Mutluluk Düşmanı 10 Alışkanlık

Çoğu zaman farkında bile olmadığımız, “küçük” ve “zararsız” gibi görünen öyle alışkanlıklarımız var ki gerçekten mutluluğumuzu elimizden alıyor. Neler olduğuna gelin birlikte bakalım…

“Mutluluk Düşmanı 10 Alışkanlık” Alışkanlık” yazısı www.marcandangel.com sitesinden Türkçeleştirilmiştir.


Hepimiz eninde sonunda sürekli tekrar ettiğimiz alışkanlıklarımıza dönüşüyoruz. Bu durumda eğer alışkanlıklarınız sizi mutlu etmiyorsa, kesinlikle incitiyordur. İşte, eğer bir an önce vazgeçmezseniz mutluluğunuzu çalacak olan 10 kötü alışkanlık:

1. Kendinizin değil de başkalarının hikayelerine/hayatlarına odaklanmak.

Başkalarının başarı hikayelerini veya işlerinin nasıl bu kadar yolunda gittiğini düşünmek yerine kendi hikayenizi yazmaya ve yaşamaya odaklanın. İstediklerinizi yapabilmek için ihtiyacınız olan her şeye sahipsiniz. Kontrolü ele alarak bir şeyleri değiştirmeye karar verdiğinizde inanılmaz değişimlerin gerçekleştiğini göreceksiniz. Daha az tüketin, daha çok yaratın ve üretin. Başkalarının sizin adınıza düşünmesine, konuşmasına ve karar vermesine izin vermeyin. Kendi fikirlerinize ve sezgilerinize saygı duyun, onları hayata geçirin.

Hayal ettiğiniz hayat hikayenizi hızla yaratmak istiyorsanız; önce izleyeceğiniz yolu net bir şekilde çizmelisiniz. Zaman kayıplarından ve sizi bunaltan yüklerden kurtulmalı, sizi kanatlandırıp uçuracak şeyleri bulmalı ve onlara odaklanmalısınız. İsteklerinizi ve hedeflerinizi kalbinize yakın tutun ve her gün onlara özel zaman ayırın. Eğer yaptığınız şeyi gerçekten önemsiyor ve üzerinde özenle ve sebat ederek çalışıyorsanız, başaramayacağınız hiç bir şey neredeyse yok.

2.En doğru zamanı beklemek.

“En doğru zaman” efsanesine inanmayın. Hiç bir zaman “mükemmel” değildir; siz, onu mükemmel yaparsınız. Bir çok insan istediklerini yapmak için doğru anı, doğru fırsatı, doğru koşulları vb. bekler. Uyanın! Bunların hepsi birer efsaneden ibarettir.

Potansiyelinizi gerçekleştirme beceriniz, hatalar karşısında bile istekli tavrınızı kaybetmemenizle ilgilidir. En doğru zamanı arayarak başarıya ulaşamazsınız ama hayatın kusurlarını görerek, kabul ederek ve onlardan doğru bir şeklide fayda sağlamayı öğrenerek başarılı olabilirsiniz. “Şimdi’nin Gücü”nü mutlaka okuyun.

dogru zaman

3.Sadece para için çalışmak.

Sevmediğiniz bir işte çalışmak mahkumiyetten farksızdır. İşinize karşı aşırı tutkulu olmasanız bile en azından biraz ilginizi çekiyor olmalıdır. Yaşam tarzınızı oluşturmaya çalışırken bir yandan da faturalarınızı ödeyebilmek için her gün acı çektiğiniz bir işte çalışıyorsanız; hayatınızı, bir başkasının hayatına özlem duyarak geçiriyorsunuz demektir.

Bunu bir düşünün. Bu hayat sizin ama çok büyük bir kısmını işiniz doldurmuş. Elbette bu durum sadece parayla ilgili değil, sizinle de ilgili. İnsanların, “İşinizin sizi tanımlamasına izin vermeyin.” şeklindeki sözlerine aldırmayın. Hatta tam tersine ‘sizi tanımlayan işi yapın!’.

Sözün özü: İşinize olan ilginiz, verimliliğinizi ve mutluluğunuzu artırır.

4.Nefret duygusu beslemek.

Martin Luther King Jr.’ın da dediği gibi: “Karanlığı, karanlık yok edemez; bunu ancak ışık yapabilir. Nefreti de nefret yok edemez; bunu ancak sevgi yapabilir.” Doğruyu söylemek gerekirse; beslediğimiz nefret duyguları eninde sonunda bize galip gelir ve bizi kontrol etmeye başlar. Hatta öyle bir zaman gelir ki kimden, neden nefret ettiğimizi bile unuturuz. Sadece nefret etmek için nefret ederiz. Bir süre sonra, doğal olarak kendimizden de nefret etmeye başlarız.

Nefret ettiğiniz her şey ve herkes hem beyninizde hem de kalbinizde kalıcı bir yer tutar. İşte bu yüzden, eğer bir şeyi ya da birini aklınızdan çıkarmak istiyorsanız, onlardan nefret etmeyi bırakın. Bunun yerine; onlarla bağlantınızı kesin, uzaklaşın, hayatınıza kaldığınız yerden devam edin ve geçmişi düşünmeyin.

5.Endişe ve korkulara sıkıca tutunmak.

Bir gün geriye dönüp baktığınızda, endişe ve korkularınızın (asılsız olduğu için) neredeyse hiç birinin gerçekleşmediğini farkedeceksiniz. Peki, farkına vardığımız bu gerçeği neden şimdi hayatımıza uygulamıyoruz da “endişe etmeye ve korkmaya” devam ediyoruz? Geçmiş son bir kaç yıla baktığınızda, gereksiz endişe ve negatif düşünceleriniz nedeniyle kaç tane fırsatı kaçırdığınızı ya da mahvettiğinizi düşündünüz mü hiç? Artık kaybettiğiniz fırsatlarla ilgili elinizden bir şey gelmez belki ama karşınıza çıkmak için sırasını bekleyen yüzlerce fırsata aynısını yapmayabilirsiniz.

Kalbinizde ve ruhunuzda ağırlık yapan düşüncelerden kurtulmanın, bazı şeyleri oluruna bırakamanın gerekli olduğunu anlayacaksınız. Bırakın gitsinler! Bileklerinize pranga takarak kendinizi, “siz” engellemeyin. İçinde bulunduğunuz şartlar ne olursa olsun; tam da şu anda hayattan daha fazla keyif almak – inanmayacaksınız ama- çok kolay. Bu tamamen, size ağırlık yapan anlamsız yüklerden kurtulma meselesi.

Endişelerinizi ve korkularınızı, öfke ve kıskançlıklarınızı, her zaman haklı olma ve başkalarını kontrol etme ihtiyacınızı bırakın gitsin. Kendini beğenmiş tavrınızı ve her şeyin istediğiniz gibi olması konusundaki ısrarcılığınızı da bırakın gitsin. Çünkü bütün bu anlamsız yüklerin altında mutlu ve üretken biri var.

fear

6.Sorunların üzerinde çok durmak, uzatmak.

Kötü bir gün sadece kötü bir gündür. Daha fazla kötü olması ise sizin seçiminizdir. Elbette sıkıntılı zamanlar, hem özel hem de iş hayatınızı etkiler. Ancak, bu etkinin daha fazla alana yayılmaması ve kısa sürmesi sizin elinizdedir. Karşılaştığınız terslikleri not edin ve önleminizi alın ama bu sorunların hayatınızın büyük bir kısmını kaplamasına izin vermeyin.

Her yeni gün, yeni dersleri ve yeni fırsatları da beraberinde getirir. Karşılaştığınız sorunlar çok kötü, hatta bazen kaçınılmaz olabilir ama unutmayın ki her zaman bir çıkış yolu vardır. Yoksa hayattaki zorluklara nasıl dayanabilir ve yaşamaya devam edebilirdik.

7.Daima geçici mutlulukların peşinden koşmak.

Hayatta, geçici ve kalıcı olmak üzere iki çeşit mutluluk vardır. Geçici olan mutluluklar anlık “maddi” ferahlıktan, kalıcı mutluluklar ise kademeli olarak gerçekleşen zihinsel gelişimden kaynaklanır. İlk bakışta ikisi arasındaki farkı anlamak zor gelebilir zaman geçtikçe ikincisinin farkı net bir şekilde anlaşılacaktır.

Kalıcı mutluluklar, hayatın inişlerinden ve çıkışlarından etkilenmezler. Çünkü zihniniz, bu “kalıcı mutluluklar” sayesinde huzurlu ve güvendedir.

8.Bir anda büyük değişiklikler yapmaya, fark yaratmaya çalışmak.

Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsanız, önce çevrenizdeki “dünyadan” başlamalısınız. Bir anda dünyayı etkileyecek büyük değişiklikler yapmak genellikle imkansıdır ve bu süreç çok stresli olabilir. Oysa; etrafınızdaki bir kaç kişinin hayatında küçük değişiklikler yapmak, fark yaratmak çok daha mümkündür ve genellikle oldukça kolaydır. Ancak bu değişiklikleri yapmaya size en yakın olan insandan başlamalı ve bir seferde sadece bir kişinin üzerinde odaklanmalısınız.

Küçük küçük sıçramalar yapmaya çalışın ve bu küçük dalgaların doğal yayılımlarını keyifle izleyin. Bazen, birinin düşüncesini ve ruh halini değiştirmek için, çevresindeki kişilerin düşünce ve ruh hallerini değiştirmek gerekir. Örneğin birini gülümsetirseniz; çevresindekiler de gülümsemeye başlar. Bu ince yöntemle, kendinizi çok fazla öne çıkarmadan çevrenizde fark yaratabilirsiniz.

9.Canınızı yakan insanlara takılıp kalmak.

Bazen insanlardan, onları umursamadığınız için değil, onlar sizi umursamadığı için uzaklaşmak istersiniz. Eğer bir kişi sürekli sizin canınızı yakıyorsa, o kişinin size önem vermediğini kabul edin. Elbette kabullenmesi zor bir durum ama iyiliğiniz için gerekli. Bu kişileri etkilemek için daha fazla çabalamayın. Onlara bir şeyi ispatlamak için bir saniyenizi bile harcamayın. Hiçbir şeyi kanıtlamaya ihtiyacınız yok.

10. Fiziksel çekiciliğin önemini abartmak.

Dış görünüşünden dolayı birinin aklınızı çelmesi, yemeğinizi tadına göre değil de rengine göre seçmekten farklı değildir. Çok saçma, öyle değil mi? Doğal, gözle görülemeyen, ölçülemeyen kişisel özellikler kalıcı çekiciliği yaratır.

 

İrem Devseren

author_3

Yemek diye hayal ürünlerini paylaşan bir blogger; mutlulukların ve sevginin paylaşıldıkça çoğalacağına inanan bir hayalci; kuzukafalının tombiği, felsefeye meraklı, doğuştan küt saçlı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir