Mutluluk ve Mutsuzluk

Bazı konular vardır ki hayatta –özellikle yaş aldıkça- üzerine fazlaca düşünmez, akışına bırakır sadece yaşarsın. Bırakırsın bırakmasına da, gene de nedense eksik kalan bir şeyler olur (en azından bana zaman zaman oluyor). Üstelik yaşananlardan da hareketle artık daha kompleks düşünmeye başlayınca geriye dönmek (yani basit düşünmek) giderek zorlaşıyor.

Plazadan dünyaya geçtikten sonra farkına vardım ki, çok kompleks düşünmeye başlamışım. O kadar ki, bir türlü “basit”e geçemiyorum. Basit bakabilmek için kendimce yollar aramaya başladım. Çocukların sandığımızdan daha basit düşündüğünü farkedip (öyle ki deyimleri bile kelime anlamlarıyla basit düşünüyorlar), ilk etapta çevremdeki (kan bağı olan-olmayan) yeğenlerimi gözlemledim. Aslında ihtiyacım olan, onların bakış açısına sahip olmaktı ama bunu nasıl yapacaktım? Tam da böyle düşüncelere dalmışken sevgili Blogcu Anne’nin instagramdaki şu gönderisine denk geldim. O sırada ışık yandı bende. Hızla harekete geçtim, ertesi gün kitaplar elimdeydi.

Tabii ki bir çırpıda okudum, yakın arkadaşlarıma da anlatmaya başladım (özellikle çocuğu olanlara), sonra da dedim ki neden bunu yazmıyorum. Sonuç olarak: -Evet yanlış görmüyorsun sayın takipçi- bu hafta bibliyoterapi yazısı olarak bir çocuk kitabı yazacağım: “Mutluluk ve Mutsuzluk”.

IMG_2476

Söz konusu kitap, Brigitte Labbé ve Michel Puech tarafından yazılan “Çıtır Çıtır Felsefe” serisinin 12.kitabı. Türkçe’ye Azade Arslan tarafından çevrilmiş olan bu seri, 29 kitaptan oluşuyor. Dünyaya dair temel kavramlar üzerine doğru soruları sorarak çocukları (bence büyükleri de etmeli) düşünmeye sevk ediyor. Bunu yaparken gerçek yaşamdan kesitler sunuyor.

“Büyük mutluluklar yoktur, sadece mutlu anlar vardır” denir ya, işte o mutlu anları bulmak ve sürdürmek bizim elimizde. Daha önce Russell’ın Mutlu Olma Sanatı kitabını anlatırken dediğimiz gibi, belki de mutluyuz ama farkında değiliz.

“Öyle zamanlar vardır ki, mutluluk ya da mutsuzluk sorusu sorulmaz. Yeterince yiyeceğimiz, giysimiz, paramız, evimiz ya da işimiz olmadığında hastalanıp da tedavi göremediğimizde mutsuz oluruz ve neye ihtiyacımız olduğunu iyi biliriz: karnımızı doyurmaya, barınacak bir yere, giyecek elbiselere… Peki ya bu bütün gereksinimler karşılandığında? Rahat bir yaşamı olan her insan mutlu mudur? Kimileri evet, kimileri hayır.”

diye başlıyor kitap. Mutluluk ve mutsuzluk üzerine mini öykülerle bence çok yerinde cevaplar arıyor.

Daha çekici olan mutsuzluğun tuzağına nasıl düşülebileceği, bunun üstesinden nasıl gelinebileceği gibi pek çok konu yalın bir dille anlatılıyor. Mutsuzluğun daha ilgi çekici olduğunu; bu çekicilik yüzünden mutsuzluğa saplanıp kalabileceğimize dem vuruyor. Tabi bu arada mutluluk da unutulmuyor. Kendi elimizdekilerle mutluluğu nasıl bulacağımız, bunu nasıl artıracağımızla ilgili de basit çözümler sunuyor.

Bu kitaptaki benim için en vurucu cümle ise;

“Doğru soru şu değildir: “Mutluluk nedir?” bu sorunun yanıtını hiç kimse bilemez. Önemli tek soru şudur: “Beni ne mutlu eder?”

oldu.

Sahi seni ne mutlu eder diye hiç düşündün mü???? Daha önce düşünmediysen bile eminim bu kitabı okuyunca kendine doğru soruyu soracaksın…

Bu arada “Mutluluk ve Mutsuzluğu” önce siz bir okuyun, sonra da varsa çocuğunuza, olmadı yeğeninize okutun derim. Keyifli okumalar…

Zeynep Erdoğan

plazadandunyaya_profil_zeynep02_2

Yemek yapmayı ve paylaşmayı terapi olarak gören bir blogger; vizörünün arkasındayken diğer terapisinde olan bir ileri amatör; utanmasa kapının gıcırtısıyla rakseden bir “dandöz”; orta avlu’nun 35lik’i; yeğenlerinin asker arkadaşı; fil hafızalı yer-yön uzmanı.

Mutluluk ve Mutsuzluk“ için 2 yorum yapılmış.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir