Stres İçin Mucize Kür

“Stres İçin Mucize Kür” yazısı, www.marcandangel.com sitesinden Türkçeleştirilmiştir.


Zaman zaman hayatın çok hızlı aktığını hissediyor musunuz? Belki de geçmiş 5 yıla bakıp, zaman nasıl böyle uçup gitti diye düşünüyorsunuz. Hatta, geriye kalan tek şeyin stres oldugunu bile düşünüyor olabilirsiniz. Huzurun ve eğlencenin olmadığı anlar…

Kabul etmek zorundayım ki, ben de bazen böyle hissediyorum. Ama stresli olduğum zaman hemen mucize kürüme sarılıyorum. Elbette bu kür cam bir şişenin içinde satılmıyor.

Hepimizin içinde bu harika stres küründen var zaten.

“Şimdi” nin mucizesinden bahsediyorum. Evet, bu gerçekten insanı hayrete düşürüyor ama “şimdi’ye geçebildiğimiz ve anda kaldığımız zaman –çok kısa bir süre için bile olsa- stresimizi yok edebiliriz.

now

Nasıl ‘an’da kalabiliriz?

Farkındalık, anda kalabilmenin kilit noktasıdır. Farkındalığı çoğunlukla konsantrasyonla karıştırırız. Ancak bu iki zihin durumu birbirinden çok farklıdır. Konsantrasyon, bir işte sadece belli bir noktayı aydınlatan, dar ve yoğun bir ışık huzmesi gibidir.

Farkındalık ise; ışığın tamamıdır, an’da olan her şeye ‘dikkat’in en saf halidir.

‘Dikkatini vermek’ fiilinin geçtiği, kullanıldığı ve elbette uygulandığı bir işte, ‘duyarlılık’ ve ‘hassasiyet’ten bahsedebiliriz. Dikkat; sadece işe değil kuşlar, hayvanlar, komşular, kahve fincanları, kalem tıraşlar gibi etrafımızda bulunan her şeye karşı duyarlı olmak, onları farketmek, tüm varlığımızla o an’da olmak demektir.

Modern meditasyon üstadı olan Toni Packer’a göre:

‘Dikkat’, bir yerden gelmez. Herhangi bir nedeni yoktur. Kimseye de ait değildir.

Aslında Toni’in demek istediği şey şu; an’da kaldığımız zaman, bedenimizde kilitli olan benliğimiz ile dış dünya arasındaki keskin ayrımı yok ederiz. Dünyayı hissederiz. Ve bedenlerimizle dost oluruz.

Sonra birdenbire omuzlarımızdaki gerginliğin, zihnimizdeki küçücük bir umut baloncuğunun ya da kalbimizdeki hüznün tamamıyla farkına varırız. Ve bu farkındalıkla insanları daha dostça görmeye başlarız.

Duyarlı olmak basittir ancak kolay değildir.

Değişen ruh halimiz ve duyularımızı etkileyen uyarıcılar karşısında her zaman tutarlı ve kararlı durmalıyız.

Stres neyle bağlantılıdır?

Stresli olduğumuz zaman zihnimiz parçalara ayrılır. Bir taraf; bir an önce bitirmemiz gereken işlere minimum dikkatini verirken, diğer taraf; sinirimizi zorlayan her ne ise tamamen ona odaklanır.

Örneğin; işinize geç kaldığınızı ve bir an önce hazırlanıp evden çıkmak için telaş içinde koşturduğunuzu düşünün. Tam da bu sırada sevdiğiniz birisi size bugün yapacağı önemli şeyleri anlatmaya başlarsa, dikkatinizin ne kadarını anlatılanlar üzerinde yoğunlaştırırsınız? Sanırım çok azını, bunu bir düşünün….

Anda kaldığımız, anı yaşadığımız zaman endişelenmeyi, telaşlanmayı bırakırız. Bir anlık da olsa açılan o boşlukta derin bir nefes alabiliriz. İşte o anda omuzlarımızdaki stres kayıp gider. Ve hayatımızda daha çok böyle sakin ‘an’lar yaşamayı isteriz…

meditasyon

Şimdi sıra bu mucize kürü nasıl kullanacağımıza geldi:

Anda kalmanın çok kolay bir yolu var. Çok pratik yapmak… Ne kadar çok alıştırma yaparsanız, anda olmak size o kadar kolay gelmeye başlayacaktır. Hadi hemen şimdi deneyin.

Burnunuzdan derin bir nefes alın ve ağzınızdan yavaşça verin. Etrafınızdaki sesleri dinleyin ve ayaklarınızın altındaki toprağı hissedin. An’da olana kadar her iki elinizin baş ve işaret parmağını nazikçe birleştirin.

Aslında bu hafif dokunuş, an’a geçebilmenize ve stresten kaçabilmenize yardım eden bir tetikleyiciden başka bir şey değildir.

Stresli olduğunuz zaman; bir dakika durun, derin bir nefes alın, baş parmağınız ile işaret parmağınızı birleştirin.


Bu yazıda anlatılanları eminim bir çoğunuz biliyorsunuz. Asıl sorun, bildiklerimizin ve okuduklarımızın ne kadarını uygulayabildiğimizle ilgili. Burada biraz da öz eleştiri yapmak istiyorum. 🙂 Mesela, nefes meditasyonları ile ilgili çok şey okuyup, izlememe rağmen düzenli olarak nefes egzersizleri yapmıyorum. Çözüm, rutin oluşturmak… Fiziksel ve ruhsal egzersizleri de (tıpkı yemek yemek, su içmek diş firçalamak gibi) her gün duzenli olarak yapmalıyız ki bir rutin oluşturabilelim ve artık alışkanlıklarımız olan bu egzersizleri hayat boyu sürdürebilelim.

İşte bu yazı sizler için olduğu kadar biraz da kendime bir hatırlatmadır 😉 .  Bir de, söylemeden geçemeyeceğim;  Zeynep’in bir yazısı vardır ki an’da kalmanın önemini anlatan, mutlaka okuyun derim…

Sevgilerimle,

İrem Devseren

author_3

Yemek diye hayal ürünlerini paylaşan bir blogger; mutlulukların ve sevginin paylaşıldıkça çoğalacağına inanan bir hayalci; kuzukafalının tombiği, felsefeye meraklı, doğuştan küt saçlı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir