Makyaj Bloggerlarından Öğrendiğim 8 Ders

35 yaşına kadar makyaj ile ilişkisi “bir kalem, bir allık” düzeyinde olan, dudağındaki ruj hissine tahammül edemeyen ve sırf sonra silmeye üşendiği için makyaja hiç bulaşmamayı tercih etmiş bir kadın olarak, bir gün makyajla ilgili bir yazı yazacağımı bir falcı bana söylese, o falcı ile aylarca dalga geçerdim sanırım. Ancak hayat, büyük sözleri yutma sanatı biliyorsunuz ki:)

Şu anda aktif olarak yazmadığım bir anne-çocuk blogunun sahibiyken, bir blog keşif etkinliğine katılmıştım. Şansa bakın ki o etkinlikten, bir çoğuyla halen görüştüğüm şahane sanal arkadaşlıklar edindim ve okumaktan ve izlemekten halen keyif aldığım blog ve instabloglar kazandım.

Bu (insta)blogların bir çoğu güzellik/makyaj üzerineydi. Onları takip ede ede ve youtube’da makyaj videolarını izleye izleye makyaj yapmaya ilgim oluştu ve ben de “makyaj yapan kadın” statüsüne eriştim.

Eski bir anne-cocuk blogu ve şu anda iş hayatı üzerine bir blogun yazarı olarak makyaj bloglarından neler öğrendiğimi düşündüğümde, 8 madde aklıma geliyor.

DERS 1: İyi ürünler pahalı olmak zorunda değildir ama ucuz etin yahnisinin yavan olacağını da unutmamalıdır.

makyaj1
Youtube’da “pahalı ürünler ucuz ürünlere karşı” diye aratın bakalım neler çıkacak? 🙂

Herhangi bir makyaj ürününün iyi olması bir çok faktöre bağlıdır. Verdiği renk, tendeki bitişi, teninizle uyumu, sizin o üründen beklentiniz, ürünün içeriği… Fiyat bunlardan biri olmamalı. Ancak iki ürün arasında kalırsanız, ucuzunu seçebilirsiniz.

Ayrıca “muadil ürün” teriminin yaygınlığı da tezimin kanıtıdır 🙂

Fiyat demişken, ürünleri almak için indirim dönemini kovalamayanların sonra o indirim dönemlerinde saç baş yoldukları da -maalesef- tecrübeyle edindiğim bir ders.

DERS 2: Nereye sürdüğünüz, neyi sürdüğünüzden daha önemlidir.

makyaj2
Göz bazı, dudak bazı, cilt bazı. Ve evet, cilt bazı olarak erkek traş sonrası losyonu veya bebek pişik kremi kullanmak da bu işin şanından;)

Makyaj bloglarıyla tanışmadan önce cilt bakımı benim için “benim cildim zaten sivilceli, neden ekstra nemlendireyim ki?” sorusunun müsebbibi, baz da “sulu çözeltilere OH- iyonu veren madde” idi (evet, lisede Fen-Matematik okudum 🙂 ) .

Sonra anladım ki, makyajın cildinizde iyi durmasının yolu cildinizin o makyajı tutabilmesinden geçiyor. Yani cildinizi -hem içten, hem dıştan- nemlendireceksiniz ve üzerine uygun bazı süreceksiniz. Baz, üzerine sürdüğünüz malzemenin cildinizde tutunarak hem kendisini daha çok belli etmesini hem de daha kalıcı olmasını sağlıyor. Makyaj ile badana eş anlamlı kelimeler değil netekim:)

DERS 3: Neyle sürdüğünüz de ne sürdüğünüzden daha önemlidir.

Bunlar benim minimalist fırça/sünger koleksiyonum. Hepsinin ayrı bir işlevi var ve cidden makyaj yapanlar için çok çok eksik bir koleksiyon bu.
Bunlar benim minimalist fırça/sünger koleksiyonum. Hepsinin ayrı bir işlevi var ve cidden makyaj yapanlar için çok çok eksik bir koleksiyon bu.

Malzemeyi eline al, suratına krem sürer gibi sür” yok öyle! Her ürün, neyle sürdüğünüze bağlı olarak farklı bir görünüme bürünüyor yüzünüzde. Misal fondöteninizi ıslak süngerle sürerseniz, daha doğal, şeffaf silikon ile sürerseniz daha kapatıcı bir bitiş elde ediyorsunuz (bitiş kelimesini lügatınıza alın, önemli:) ) Farı ille karıştırma fırçası ile sürmelisiniz, yoksa renk vermez, siz de “bu da işe yaramadı yeaaa” diye fırlatıp atarsınız. (Bizim bir arkadaş öyle yapmış :P)

DERS 4: Lahana iyidir 🙂

makyaj3
İnce ince, kat kat 🙂

Bebekler nasıl giydirilir bilir misiniz? İnce ince, kat kat. Çünkü hem katların arasındaki hava dolaşımı sayesinde ısı yalıtımı artar, hem de olası hava değişikliğinde bebeciğin ısısını ayarlamak kolay olur.

İşte, makyaj yaparken de benzer bir mantık güdülmeli. Az bir ürünü, ince bir katman halinde sürmeli, gerekirse bir kat daha, bir kat daha…

YouTube’da “100 kat…” makyaj videosu izlediniz mi? “Bir kat daha” derken aklınızda olsun, aman diyim  🙂

DERS 5: Her ürün, bir gün denenmeyi tadacaktır 🙂

IMG_5701
Bir gün bunları kullanacağım, dahası arayacağım hiç aklıma gelmezdi..

Far, fondöten, bb-cc-dd krem, aydınlatıcı, kontör kiti, transparan pudra, kaş kalemi, bunların likiti, matı, açığı, koyusu, parlağı, pudralısı…

Hiç kullanmadıysanız, henüz kullanma zamanı gelmemiş demektir. Elbet o şeytan sizi dürtecek ve merakınıza yenilip o ürünü deneyeceksiniz. Ve bazılarını seveceksiniz, ve hatta bazıları vazgeçilmeziniz olacak.

Yanağıma aydınlatıcı sürmeden yaşayamam” diyen o makyaj youtube’ırına “Hadi leeeen” demeden önce bir düşünün, olur mu? Hani bizim bir arkadaş lafını fena yutmuş da, siz de o duruma düşmeyin diye…

DERS 6: Az makyaj, az malzeme ile yapılan makyaj değildir.

makyaj6
Benim klasik “no makeup makeup” malzemelerim…

“No makeup makeup” diye bir kavram var, biliyorsunuz. Yüzde “makyaj yapmamış da çok iyi görünüyormuş” gibi duran makyaj. O makyaj aslında o kadar çok malzeme ile yapılıyor ki, “nasıl yani?” diyorsunuz. Ama gerek uygun fırçaların kullanılması, gerekse “lahana kuralı” sayesinde istenen sonuç elde edilebiliyor.

DERS 7: Bazen kendi yöntemin senin için en doğrusudur.

makyaj7
Maskarayı kendini “maskara” ederek sürenler?

Neyin nasıl yapılacağını okursunuz, izlersiniz ama bazen hiç içinize sinmez. Size kolay gelen, sonucunu beğendiğiniz yöntemi uygulamanız bu gibi durumlarda en doğrusudur. Sonuçta, her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.

DERS 8: “Makyaj cildi bozar” diye bir kanun yok!

makyaj8
Bakım candır:)

Beni çok uzun bir süre makyajdan uzak tutan bir inançtı bu. Ama sonra baktım ki ben sivilceler, lekeler, renk sıkıntıları ile gezerken Her gün çeşit çeşit makyaj yapan blogger’lar makyajsız bile mis gibi ciltlerle arz-ı cemal ediyorlar. “Bu işte bir yanlışlık var” dedim.

İyi temizlenen, iyi nemlendirilen ve doğru malzemeler kullanılan bir cilde makyajın zarar vermeyeceğini öğrenmem benim için büyük bir ders oldu. Çıplak ciltle güneşe çıkmak yerine 40 faktörlü bb kremimi sürseydim, şu anki güneş lekelerimle boğuşur muydum yine?

BONUS DERS: Asıl güzellik dıştan değil, içten gelir!

Makyajı daha güzel görünmek için yapıyoruz, katkısı da büyük, kabul. Ama bilmemiz gerekir ki asıl güzellik içten gelir. Kendi içinde mutlu olan, kalbini temiz tutan, hayata gülümseyerek bakan kişilerin güzellikleri için söylenen “içinin güzelliği dışına vurmuş” sözünü bilirsiniz mutlaka.

Kendinizi mutlu etmenin en güzel yöntemlerinden biri de hayatınızın çok büyük bir bölümünü geçirdiğiniz iş hayatında mutlu olmanız. Bunun için yapabiliyorsanız sevdiğiniz işi yapmalı, tutkularınızın peşinden gitmeli, yapamıyorsanız da işinizde küçük mutluluklar bulmalı ve mutluluk verici ayrıntılarla iş hayatınızı (ve dolayısıyla tüm hayatınızı) zenginleştirmelisiniz. Bizim site olarak da amacımız bu 🙂

Güzelleşmek için her yol mübah!

Selin Güneş

author_1

Canından olmamak içün Araf’tan hikayeler terennüm eden bir Şehrazad; maymun iştahlı bir müzikofil; valide, zevce, hemşire, kerime; tanıştığı herkesle bir şekilde hemşehri olabilen bir havva kızı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir