Mutfak

20161229_mutfakkitabiGeçenlerde konuk yazarlarımızdan Göksu’nun Kırsal Hayat Bir Cennet Mi? yazısı yayınlandıktan sonra aklıma düştü size ‘Mutfak’ kitabını anlatmak (Konu pek çok kişinin hayalini biraz sarsan bir yazı olunca, sosyal medya hesaplarımızdan duyururken bazı diyaloglar oluştu haliyle. Kimsenin hayalini yıkmak değil tabii ki düşüncemiz, sadece her şeyin toz pembe olmadığı konusunda naçizane gördüklerimizi, yaşadıklarımızı paylaşmak).

Yıllar önce girdiğim bir kitapçının rafında görüp, sırf ismi yüzünden almıştım bu kitabı. Yazar Murathan Mungan olunca, kitabın ismi de “Mutfak” olunca ben almayayım da kimler alsın öyle değil mi (Mutfak Terapisi blogunun yazarı olmak kolay değil sevgili okuyucu 😉 ? 

‘Mutfak’ aslında bir tiyatro oyunu. 

Sahne: Taksim civarında vejeteryan ev yemekleri servis eden bir lokantanın mutfağı.

Ana karakterler ve Konu: Şehirli-okumuş, bir yanıyla yalnız, profesyonel hayatlarını bırakıp hayalleri uğruna ‘Domates’ isimli lokantayı açan dört kadın. 

Yeni bir başlangıç ümidi işte… Dulduk, hiç evlenmemiştik, yalnızdık, yolun yarısını geçmiştik… Zamanında büyük hayaller kurmuş, okumuş-yazmış, şimdi kendimize yüksek sesle itiraf edemesek de hayatta dikiş tutturamamış kadınlardık. Bir gün bir araya gelmeye karar verdik. Hayatın kadınları tıktığı yerden, mutfaktan başlayacaktık işe.

İşe girişen, ilmek ilmek emeğini ortaya koyan bu kadınlara yardım eden, diğer yardımcı kadınlar ve diğerleri. Lokantanın açılmasıyla birlikte her bir karakterin geçmişi, yaşadıkları/yaşayamadıkları…

Hayattan, erkeklerden nasibini almış farklı kadın karakterlerin, Murathan Mungan’ın muhteşem kurgusuyla hayat bulmasını kaçırmayın isterim. 

Servet Abla’nın ıspanağı, semizotunu nasıl ayıklayıp yıkadığını gördüğümde, bu lokanta işinde ona güvenebileceğimi anlamıştım. Her yaprağı sonuna kadar aynı özeni, sabrı gösteren kadınlardandı o. 

maydonoz-kiyarken

Oyunun sonunu söylemek gibi bir niyetim yok elbet ama satır aralarında size hitap eden sözleri bulacağınızı şimdiden söyleyebilirim.

Kabul edin, mutlu olmak bizim gibi kadınların becerebildiği bir şey değil. Tanıdığı, bildiği, baş edebildiği… Ne yapacağını bilemiyor insan.

Umarım en kısa zamanda kitabını okuduğumuz gibi, sahnede seyretme imkanı da buluruz. O zamana kadar size keyifli okumalar dilerim 🙂

Zeynep Erdoğan

plazadandunyaya_profil_zeynep02_2

Yemek yapmayı ve paylaşmayı terapi olarak gören bir blogger; vizörünün arkasındayken diğer terapisinde olan bir ileri amatör; utanmasa kapının gıcırtısıyla rakseden bir “dandöz”; orta avlu’nun 35lik’i; yeğenlerinin asker arkadaşı; fil hafızalı yer-yön uzmanı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir