“Mutluluk” üzerine…

Plazadan Dünyaya geçtiğimizden beri hep “mutluluk” üzerine kafa yorduk, elimizden geldiğince de yormaya devam edeceğiz. Önce çalışma zamanları önemli diyerek İşte mutluluk dedik; basit düşünerek anlamaya çalışalım derken mutluluk ve mutsuzluk üzerine gittik. Mutlu olmanın yollarını hep birlikte arayalım diyerek Mutlu Yaka‘da buluşmaya başladık. Bütün bunları yaparken de hep “mutlu olmak, bizim hem hakkımız, hem ödevimiz” dedik durduk. Ve geldik bugüne…

WhatsApp Image 2018-03-20 at 10.13.17

Bugün 20 Mart 🙂  Nam-ı diğer; “Uluslararası Mutluluk Günü”. Daha önce duymamış olanlar için, bir açıklama yapalım:  İnsanların mutluluklarının farkında olmalarını sağlamak amacıyla, Birleşmiş Milletler tarafından alınan karar sonucunda 2013 yılından beri 20 Mart, Uluslararası Mutluluk Günü olarak kutlanıyor.

Herkesin bir anda MUTLUYUMMM diye bağırması beklenmiyor elbette ki. İnsanların, mutlu olmanın gerekliliğiyle ilgili düşünmelerini sağlamak ana amaç. Farkındalık yaratmak için çabalayan üç plaza kaçkınından biri olarak, mutluluk ile ilgili daha da çok düşünmemi sağlayan kısa bir filmden bahsetmeden bu günü geçirmek istemedim.

mutluluk_afiş

3. Kısa Film Kolektifi kapsamında izlediğim, N.Çağhan Özdemir’in senaryosunu yazıp yönettiği “Mutluluk-Happiness” filminden bahsediyorum. Aytaç Uşun, Barış Kışlak, Rıza Akın gibi değerli oyuncuların katkı sağladığı, 2017 yapımı olan Mutluluk filmi;

Bir otomobil tamirhanesinde, bütün aksiliklere rağmen mutsuzluğa direnen bir adamın hikayesi.

Çok kısa bir zaman diliminde böyle bir hikayenin, bütün yönleriyle anlatılmış olması beni çok etkiledi. Kısa bir filmin ne kadar çarpıcı olacağını yeniden hatırlatırken, mutluluk-mutsuzluk üzerine daha da çok düşünmemi sağladı (buradan yönetmene ve filmi seyretmemi sağlayan Kolektif Ekibine selam olsun).

Yönetmen N. Çağhan Özdemir mutlu olmakla ilgili;

Spinoza’nın özgür irade tezini kalbe ve mantığa çok uygun bulan biri olarak, insanların hayatta oldukları süre boyunca mutlu olmasalar da, mutlu olmaya çalışmaktan hiç vazgeçmemeleri gerektiğine inanıyorum.

diyor. Unuttuğumuz bir gerçek bu, mutsuzluğa düştüğümüz an, bununla mücadele etmek yerine; daha önce mutlu olduğumuzu unutup daha da derine dalıyoruz. Aslında bir hatırlasak, mutluluğun hepimize nasıl iyi geldiğini ve ne kadar bulaşıcı olduğunu, bu dünya daha güzel görünecek gözümüze.

Bu arada, “Mutluluk” filmi, kendimin de unuttuğu bir şeyleri hatırlattı bana (daha fazla spoiler vermeyeyim). Filmden çıktığımda kafamda;

“Mutluluğun son derece pratik bir yönü vardır: Birine mutluluk verdikçe, bizim mutluluğumuz da katlanarak artar!… Mutluluk mutluluğu doğurur.”

Brigitte Labbé ve Michel Puech

cümlesi dönüp duruyordu. Hem mutluluğun bulaşıcı hali hepimize daha çok yakışmaz mı, ne dersiniz?

Zeynep Erdoğan

plazadandunyaya_profil_zeynep02_2

Yemek yapmayı ve paylaşmayı terapi olarak gören bir blogger; vizörünün arkasındayken diğer terapisinde olan bir ileri amatör; utanmasa kapının gıcırtısıyla rakseden bir “dandöz”; orta avlu’nun 35lik’i; yeğenlerinin asker arkadaşı; fil hafızalı yer-yön uzmanı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir