Kaptan Fantastik

“Eğer hiç umut olmadığını farz edersen, hiç umut olamayacağını garantilemiş olursun. Eğer özgürlük için bir içgüdün olduğunu farz edersen, bir şeyleri değiştirme şansın olur, daha sonra da dünyayı iyi hale getirmek için katkıda bulunma olasılığın olur.”

Noam Chomsky/Kaptan Fantastik

 

Oyuncularıyla, renkleriyle, müzikleriyle, doğaya övgüsüyle öyle naif bir film ki…

Filmin afişine bakınca bir Wes Anderson filmi izleyeceğinizi düşünüyorsunuz. Ama izledikten sonra, (aynı zamanda oyuncu da olan) Matt Ross’un da harikalar yarattığını görüyorsunuz. Little Miss Sunshine, Into The Wild, Hanna gibi filmleri sevdiyseniz kesinlikle bunu da çok seveceksiniz. Aslında başrolde Yüzüklerin Efendisi serisinin Aragorn’u Viggo Mortensen’in olması bile filmi izlemek için yeterli bir sebep bence ;).

Gelelim konusuna…

Ben Cash (Viggo Mortensen) ve Leslie (Trin Miller), 6 çocuğu ile birlikte şehirden ve insanlardan, medeniyetten uzak, orman içinde bir hayat sürmektedir. Tahmin edeceğiniz üzere kapitalizme ve toplumsal normlara da karşılardır. Çocuklarına zorlu doğa şartlarında hayatta kalabilmek için her türlü fiziksel eğitimi vermişlerdir. Tabii bir yandan da entelektüel açıdan gelişmelerini sağlamışlardır.  (Akşamları hep birlikte felsefe, fizik, kimya kitapları okurlar, kendi aralarında tartışırlar ve şarkılar söylerler.)

Leslie’nin ölümü ile bu düzenleri sarsılır. Çocuklar annelerinin cenazesine katılmak için şehre dönmek isterler. Ancak şehirde onları bekleyen hayat, ormandakinden daha zor olacaktır.

Ebeveynlik, aile olma, çocuk yetiştirme üzerine biraz daha farklı düşünmemizi isteyen bu filmin, kısmen “sistem eleştirisi” de yaptığını söyleyebilirim. Ancak yönetmen izleyicileri “bu iyidir, bu kötüdür” diye yönlendirmiyor. Kararı bize bırakıyor. O sadece, hayatta tek bir doğru olmadığının altını çiziyor.

Kızmayın ama ufak spoiler’lar vermeden geçemeyeceğim 🙂

kaptan fantastik cocuklar

  • Bol bol “Sweet Child of Mine” dinleyeceksiniz.
  • Israel Nash’in harika “Rain Plans” şarkısıyla tanışacaksınız.
  • Noam Chomsky’i anacaksınız.
  • 6 çocuğun muhteşem oyunculuklarına, yapmacıksız tavırlarına hayran kalacaksınız.
  • Gelmiş geçmiş en güzel cenaze törenini izleyeceksiniz.

 

Neyse çok konuştum aman yazdım… Ama doyamıyorum anlatmalara, ne yapayım? 🙂 Siz en iyisi bir an önce izleyin de sonra hep birlikte kritik yapalım.

Mutlu hafta sonları…

 

 

 

 

 

İrem Devseren

author_3

Yemek diye hayal ürünlerini paylaşan bir blogger; mutlulukların ve sevginin paylaşıldıkça çoğalacağına inanan bir hayalci; kuzukafalının tombiği, felsefeye meraklı, doğuştan küt saçlı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir