İşte Kariyerinin İlk 10 Yılı

Bu yazı, HuffingtonPost sitesinden Türkçeleştirilmiştir.

***

10yıl4

Bugün yeni hayatının ilk günü, plazanın kapıları senin için açılıyor. Yeni kariyerine hoş geldin!

Uluslararası bir şirkette işe başladın. O ölçekte kurumsal bir şirkete layık, şahane bir plaza katı. Şehrin de tam göbeğinde. İşyerinin görüntülerini facebook’ta paylaşmak için sabırsızlanıyorsun.

Tahminen işe erkenden geldin, ne de olsa bugün ilk gün. Arkadaşların hala iş aramaya ve umut etmeye devam ederken böyle büyük ve uluslararası bir şirkette ilk iş bulan da sen oldun, değil mi?

Bazı arkadaşların ise hiç böyle aramalar yapmayıp kendi işlerini kurma çabasına giriştiler. Ama sen iş hayatında geçerli bir kurumsal deneyim edinmeden kendi işini kurmaya çalışmanın yanlış olduğunu düşünüyorsun. Böylesi daha garantili olur çünkü.

Heyecanlısın ama aynı zamanda bunu gizlemek konusundaki yeteneğin de takdire şayan. Üniversitedeki arkadaşların partilerde, kulüplerde ve gezilerde zaman geçirirken sen iş hayatıyla ilgili kitaplar okuyup iş görüşmelerinde nasıl davranman gerektiğini öğrendin. Üniversite sonrasına hazırlandın.

Okudukların sayesinde inan sarrafı oldun. Diğerlerine bakıp hangileri zeki, hangileri politik hemen notlarını verebiliyorsun.

İçten içe yeni iş arkadaşlarının muazzam not ortalaman hakkında sorular sormasını bekliyorsun.

Ama kimsenin umurunda değil.

1. Gerçek

İlk yıllık performans görüşme zamanın geldi. İyi ve sorumluluk sahibi bir çalışansın. Yöneticin karşına oturuyor ve yıl boyuncaki performansını takdir etttiğini söylüyor.

Ancak çan eğrisinden dolayı sana ancak 3+ performans notu verebiliyor. Yani vasatın biraz üstüsün. Performans notu 3 olan ve tüm yıl boyunca hiç çalışmamış olan iş arkadaşlarına bakıyorsun.

Ortalamasın. Hayatı boyunca hiç ortalama olmamış senin gibi biri için bunu hazmetmek çok zor.

“Politik” iş arkadaşların 2 ve daha üstü not almışlar. Senin iki katın ikramiye alacaklar. Neden?

 Yöneticinin değerlendirmesini kabul edip konuşmayı bir gülümseme ile bitiriyorsun.

Ve facebook’ta bu konuyla ilgili zehir zemberek bir mesaj atıyorsun.

2. Tutku

İkinci yılının sonu. Artık işlerin nasıl yürüdüğünü öğrendin. Neden bazılarının iş yapmak yerine yöneticilere yalakalık ile zaman geçirdiğini biliyorsun.

Etrafına bakmaya başladın. Tüm arkadaşlarının harika yaşamları var gibi görünüyor. Yatırım bankacıları para içinde yüzüyor. Danışmanlar ve avukatların da işleri tıkırında gibi. Pek görüşemiyorsunuz ama Instagram’da bol bol yurtdışı tatillerini ve gece kulübü eğlencelerini izliyorsun. Bunlara nasıl para yetiştirebiliyorlar?

Onları kıskanıyorsun.

Yeni bir işe geçmelisin. Yoksa asla istediğin hayatı yaşamana yetecek kadar para kazanamayacaksın. Paran olup harcayamayacak yaşlara gelmeden zengin olmak istiyorsun. Mucizenin konfor alanının dışında olduğunu ve oradan dışarı çıkman gerektiğini söyleyen makalelere göz atıyorsun.

İkinci yıl sonundaki bonusunu alır almaz istifa ediyorsun.

Ne de olsa sen bir Y kuşağısın.

10yıl2

3. Vahiy

“Burada her şey farklı olacak. Performans değerlendirmelerinde yalakalık değil liyakate önem verilecek.”

Bu umutlarla bir Amerikan şirketinde işe başladın. Eh, Amerikalılar şeffaf, adil ve performans odaklı insanlardır. Daha da önemlisi sahip oldukları Dolarlar tabii ki.

Küçük şirketlerde işlerin daha hızlı yürümesi hoşuna gidiyor. Kendini eski iş arkadaşlarınla kıyaslamadan duramıyorsun. Karşılaştığınızda da onlar sana hep aynı tepkiyi veriyorlar: “Artık çok mutlu görünüyorsun.”

Artık hayatında bürokrasi yerine belirsizlik var. Belirli olan tek şey uzun çalışma saatleri. Ama pişman olamazsın, çünkü iyi para kazanıyorsun. “Zor denizlerde iyi denizciler yetişir” deyip hayatına devam ediyorsun.

Kendini hala üniversitedeki arkadaşlarınla karşılaştırıyorsun. Kendi işini kuranlar deli gibi tırmalıyorlar. Hikayelerini sosyal medyadan takip ediyorsun ve hayatları çok ilginç görünüyor. Doktor arkadaşlarınla yıllardır yüzyüze görüşmedin.

Sosyal medya sağolsun.

Her şeyin bir bedeli var, bunu anlamaya başlıyorsun.

4. Acı

Offf yine şeytan dürtmeye başladı…

Yeni şirketinde iki yılı devirdin ve işler rutine bindi. Bunun nedeni motivasyonunu kaybetmen mi yoksa işte nirvanaya mı ulaşmış olman bilemiyorsun. Yöneticinle arkadaş olmanın, sabah 9.00’da işte olmaktan daha önemli olduğunu kavradın artık.

Bir gün işe geç gidiyorsun. Tüm çalışanlara bir duyuru gönderilmiş. Amerika’daki büyük patronlar şirketi yeniden yapılandırmaya karar vermişler.

Birkaç saat sonra yöneticin seni odasına çağırıyor. Sana “Endişelenmene gerek yok.” diyor ama bunu söylerken epey endişeli görünüyor. Sana geleceğinin parlak olduğunu söylüyor – performansını yüksek tuttuğun sürece.

Bir akşamüstü, iki IK’cı yöneticinin odasına giriyor. Yöneticin odasından elinde bir koliyle çıkıyor. Kübiğine yaklaşıyor ve size “her şeyin hayırlısını” diliyor. Bu yöneticini son görüşün oluyor.

Kızgınsın ve kafan karışık. Ama bu yeniden yapılanma sayesinde kariyerinin ilk sıçrayışını yaşıyorsun.

10yıl5

5. Keşif

Bu sefer turnayı gözünden vurdun! Ya da, öyle sanıyorsun.

Sadece emin olmak için google’a 29 yaşındaki bir çalışanın ortalama maaşını soruyorsun. Vay anasını, senin maaşın ortalamanın iki katı! İnstagram’dali yolculuk fotoğraflarını arkadaşlarınınkilerle kıyaslıyorsun. Hepsinden daha çok ülke gezmişsin ve daha iyi yerlerde fotoğraflar çekmişsin.

Herkesle rekabet etmek istediğinden değil ama iyi olduğunu, ortalama olmadığını bilmek istiyorsun. Neredeyse herkesten iyisin.

Sara hariç. Sara senden daha çok ülke görmüş. Ama onun başarısı(!) zengin sevgili bulmak.

Bir de Dan var. Kendi teknoloji şirketini kuran Dan. Sistemi alt etmenin bir yolunu bulmuş olduğu için onu da saymıyoruz.

İçten içe Dan gibi olmak istiyorsun.

Her iki yılda bir ya ikramiye aldın ya da işini değiştirdin. “Hayatım boyunca kurumsal bir köle mi olacağım?” sorusu beyninin ortasına oturdu. Tutku, amaç ve özgürlükten bahseden makaleler ilgini çekmeye başladı.

Kendi işini yapma hayalleri kuruyorsun. Kendi kendinin patronu olmak ve ne istersen onu yapmak harika bir fikir. Ama korkuyorsun, istatistikler ortada – kurulan işlerin %90’ı ilk 18 ayda batıyor.

Kafa yormaya başlıyorsun: Uber, yatırım fonları, mülk edinmek, sigorta, e-ticaret…

Network marketing olayına girmeyi ciddi ciddi düşünmeye başlıyorsun.

6. Öncelikler

Artık zaman senin için en değerli şey. İşyerinde çok fazla zaman geçiriyorsun ama bir yandan da eşin ve çocuğuna da zaman ayırmalısın.

Her şeyi dengeleyebilmek çok zor- bazen kendini tükenmiş hissediyorsun. Birçok şeyden vzgeçmene ragmen yine de hiçbir şeye zaman bulamıyorsun. Kötü bir eş ya da kötü bir ebeveyn olduğunu düşünmeye başladın – daha da kötüsü belki ikisi birdensin.

İmdadına, yakın arkadaşlarınla buluşup brunch yaptığın  cumartesi günleri yetişiyor. Arkadaşlarınla iş, çocuklar ve yatırımlar gibi sıradan konularda sohbet diyorsunuz. Senin gibi birçok arkadaşının evleri ve aileleri var artık. Yeniden görüşmeye başladığın doktor arkadaşlarının bile.

Diğer herkes evlerine gittiğinde siz üçünüz, bir iş kurmak hakkında konuşmak için,  biraz daha kalıyorsunuz. Mini bir beyin fırtınası; her biriniz fikirlerini bir kağıt peçeteye yazıyor ve bunlar üstünde tartışıyorsunuz.

Şahane fikirleriniz var, ah bir de zamanınız olsa…

Ama olsun. En azından kendi işinizi kurmak için bebek adımları atmaya başladınız. Fikirlerinizi nasıl gerçekleştireceğinizi de sonar düşünürsünüz.

Özgürlüğe giden yola çıktığını hissetmek harika bir duygu.

10yıl3

7. Fırsat

Kendi işini kurma fikri o kağıt peçetede kaldı. Ama sorun değil, şu MBA bir bitsin, bir şeyler yapacaksın. “Bu bilgi işime yarayacak” diyorsun kendine.

Her gün aynı şeyleri yapmak çok sıkıcı geliyor artık. Giderek daha fazla arkadaşın “hayallerinin peşinde koşmak için” kurumsal işlerini bırakmaya başladı. Her sabah nasıl bir heyecanla işe gittiklerini anlata anlata bitiremiyorlar.

Onlar adına mutlu olmaya çalışıyorsun ama bir yandan da meteliğe kurşun atıp kuyruğu dik tuttuklarından şüphelenmeden edemiyorsun. Banka hesapları ne durumda acaba? Ekonomi berbat durumda, bir çok arkadaşın işten çıkarıldı. Ne yapacaklar şimdi?

İşten ayrılmak istiyorsun ama ah o ödemeler…  Yoğun çalışma ödülü olarak o BMW’yi hak etmiştin, sefan olsun… da o kredi ödemeleri?

Ayrıca istifa etsen, hayattaki tutkunun ne olduğuna dair bir fikrin yok… müzik hariç. Müziği seviyorsun ama açlıktan nefesi kokan bir müzisyen olmak istemiyorsun, o kadar da değil 🙂

Telefon çalıyor, arayan en büyük rakip firmanın IK direktörü. Sizi şirketine GMY pozisyonunda transfer etmek istiyor. “Ge-nel-mü-dür-yar-dım-cı-sı” ne kadar melodik 🙂 32 yaşında firmadaki en genç GMY olacaksın. Çok havalı!

Şu anki yöneticinin yaptığı işi yapıyor olacaksın. Heyecan verici değil, ama maaşın %35 artacak. Statü de cabası. Düşünmek için birkaç gün süre istiyorsun.

8. Kader

Bilgisayar ekranındaki “istifa.docx” dosyasıyla bakışıyorsunuz. Ancak düşünmen gereken çok fazla şey var.

Paradan vazgeçmek zor. Hayalini kurduğun eşyalar ve Avrupa turundan da…

Ayrıca iş yerindeki kıdem ve nüfuzunu da kaybedeceksin. Politik biri olmasan da güçlü arkadaşlara sahip olmanın senin için yapabileceklerinden vazgeçmek kolay değil.

Buna ragmen iş stresinden kurtulmak ve sevdiğin işleri yapmak için karşı konulmaz bir arzu duyuyorsun. Neden kurumsal yarışı ve yüksek lisansı bırakıp sıradan bir müzisyen olmayayım? Ne kadar gamsız bir hayatım olurdu! Hem yeterince konser verirsem, geçinecek kadar para kazanabilirim…

Bir an duruyorsun, o kadar kolay değil. Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür.

Hiçbir zaman o kadar kolay değil.

Yöneticinin seni odasına çağırmasıyla bu düşüncelerden sıyrılıyorsun. Yoksa biri ona söyledi mi?

“Bir süredir iş performansını izliyoruz” diyor. “Nora işten ayrılacak, biliyorsun. Sana bir terfi öneriyoruz. 6 ay boyunca kendi işinin yanında onunkileri de yapacaksın. 6 ayın sonunda bir değerlendirme yapacağız ve yeni maaşına karar vereceğiz.”

“Ne dersin?”

***

10yıl1

Dünyanın tüm yükü omuzların bindi sanki. Kararlar, kararlar… Kafan karman çorman.

Derin bir nefes alıp çevrene bakıyorsun. Gözün yöneticinin masasındaki takvime kayıyor. İşe girişinin 10. yıl dönümüne çok az kalmış. Rüzgar gibi geçen bir 10 yıl…

Gerçekten yeni hayatının ilk gününde olduğunu fark ediyorsun.

Selin Güneş

author_1

Canından olmamak içün Araf’tan hikayeler terennüm eden bir Şehrazad; maymun iştahlı bir müzikofil; valide, zevce, hemşire, kerime; tanıştığı herkesle bir şekilde hemşehri olabilen bir havva kızı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir