Kitap Kulübü

Açık hava sinemasına gitmeyi sever misiniz? Benim son yıllarda deneyimleme fırsatı bulduğum ve çok sevdiğim bir etkinlik haline geldi. Zaten son yıllarda özellikle İstanbul’da sayıları gittikçe artmaya başladı. Fark etmişsinizdir yeri geldikçe ‘İstanbul’da Bu Hafta’ dizisinde yer verdiğimiz bir etkinlik de oldu. Yaz akşamları püfür püfür eserken eğlenceli film seyretmenin tadı da bir başka oluyor. Hele ki yanında da çekirdek varsa 😉

Neyse efendim yazlık moduna geçtiysem de asıl mevzuyu unutmayalım. Geçenlerde yazlık sinemada seyrettiğim filmi sizlerle paylaşmadan geçemezdim. Lafı daha fazla uzatmadan, “Kitap Kulübü” filmi benden sizlere gelsin …

kitap kulubü

Üniversiteden arkadaş dört kadının (ABD sinemasındaki bu ‘dört kadın tutkusu’ nedir, bilen varsa ses etsin lütfen)  uzun yıllardır devam ettirdikleri bir kitap kulübü vardır. Üniversite sonrası farklı iş ve özel hayatları olan bu kadınlar, kitap kulübü için her ay toplanır, okumuş oldukları o ayın kitabını tartışırlar.

Gelin bu kadınların kim olduklarına yakından bir bakalım:

Vivian (Jane Fonda) başarılı bir iş kadını olmuş, büyük bir otelin patronudur. Yıllar önce ilişkide olduğu Arthur (Don Johnson)’un evlilik teklifini reddetmiş, sonrasında ise erkeklerle kısa flörtleri dışında ilişkisi olmamıştır.

Carol (Mary Steenburgen) ise Bruce (Craig T. Nelson) ile evlidir. Mutlu giden evlilikleri son dönemde biraz sarsılmaya başlamıştır; sarsılma demeyelim de münasebetlerinin azalması Carol’u endişelendirmektedir.

Sharon (Candice Bergen) çok başarılı, sert görünümlü bir yargıçtır. Son günlerde 18 yıllık evliliği sona ermiştir. Sharon işe gömülmüşken, eski kocası genç bir sevgili bulmuştur bile.

Diane (Diane Keaton) ise yetişkin iki kızı olan bir annedir, yakın zamanda eşini kaybetmenin hüznü içindedir. Başka eyalette olan kızları annelerini yanlarında yaşamasını istemektedir.

Diane kendi evini bırakarak kızlarının yanına taşınma arifesindeyken kitap kulübündeki son kitabı Vivian dağıtır. İngiliz yazar E. L. James’in üçlemesinin ilk kitabı “Grinin Elli Tonu”nu okudukça ve bunu tartıştıkça kadınların hayatında değişiklikler başlar. Üçlemenin diğer kitaplarıyla olaylar daha da gelişecektir (hay bu teaser vermeme endişesi, konuyu burada bıraktım).

“İyi güzel süper bir ortamda seyretmişsin filmi Zeynep de, ne diye bunu yazarsın?” diye sorarsınız diyerek, bende kalanları sıralıyorum. Bu arada filme konu olan kitabı okumuş olmak aradaki sohbetleri daha iyi anlamanızı sağlıyor, benden hatırlatması…

  • Yaş kaç olursa olsun, nefes almaya devam ediyorsak, yaşamın hakkını vermek lazım (bütün kadın karakterler için geçerli)
  • Nerede kiminle tanışacağınız hiç belli olmaz, kapıyı arayanlara fırsat vermek iyi olur (yoksa Mitchell (Andy Garcia)’in ne işi olurdu bu filmde).
  • İletişim şart!!! Her ilişkide olduğu gibi karı-koca arasında da, sağlıklı iletişim olmaması halinde anlaşmazlıklar büyük felaketlere dönüşebilir. (Allahtan Carol ve Bruce bir noktada bunu fark ettiler.)
  • İnternet üzerinden tanıştığın birisiyle çıkmak (online dating) her yaştaki kadın için çekincelidir. Ancak karşındakinin de aynı çekincede olduğunu hatırlamak rahatlatıcı olabilir (filmi seyrederken, bir yargıç bunu yaparsa ben de yaparım dersin).
  • Ne kadar kaçarsan kaç, doğru kişiyle en sonunda buluşursun (Pollyanna mod-on). (Vivian bacım, sen Arthur’u unutabileceğini mi zannettin?)
  • Dans sevgisi dediğin bir kere hissedildi mi, yaşın kaç olduğu fark etmez, sürekli peşinden gidersin.

Bendekiler böyle, siz de filmi seyrettikten sonra size kalanları yazsanıza, meraktayım 😉

O zamana kadar, açık hava sinemalarında size iyi gelecek filmler seyretmeniz dileğiyle…

Zeynep Erdoğan

plazadandunyaya_profil_zeynep02_2

Yemek yapmayı ve paylaşmayı terapi olarak gören bir blogger; vizörünün arkasındayken diğer terapisinde olan bir ileri amatör; utanmasa kapının gıcırtısıyla rakseden bir “dandöz”; orta avlu’nun 35lik’i; yeğenlerinin asker arkadaşı; fil hafızalı yer-yön uzmanı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir