Kendinizi İnsanlara Kanıtlamayı Bırakmanız için 7 Neden

Bazen kendimizi insanlara anlatmak, ispatlamak için çok çaba sarfederiz. Hatta tüm enerjimizi buna verdiğimiz için istediklerimizi yapamaz ve ilerleyemeyiz. Ancak unutmayın ki, siz ne kadar kendinizi anlatsanız da, karşınızdaki kişi sadece anlamak istediğini anlayacak. Çünkü o ancak böyle anlarsa mutlu olacak :). O yüzden bırakın başkalarının ne dediğini, ne düşündüğünü… Siz gerçekleşeceğine inandığınız hayallerinizin peşinden emin adımlarla gitmeye devam edin.

“Kendinizi İnsanlara Kanıtlamayı Bırakmanız için 7 Neden” yazısı marcandangel sitesinden Türkçeleştirilmiştir.

***

Yeterince akıllı, güzel ve güçlüsünüz. Kimsenin sizi onaylamasına ihtiyacınız yok. Siz zaten çok kıymetlisiniz.

Bazen başkalarının bizi sevmesi ve kabul etmesi ümidiyle, tüm dünyaya kusursuz olduğumuzu göstermeye çalışırız Ancak herkesi memnun edemeyiz ki, etmeye çalışmamalıyız da… Aslında bizi güzel ve eşsiz yapan şey; hassasiyetimizde, zafiyetlerimizde, karışık duygularımızda ve özgün kusurlarımızda saklıdır. Başkalarının istediği “kişiler” olmak yerine, gerçek kimliğimizi benimser, kabul eder ve özgün olmaya karar verirsek; “gerçek” ilişkilere, “gerçek” mutluluğa ve “gerçek” başarıya ulaşabiliriz.

Yüzünüzde bir maske ile yaşamanıza gerek yok. Olmadığınz birisi gibi davranmanıza da hiç gerek yok. Kendinizi kimseye kanıtlamak zorunda değilsiniz, çünkü…

1. İnsanlar, ancak kendiniz gibi olduğunuzda sizden etkilenirler.

Uzun vadede; olduğunuz gibi davranmanız (gönülsüz bir şekilde), olmadığınız biri gibi davranmanızdan (tabii ki bayılarak) çok daha iyidir. Uzun süre iyi giden ilişkiler; sizi daha iyi bir insan yapan, sizi olduğunuzdan başka birine dönüştürmeyen ve gelişiminizi önlemeyenlerdir.

Kıyaslamaları ve beklentileri göz ardı edin. Daha iyi olmak istediğiniz tek insan, sadece dünkü “siz” olmalı. Kendinizi başkalarına değil, yine “kendinize” kanıtlayın. DOĞRU insan; sizi olduğunuz gibi sevecek ve YANLIŞ insanlar tarafından sizinle ilgili sindirilmiş, tehdit edilmiş her şeyi takdir edecektir. Uzun lafın kısası: İnsanlar sizi sevecek diye kendinizi değiştirmeyin. Sabırlı olun, muhteşem benliğinizi koruyun ve şundan emin olun; çok yakında DOĞRU insanlar GERÇEK sizi sevecektir…

2. Sizin için neyin en iyi olduğunu hiç kimse gerçekten bilemez.

Başkalarının sizi kabul etmesi için, kendi benliğinizden vazgeçmeyin. Siz kendi yolunuzda emin adımlarla ilerleyin ve kimseden (özellikle, varmak istediğiniz noktada daha önce hiç bulunmamış insanlardan) bu yolculuğunuzu anlamasını beklemeyin. Sizin için doğru olan adımları atın; bunu sizden daha iyi kimse bilemez.

Bırakın başkaları sizi, ya olduğunuz gibi kabul etsin ya da hiç kabul etmesin. Sesiniz titrese bile kendi doğrularınızı söylemekten çekinmeyin. Kendinize karşı her zaman dürüst olun. Hatalarınızın sizi eğitmesine izin verdiğiniz ve özgüveniniz deneyimlerinizle geliştiği sürece güçlüsünüz. Başarısızlığa uğradığınız zaman önce kendinizi bir toparlayın ve kimsenin iznini istemeden kendi yolunuzda ilerlemeye devam edin.

happiness

3. Hayatınızı sadece SİZ değiştirebilirsiniz.

İçinde bulunduğunuz her durumun (pozitif veya negatif) tek ortak noktası “siz”siniz. Yaşadıklarınız tamamen ve sadece sizin sorumluluğunuzdadır. Mevcut durumunuzu veya izleyeceğiniz yolu değiştirmek sizin seçimlerinize bağlıdır. Başkalarının görüşlerinin sizi engellemesine izin vermeyin.

Başarılı olabilmeniz; başkalarının yapabileceklerinizi düşündükleriyle ilgili ve sınırlı değildir. Aksine, enerjinizi ve zamanınızı tamamen yapmak istediğiniz işe ayırmanıza bağlıdır. Başkalarının ne düşündüğü konusunda endişelenmeyi bırakın. Sadece kendi doğrularınızı yaşayın. Böyle yaptığınız için sizi sadece, sahte bir hayat sürmenizi isteyen insanlar suçlayacaktır.

4. Toplumun maddi “değer ölçüsü”, “değersizlik”tir.

Yapmak istedikleriniz ile toplumun (sözde sizin için “doğru” olanı) dayattıkları arasında kapana kısılmış hissettiğinizde; her zaman, size “yaşadığınızı” hissettirecek yolda ilerlemeyi tercih edin. Yoksa kendiniz dışınızda herkesi mutlu etmiş olursunuz. Aslında hayatın sizi nereye götüreceğinin de bir önemi yok, büyük şehirlere de olabilir, küçük kasabalara da… Her şekilde; sizin için en iyisini bildiğini düşünen, sizden daha iyi olduğunu düşünen ve mutluluk, başarı ve güzelliğin herkes için aynı anlama geldiğini düşünen insanlarla karşılaşacaksınız.

Bu tip insanlar değerinizi; kim olduğunuz yerine, sahip olduklarınızla ölçmeye çalışacaklardır. Ama siz, maddiyatın önemli olmadığını iyi biliyorsunuz. Paranın peşinden koşmak yerine sizi hayata bağlayacak, canlı tutacak fikirleri yakalamaya ve aktiviteleri yapmaya bakın. Paranın satın alamayacağı daha değerli şeylerin peşinden gidin. Güçlü bir karakter için asıl önemli olan; dürüst bir kalp ve sağlam bir “özsaygı” anlayışına sahip olmaktır. Eğer siz bu özelliklere sahipseniz, onları asla “satmayın” ve kendinizi hiçbir zaman küçümsemeyin.

5. Hayat bir yarış değil, hiçbir şeyi kanıtlamak zorunda değilsiniz.

Herkes bir dağın zirvesine başkalarından önce çıkmak ve “Bana bakın! Bana bakın!” diye bağırmak ister. Ancak dağın tepesinde otururken değil de, dağa tırmanırken gerçekten mutlu olursunuz ve gelişirsiniz. Attığınız her bir adıma dikkat ederek yolculuğunuzun keyfini çıkarın. Yaşamayı aceleye getirmeyin, hayatı kaçırmayın.

Kendinizi başkalarına kanıtlamaya çalışmaktan vazgeçtiğinizde, işlerinizi sonuçlandırmak ve başarı elde etmek konusunda kendinizi daha rahat hissedersiniz. Bazen de kendinize, başkaları gibi olmak ve onların yaptıklarını yapmak zorunda olmadığınızı hatırlatmanız gerekir.

6. Başarıya giden yol, başarısızlıktan geçer.

Hepimiz sürekli değişen ve gelişen varlıklarız. Dolayısıyla da her zaman haklı, doğru olamayız, hata da yapabiliriz. Hata yapmaktan çekinmemeliyiz. “Çuvallamak” da sürecin bir parçasıdır. İlerlemenin tek yolu bazen “aptal” gibi görünmek de olabilir. Eğer “kusursuzluğunuzla” başkalarını etkilemek için çok çaba sarfederseniz, gelişiminizi engellersiniz.

Çok ihtiyatlı bir şekilde yaşamadığınız sürece (ona da yaşamak denmez gerçi ama) hiç başarısızlığa uğramadan bir hayat sürmeniz mümkün değildir. Eğer başkalarının önünde başarısız olmaktan korkarsanız, başarılı olmak için yapmanız gerekenleri de muhtemelen yerine getiremezsiniz. Hayatta kaç kez başarısız olduğunuzun hiç bir önemi olmadığını asla unutmayın. Siz hedefinize doğru küçük adımlarla ilerlemeye devam edin. En sonunda, başarısız olmayı önemsemeyenler hayallerine ulaşırlar. Siz de onlardan birisi olabilirsiniz.

failure

7. Herkesi memnun etmek imkansızdır.

Bazı insanlar size yaptığınız yanlışları söylerler ve sonra doğru yaptıklarınız için de sizi övmekten çekinirler. Onlardan biri olmayın ve onlara katlanmayın.

Güveninizi sarsan, size saygısızlık yapan ve hiçbir neden yokken size kötü davranan insanlarla karşılaştığınızda, onları değiştirmek ya da sizi beğenmelerini sağlamak için kendinizi tüketmeyin. Ve kalbinizde onlara karşı en ufak bir kin beslemeyin. Sadece o ortamdan uzaklaşın ve bırakın onların söylediklerinin ve yaptıklarının üstesinden “karma” gelsin. Çünkü bu insanlar için harcadığınız azıcık zaman bile boşa geçmiş olacak ve onlara karşı duyduğunuz azıcık nefret bile en sonunda sadece size zarar verecek.

Sonuç olarak:

Ayakta alkışlanmaya, “en çok satanlar”da yer almaya, terfiye ya da milyon dolarlara ihtiyacınız yok. Siz zaten mevcut halinizle yeterlisiniz ve hiçbir şeyi kanıtlamak zorunda değilsiniz. Başkalarına karşı kim olduğunuzla değil, kendinize karşı kim olduğunuzla ilgilenin. Başkalarının sizi onaylaması için uğraşmayı bıraktığınız zaman yaşadığınız üzüntüler ve hayal kırıklıkları da azalacaktır.

İrem Devseren

author_3

Yemek diye hayal ürünlerini paylaşan bir blogger; mutlulukların ve sevginin paylaşıldıkça çoğalacağına inanan bir hayalci; kuzukafalının tombiği, felsefeye meraklı, doğuştan küt saçlı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir