayatında “başka bir şeyler isteme”. Yolda geçirdiği zaman ve evden kontrollerini eklersek günde 10 saatini işine harcıyor. İşinden ne kadar nefret ettiği hakkında düşündüğü zamanı da eklersek hayatında umurunda olmayan, daha da kötüsü onu mutsuz eden bir iş dışında bir şey olmadığını söyleyebilirim.

Aylık maaş karşılığında sağlığını, mutluluğunu ve ilişkilerini satıyor. Korku, direnç ve belirsizlik içinde sıkışıp kalmış durumda. Eğer bu durumda değilseniz anlattıklarım size mantıksız gelebilir ama bu gerçek bir hikayedir. (Evet! – PD) Arkadaşım için gerçek, birçoğunuz için gerçek ve bir zamanlar benim için de gerçekti.
Kendini çaresiz hiseden bu arkadaşıma verdiğim önerilerin, sizlerin de işine yarayacağını umuyorum.
1 – Sen, yaptığın iş değilsin.

Eğer bu dünyadaki değerini kazandığın para, sahip olduğun maddesel şeyler ya da ünvanın ile ölçersen, bu dünyaya sağlayabileceğin katkıları gözden kaçırabilirsin. Sen, sen olarak, bu dünya için yaptığın işten ya da kazandığın paradan çok daha değerlisin. Değerini mesleğin ile ölçme.

2 – İlgi yetenekten daha güçlüdür.

Bir konuda yeteneklisin diye ömür boyu o konuda çalışman gerekmiyor. Bir konuyla ilgili tutkulu isen onu iyi yapman için gerekeni öğrenebilirsin.

isinisev4
“Bir yere uygun olman, oraya ait olduğun anlamına gelmez…”
3 – Bir sonraki işin hayalindeki iş olmayabilir.

Bu işinden ayrılmak için hayalindeki işin gelip seni bulmasını bekliyorsan, bilmelisin ki arada başka işler de seni hayalindeki işe hazırlayabilir. Kendini sıkışmış ve bunalmış hissettiğinde bir sonraki adımını öngörmek zor olabilir. Tüm enerjini “hayatta kalma modu”nda kalmak için harcaman gerektiğinde sağlıklı kararlar vermek zordur. O nedenle bir süre nefret etmediğin, ama hayalinde yaşattığın ile de aynı olmayan bir işte bulunman senin için daha iyi olabilir. İlerlemek istediğin adımın her zaman seni bekliyor olmayacağını, ya da bir süre ona hazırlanman gerekebileceğini aklında tutmalısın.

4 – Önceliği kendine ver, böylece çevrene daha yararlı olabilirsin.

Ailene destek olmak için bu işten ayrılmıyorsun ama bankadaki para dışında bir desteğin olabiliyor mu ailene? Sağlığına dikkat edebiliyor musun, ruhunu ve beynini, çevrene verebileceğin maksimum sevgiyi verebilecek şekilde besleyebiliyor musun? İş dışı hayatını iş hayatından bağımsız düşünemezsin. Birbirlerine ya destek olurlar ya da köstek.

isinisev1

5 – Bazen aradığını, hiç bilmediğin yerlerde bulabilirsin.

İşin ve işinin sağladığı tüm avantajlar zaten bilgin dahilindedir. İlgilendiğin diğer alan hakkında aksiyon almak sana bilmediğin bir suya balıklama atlıyormuşsun hissi verebilir. Deneyim sahibi olmadığın şeylerin sana daha korkutucu gelmesi son derece doğaldır, bunu unutma.

6 – Bir amaca, sukunete, sevgiye ve mutluluğa olan ihtiyacın, belirsizlik korkunu bastırmaya yetmedikçe ayrılmamalısın.

İşini sevmemek yeterli değildir. Başka bir şeye, işine duyduğun nefretten daha büyük bir sevgi besliyor olmak zorundasın. Ayağını yere vurup, “imdaaaat” diye bağırıp, topuklarını popona vurarak kaçma anını beklemek yerine hayatında en önemli olanı fark etmek, hayattaki her şeyin geçici olduğunu bilerek yaşamak ve daha fazlasını hak ettiğin inancını içselleştirmek için zaman ayırmalısın.

isinisev2

7 – Olmuyor mu? Yardım istemekten çekinme.

Bu süreçte sana destek olacak bir iki arkadaşın olsun. İşinden nefret eden bir iş arkadaşı değil, büyük resmi görebilen ve başka bir perspektiften bakabilen bir arkadaş olsun. Bakalım sana ne ufuklar açacak?

***

Hep diyoruz, “Mesele plazadan kaçmak değil yeğen, mesele plaza içinde ya da dışında mutlu olmak.” Biz başaramadık ama plaza hayatını kendini mutlu edecek şekilde düzenleyebilen kişilerle tanıştık , ve onlardan feyz aldık. Belki siz de plazadan ayrılmayan ama plazada mutlu olmayı başaranlardan olur ve bizimle bunu paylaşırsınız. Paylaşırsınız, değil mi?

Sevgiler:)

 

Selin Güneş

author_1

Canından olmamak içün Araf’tan hikayeler terennüm eden bir Şehrazad; maymun iştahlı bir müzikofil; valide, zevce, hemşire, kerime; tanıştığı herkesle bir şekilde hemşehri olabilen bir havva kızı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir