Learning to Drive (Aşk Sürüşü)

“Ehliyetiniz var mı?”, “Aktif sürücü müsünüz?” gibi birçok soruyu kurumsal bir iş başvurusu sırasında cevaplamışsınızdır muhtemelen. Ben 18 yaşımda aldım ehliyetimi ve sonraki 10 sene sadece kimlik kartı olarak kullandım (çoğu yerde 18 yaşımdan büyük olduğumu kanıtlamak zorunda olan biri olmak zordur). İşe başladığımda az da olsa araba kiralamam gerektiğinde bana eşlik eden arkadaşım arabayı kullanırdı (co-pilot kadrosuna o zamanlarda girdim). Neyse, iş değişikliğinde sürekli olarak sahada olacağımdan olaya el koydum. Bir hocadan sürüş dersi aldım. Panik bir insan olarak, – sağolsun- hocam en büyük korkularımdan biri olan, İstanbul’da araba kullanma korkumu yenmemi sağladı. Sonrası mı? 5 yılda 75 bin km yol yaptım. Şimdilerde ise, zaman zaman araba kullanmayı çok özlüyorum o derece 🙂 Annem derdi de inanmazdım, “araba kullanmak büyük özgürlük” diye. Sahi sen sevgili okuyucu, sen araba kullanıyor musun?

New Yorklu (New Yorker mı demeliyim?) bir kitap eleştirmeni olan Wendy’e sorsak, O evli olduğu dönemde “araba kullanmıyorum” derdi… Ancak günün birinde eşi boşanmak istediğinde de işler değişti.

Learning to Drive_01

Wendy (Patricia Clarkson), arada kaçamakları olan kocasının gene benzer şekilde geri döneceğini düşünürken, evliliği bir anda bitiyor. Üniversitede okuyan kızı o dönemde şehir dışında. Bir yandan onu görmek istiyor, bir yandan nasıl gideceği sorunsalı ortaya çıkıyor. Gerçek bir hikayeye dayanan “Learning to Drive” filmi (Türkçeye nedense “Aşk Sürüşü” olarak çevrilmiş, yorum bile yapmıyorum), Manhattan’da oturan Wendy’nin ehliyet almak için direksiyon dersleri alması ile şekilleniyor. Dersleri veren, aynı zamanda taksicilik de yapan Sih Darwan (Ben Kingsley).

Hindistan’da eğitimli bir ailenin oğlu olan Darwan, ülkedeki olaylar sonucunda ABD’de sığınmak zorunda kalmış, Queens’te yaşayan bir göçmen. İnançlarına bağlı kalmak için kendine çizdiği yolu, Wendy’ye verdiği dersler sırasında öğreniyoruz.

Öğrendiklerimiz bununla sınırla değil elbet 🙂 ‘Araba kullanmak özgürlüktür’ mottosuna sahip olan filmde, Wendy’nin edebiyat aşkının nasıl başladığı, yeniden kendi ayakları üzerinde durma çabaları; Darwan’ın evliliğe bakışı ve evliliği, ABD’de bir Sih’in nasıl yaşadığı başta olmak üzere birçok konuyu öğreniyoruz.

İki farklı insanın arkadaşlığından çok etkilendiğimi belirterek, size iyi seyirler dilerim.

Zeynep Erdoğan

plazadandunyaya_profil_zeynep02_2

Yemek yapmayı ve paylaşmayı terapi olarak gören bir blogger; vizörünün arkasındayken diğer terapisinde olan bir ileri amatör; utanmasa kapının gıcırtısıyla rakseden bir “dandöz”; orta avlu’nun 35lik’i; yeğenlerinin asker arkadaşı; fil hafızalı yer-yön uzmanı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir