Şehirde Yürümekten Zevk Alın

Yeni yerler, şehirler görmeyi sevenlerden misiniz? Ben daha önce görmediğim şehirleri ziyaret etmeyi severim. Uzun süre içinde yeni bir yere gidemezsem sıkıntı olur bana, günlük işlere boğulmuş hissederim yeni bir yer görmezsem. Bununla birlikte, gündelik hayatın rutini içinde kaybolmak yerine, ufak değişiklikler daha iyi hissettirebilir insanı diye düşünüyorum. Bu değişikliklere ‘şehirde yürüme‘ ile başlamaya ne dersin?

Bu yazı wikihow.com sitesinden Türkçeleştirilmiştir.

********************

ADIMLAR

1. Hafta sonunda veya izinli olduğunuz bir gün, sabah erkenden uyanın, elinize bir harita alın ve sadece yürüyün. Nereye gitmek istiyorsanız oraya yürüyün. Ne kadar uzun sürdüğü ya da nereye gittiğiniz önemli değil, sadece yürümeye devam edin.

  • Bunu yaparken, sadece nereye gittiğinize dikkatinizi verin. Çevrenize yoğun bir şekilde odaklanmanıza gerek yok, oraya nasıl gittiğinizi hatırlamanız ve çevreyle ilgili önemli notlarınızı unutmamanız yeterli (yolun üstünde kullanılmış kitaplar satan bir sahaf, ilgili çekici bir reklam panosu olabilir). Gerekliyse bunların not alın.
  • Deneyime açık olun. Korkularınıza ve şüphelerinize izin verin, kendinize sadece şehri tanımaya çalıştığınızı hatırlatın. Acıkırsanız, yol üstünde bir şeyler yemek için bir mekan bulursunuz. Eve dönmeniz gerektiğinde -en kötü- bir taksiye atlayıp adresi söyleyince evinize geri dönersiniz.
  • Yürürken ‘iyi’ ve ‘kötü’ alanları tanımlayın. Sizi rahatsız eden bir alanla karşılaşırsanız, rotanıza bunun notunu alın. Bu notlar sizin ‘kırmızı noktalarınız’ olacak, yani yürürken gitmemeye çalışacağınız yerler…
  • Bütün günü şehri keşfederek geçirin ve hava kararmaya başladığında bir taksiye atlayıp evinize dönün (PD notu: mümkünse metroya atlayın, İstanbul’da o saatte eve daha hızlı dönersiniz).

sehirdeyurumek_01

2. Hangi alanları sevdiğinizi ve kullandığınızı belirleyin. Bu şekilde şehrin sistemi ile ilgili iyi bir fikre sahip olursunuz. Yoğun bir sokağın, en şaşırtıcı sokak yemeklerinin ya da ilginç bir parkın bulunduğu bir satıcıya yakın küçük bir tenha alan bulmuş olabilirsiniz. Bu alanları not alın. İyi alanlarla daha çok; kırmızı noktalarla daha az denk gelecek şekilde zihninizde genel bir rota oluşturun. Eğer işe gitmek için bir rota oluşturduysanız, bu bahsettiğimiz alanları düşünerek rotanızda değişiklik yapın. Yürüyüşleriniz sırasında rotanıza dahil etmek üzere en az bir nokta bulmuş olmalısınız. Eğer bulamadıysanız da yürüyüşün keyfini çıkarttığınız bir alıştırma gibi düşünün.

3. İpod/ mp3 çalar/ cd çalarınızı kullanın. Bunlardan biri yoksa, bir tanesini edinmeyi düşünün (Cebinizdeki akıllı telefonlar bu müzik işini çözdü zaten 😉 ). En sevdiğiniz müziği, şehrin gürültüsünü ayarlamak ve gününü canlandırmak için kullanabilirsiniz. Yürüyüşünüze özel bir çalma listesi (playlist) oluşturabilir ve bu listeyi aslında sizi suçlu hissettirecek ama zevk alacağınız şarkılardan (gizli gizli çok sevdiğin ama kimseye bunu söyleyemediğin parçalar demek istiyorum) ve güzel ritimleri olan enstrümantal parçalardan yapabilirsiniz. Bu sizin yürüyüş soundtrack’iniz olur (Soundtrack için müzikoterapi yazılarımıza göz atmanızı şiddetle tavsiye ederim).

4. Bir film sahnesi içinde yürüdüğünüzü hayal edin. Yürürken, olduğunuz değil olmak istediğiniz insan olduğunuzu hayal edin. Örneğin, kendinizi daha uzun, daha kendine güvenli, saç rengi farklı, başka bir işi olan biri gibi düşünün. Gerçekten bu hayalinizdeki kişi gibi davranın. Bu size hem daha büyük bir amacınız olduğu hissini verecek, hem de sizin bu rolü oynamanız yürüyüş yapmak  için, bir teşvik sağlayacak. Sonuçta bu, insanlara daha toleranslı olmanızla ve kendinize daha güvenli görünmenizle sonuçlanırken, çevrendekiler de size daha toleranslı hale gelecektir. Eğer Birleşmiş Milletler’de Fransız delegesi olmak istiyorsanız, durmayın devam edin. Hem caddede diğer yürüyenler bunu nasıl bilebilirler ki? Eğer başarabilirseniz, sizin gerçekten önemli biri olduğunuza inanabilirler.

5. Küçük şeylerin farkına varın. Gözünüz, her şehre cazibesini veren küçük eşsiz şeylerin üstünde olsun. Bir posta kutusuna tünemiş bir kuş, antika gibi görünen sokak lambası, bir balonla oynayan bir çocuk, Türkçe konuşamayan bir sokak satıcısı olabilir. Bu ve benzeri şeyler, şehrin, gökdelenlerin oluşturduğu bir yerleşim yeri ve insanlardan daha fazlası olduğunu gösterir. Nelerin şehre kişiliğini kazandırdığını keşfedin.

sehirdeyurumek_03
Yürürken arkaya da bakmak gerekir, kesin bilgi 😉

6. Çevrenizdekileri dahil edin. Çevrenizdeki şeyleri, sizi rahatsız eden şeyleri ve sizi eğlendiren şeyleri görün ve hepsini yürüyüşünüze dahil edin. Hayatınız olan ‘senaryo’ ile bütünleştirin. Daha önce hayatınızı bir film sahnesi olarak hayal ettiniz, ancak bunları senaryoya eklememiştiniz. Bir satıcı size yakın bir ölü balık yığınını dökmüş olursa, burnunuzu buruşturun ve kendinize sahne dışından baktığınızı hayal edin, kendinizi görün ve çalışmaya başlamak için homurdanmak yerine kendinize bakın ve devam edin. Yürüyüşünüz sırasında rahatsızlık hissedebilirsiniz, bunların %90’ı küçük şeyler olacak. Bu küçük şeylere önem vermeyi bırakın, buna değmezler. Neler olduğunu kabul edin ve yolunuza devam edin. Hem bunu küçük şeyler için yapamazsanız, daha önemli bir şeyle karşılaştığınızda nasıl başa çıkacaksınız?

7. Gideceğiniz yere odaklanmayın. Nereye gittiğinizi biliyorsunuz. Ne kadar süreceğini biliyorsunuz. Oraya nasıl gidileceğini biliyorsunuz. Bunları bilmiyorsanız, lütfen yolunuza dikkat edin ve bu adımı görmezden gelin. Hedef (gittiğiniz yer) değişmeyecek ve siz yolu biliyorsunuz. Rahatlayın ve yürüyüşe odaklanın. Hedefinize geldikten sonra ne yapacağınıza karar vermeyin, sizi bekleyen iş yükü konusunda streslenmeyin. İşler, bütün gece bekledi zaten birkaç dakika bekleyebilir. Etrafınıza bakın, eşyalara dikkat edin ve kenti dolaşmaya konsantre olun. Dinlediğiniz müziğe eşlik ederek sessizce şarkı söyleyin.

8. Vatansever olun. Bu, garip bir yöntem gibi görünse de işe yarar. Şehri küçük bir köy gibi düşünmeyin. Ona kendinizi adayın. Bu sizin şehriniz. Şu an tam da o şehirde yaşıyorsunuz. Sizin ona, onun da size bir borcu var. Bu hissinizi sürdürün.

9. Daha fazla gönüllü olarak yürüyüşe çıkın. Yürüyüşe sadece A noktasından B noktasına gitmek için değil, zevk almak için başlayın. Kimselerin ortada olmadığı bir zamanda çıkın ve oturduğunuz mahallede sadece yürüyün. Eğer evde ve stresliyseniz, montunuzu giyin ve gün batımını görmek için yürüyüşe çıkın. Yürümenin deneyiminden zevk almaya başlayın, bu sizin şehirdeki keyifli yürüyüşlerinizin uzamasını sağlayacaktır.

 TÜYOLAR

  • Yeni taşınsanız da, hayatınızın büyük kısmında yaşamış olsanız da, kendi şehrinizde turist olmak zaman alır. Tarihi ve kültürel simgeler, gösteri ve konserler, etkinlikler ve toplantılar, sanat ve mimari de dahil olmak üzere şehirlerin çoğu görülecek farklı şeyler açısından zengindir. Eğer ihtiyacınız varsa şehirle ilgili bir rehber ya da gezi kitabı edinin. Eğer tek başına kapıdan çıkmakta zorlanıyorsanız, bir arkadaşınızı ya da şehir dışından hafta sonu şehre gelen bir akrabanızı size eşlik etmesi için davet edebilirsiniz.

Şehirde ya da şehre yakın oturarak, sezon dışında mekanları ziyaret etmenin ve turistlerin normalde görmeyeceği şeyleri görmenin avantajını kullanın.

Gittiğiniz yerler yeni olsun ya da olmasın, fotoğraf makinenizi yanınıza alın. Fotoğrafçılığınızı ilerletmek için iyi bir şans elde edersiniz. Mekanları biliyorsunuz, ne beklediğinizi de biliyorsunuz ancak şimdi yeni bir bakış açısıyla bakacaksınız. Kim bilir, belki de tarihi şehrin caddelerinde güzel kadrajlar yakalayabilirsin.

sehirdeyurumek_05
Şehirde yürürken kuyruklu piyano çalan bir müzisyene rastlamak 🙂
  • Bir süre için kafanızı kaldırıp gökyüzüne bakın. Eğer gündüz vaktiyse bu sizde sakinleşme etkisi gösterir (hayır, siz kafanızı bir süreliğine kaldırırsanız, insanlar bunu takılmayacaktır).
  • Eğer belirli bir konu hakkında düşünmekten kendinizi alıkoyamıyorsanız ve bu sizin yürümenizi rahatsız ediyorsa; bir yere oturun, bir şeyler yiyin ve sadece kendinizle konuşun. Bu konuşma, probleminiz hakkında olmasın; çevrenizdeki insanlara bakın ve onlarla ilgili yorumlar yapın ve hangi şeylerin sizi nasıl hissettirdiği gibi farklı konular olsun…Kafanızdaki başka bir sesle konuşmak olabilir ama kendinizle konuşmak, deli olduğunuzun bir göstergesi değildir.
  • Eğer sağlıklı bir bedene sahip değilseniz, şekle girmek için normalden daha fazla yürüyün. Yürümek, egzersizlerin en basiti olup, daha fazla yaptıkça sizin için daha da kolay hale gelir.

UYARILAR

  • Şehir hakkında daha fazla bilgi edinirken, çok fazla değerli eşya taşımadığınızdan emin olun. Cüzdanınızı yanınıza almayın. İç cebi olan bir ceket giyin. Bu cebe biraz para, banka kartı (eğer paraya ihtiyaç duyarsanız, bu kartla ATM’lerden para çekebilirsiniz ve bu kart çalınırsa hırsız tarafından PIN kodunu kırılmadığı sürece kullanılamayacaktır) ve kimliğinizi koyun. Kredi kartlarınıza ya da lüks saatinize ihtiyacınız olmayacak. Kendi rotanıza ve bu rotadaki iyi-kötü alanlara alışkın olduğunuzda, bu kuralı biraz daha esnetebilirsiniz.
  • Yürüyüşünüz sırasında müzik dinliyorsanız, -sizi evde rahatlatıyor olsa bile- bu müziğin, klasik müzik olmamasına çalışın. İhtiyacınız olan müzik, sizi biraz çarpmalı, size biraz güven vermeli. Yürürken klasik müzik dinlemek, ruh halinizdeki değişimlerin artmasına sebep olabilir (insanlar klasik müzik dinledikleri zaman çoğunlukla daha yavaş yürürler ve birileri onları rahatsız ederse ya da üstlerine atlarsa daha da ağırlaşırlar).

*************

Biliyorum yukardaki yazıyı İstanbul’da uygulamak çok kolay değil. Ama buna bir kez karar verirseniz, yavaş yavaş yapmak mümkün olabilir. Örneğin ilk etapta tüm gün yerine 2-3 saatlik bir yürüyüş yapmak, en azından oturduğunuz mahalleyi daha yakından tanımakla başlamak için iyi bir adım olacaktır. Sonrasında başka bir semte karar verip orada daha uzun süreyle yürüyüşe devam edilebilir.

İşte, yeter ki istesin insan, kendi çözümünü kendi yaratabilir.

Hadi hazır havalar serinlemeye başlamışken, bu sonbahar şehirde yürümeye başlayalım, ne dersiniz?

Görseller: pexels.com

Zeynep Erdoğan

plazadandunyaya_profil_zeynep02_2

Yemek yapmayı ve paylaşmayı terapi olarak gören bir blogger; vizörünün arkasındayken diğer terapisinde olan bir ileri amatör; utanmasa kapının gıcırtısıyla rakseden bir “dandöz”; orta avlu’nun 35lik’i; yeğenlerinin asker arkadaşı; fil hafızalı yer-yön uzmanı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir