Şu Benim Fotoğraf Tutkum

fotoğraf çekerken ben
Fotoğrafa konsantre olan ben ve bodyguardım. Fotoğraf: Aslı Aydın

Plazadakiler sesimiz geliyor mu, ya dünyadakiler siz duyuyor musunuz bizi? Plazadan Dünyaya ekibi gururla sunar: Sineterapi, Bibliyoterapi ve Müzikoterapi ye yeni bir terapi daha eklendi. Hobiterapi başlıyorrr…İlk yazı şerefine son yıllarımda beni kendime döndüren hobimi yani fotoğrafa olan tutkumu anlatarak başlamak istedim. Fotoğraf çekmeye nasıl başladığımı, nasıl geliştirdiğimi ve benim için ne demek olduğunu anlatmak istiyorum ama bundan önce benimle ilgili biraz bilgi versem iyi olacak.

Kendimi iyi hatırladığım ortaokul yıllarından bu yana hep bir uğraşım (hobi diyelim) oldu. Hiçbir zaman sadece evden okula, okuldan eve bir hayat yaşamadım. Arkadaşlarımla kimi zaman voleybol oynadık, kimi zaman tiyatro koluyla temsiller düzenledik. Kısacası başarılı sayılabilecek öğrencilik yıllarımda beni besleyen bir yön oldu (tabi bu beylik lafları şimdi söylüyorum, yoksa bizim ilk gençliğimizde benim gibilere daha çok ‘sosyal çocuk’ denirdi 😉 ).

Lisede fen-matematik’i tercih ettiğimde, abimin “dersler ağır, bu kız hem derslerine çalışıp, hem de nasıl sosyal kalacak” diyerek, bayağı endişelendiğini hatırlıyorum. Üniversite tercihim ve sınav sonucunda İTÜ Şehir ve Bölge Planlamaya gelmemle birlikte, yeni hobiler edinmeye başladım. Hazır yeri gelmişken, devam zorunluluğunun yanı sıra sürekli proje hazırlanan bir bölümde okurken, zorlandığımı itiraf edeyim. Ama gene de gösterim sanatları topluluğuna girdim, gene de Taşkışla Dans Kulübü’nde latin danslarını öğrendim. Hobiler değişse de hayatımda hep bir şeyler oldu, zaten başka türlü bir hayatı da bilmedim (kendime not: hobi olarak dans çalışmalarım başka bir yazının konusu).

Fotoğrafa olan ilgime gelince, aslında bunun abiminden bulaşma olduğunu söyleyebilirim. Ben ortaokuldayken, abimden makinesini alıp kullanmak için bayağı dil döktüğümü bilirim. Gerçi o zamanlarda daha çok hatıra fotoğrafı çekmekti amacım, ama olsun. Filmli fotoğraf makine zamanları hem serde başka uğraşılar da var. Ama fotoğraf bas-çek bile olsa, ben de o zamandan çok yer etmiş. Neyse gel zaman git zaman, fakülteye girdikten sonra fotoğraf (zaman zaman dia pozitif) ile çalışmalarım, biraz da zorunluluktan arttı. O dönemde de tam da bir hobi değildi. Şafak ile beraber, okul harçlıklarımız genelde fotoğrafları tab ettirmemize giderdi.

Teknolojinin değişmesiyle, dijitalin fotoğraf makinelerine geçiş yaşandığında yeniden depreşmişti bendeki fotoğraf tutkusu. O zamanlarda benim için uygun bir kompakt makine almıştım. Yoğun iş günleri, seyahatler derken bu tutkuyu çeşitli sebeplerle uzunca bir süre disipline edemedim. Neyse uzatmayayım, kendime bu böyle gitmez dedim ve senelerdir ertelediğim İFSAK’taki temel fotoğraf eğitimine yazıldım (ve hemen ertesinde işten kovuldum).

balatta bencanon

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sonrası mı; temel fotoğraf eğitiminin ardından proje ile geçen yaklaşık bir yıl. İşten atılma ile sonlanan mobbingten bitap düşmüş bünyeme fotoğraftan daha iyi bir şey gelemezdi sanırım (yemek var, onun yeri ayrı). Fotoğraf çekmek, sudan çıkmış halimi toparlamam da çok yardımcı oldu. uzunca bir dönem proje için sürekli fotoğraf çekmeye çıktım. Böylece makinemi taşımaya alıştım. Hatta öyle ki zaman zaman makinesiz dışarı çıktığımda, kendimi çıplak hissetmişliğim var. Kurulan dostluklar, hep beraber çıkılan geziler, birlikte keşfedilen yemek mekanları da bonus oldu 🙂 Dönem sonundaki karma sergimizi açmak ayrıca bir keyif ve mutluluktu hepimiz için.

sudaki izler sergi
İFSAK 185. Dönem Sergi açılışı

Proje sergisi sonrasında benim fotoğrafa olan tutkum iyice yoğunlaştı. Artık kafamda yarattıklarımı, fotoğraf olarak üretebiliyordum. Bu durum beni daha da heyecanlandırıyor ve şevklendiriyordu. Aldığım ileri düzey atölyelerle sayesinde vizyonum genişledi. Tabi yeni dostluklar kuruldu, fotoğraf gün geçtikçe hayatımın içine iyice yerleşti. Vizörden bakarken ustalarımızın tabiriyle “transa geçmenin” tadına varmıştım bir kere, “virüs” bünyedeydi artık.

Plazadan Dünyaya ekibi, karma sergimin açılışında
Ekip çekimde 🙂 Fotoğraf: Hakan Hatay

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Farklı konular, teknikler derken işin paylaşım boyutu artmaya başladı. Sonrası zaten çorap söküğü gibi geldi. Arkadaşlarımın ve hocalarımın da desteğiyle, kendimi İFSAK Eğitim Birimi için eğitim alırken buldum. Kendi bilgimi, deneyimlerimi artık fotoğrafa ilgili duymaya başlayanlarla paylaşıyorum ki, bu da fotoğraf üretmek kadar iyi geliyor bana. İnsanın hobisini işe dönüştürmesi çoğu kişinin hayalidir, benim öyle bir imkanım olur mu bilinmez ama fotoğraf çekme veya anlatmanın benim için iyi bir terapi olduğu kesin 😉

20160522_ucmakdere_ilkmekan_nd2
Fotoğraf çekerken An’da kaldığım doğrudur. Fotoğraf: Zeynep Erdoğan (daha fazlası için https://500px.com/zerdogan)

Son söz: Bu vesileyle unutmadan İFSAK‘ta 219. dönem temel fotoğraf eğitiminin 28 Şubatta başlayacağını da yazayım. Fotoğrafa ilgisi herkesi bekleriz 🙂

Zeynep Erdoğan

plazadandunyaya_profil_zeynep02_2

Yemek yapmayı ve paylaşmayı terapi olarak gören bir blogger; vizörünün arkasındayken diğer terapisinde olan bir ileri amatör; utanmasa kapının gıcırtısıyla rakseden bir “dandöz”; orta avlu’nun 35lik’i; yeğenlerinin asker arkadaşı; fil hafızalı yer-yön uzmanı.

Şu Benim Fotoğraf Tutkum“ için 3 yorum yapılmış.

  • Safak Oncu

    (Şubat 24, 2017 - 5:49 pm)

    Merhaba, zannedersem yazida gecen Safak ben olabilirim… Her ne kadar degerli arkdasim Celal e Phardon da yazi yazmaya soz verip (2 sene kadar once) hala yazmadi isem de size de hobi konusunda yazmam gerekebilir, zira bu yazi ile biraz motive olmus olabilirim… Neyse cok uzatmadan sadede geleyim, bir insani icinde bulundugu yer/duygudurum/vs… den cikarip baska diyarlara bir anlik bile olsa goturebilecek herhangi bir ugras (hobi demiyorum) her insana lazim. Bu kitap okumak olabilir, yemek yapmak, deftere yazi yazmak/karalamak, resim yapmak, igne isi, agac yontmak, tiyatroya gitmek, ekstreme gideyim tirnaklarina surdugu ojeyi suslemek ve tabi ki FOTOGRAF, herhangi bir sey olabilir… Insan kendisi icin, sirf kendi zevki icin bir seyler yapmali ki gonlu zenginlessin… Cok uzar bu konu 🙂

    Not: Bilgisayrimda Ingilizce klavye var ve Turkce cok yavas yazdigimdan Turkce karakter kullanmiyorum (takilan olursa diye aydinlatalim)…
    Not 2: Zeynepcigim fotograf tutkunu yazmissin ama bir ugras neden onemlidir uzerine detayli felsefi yazini bekliyoruz, sanirim bolumu acmaktaki hedefi daha iyi aciklayabilir:)

  • Zeynep Erdoğan

    (Şubat 28, 2017 - 8:40 am)

    Evet yazıda geçen tabii ki sensin…Seni bir nebze olsun motive ettiyse bu yazı, ne mutlu bize. Dediğin gibi insanın bir anlığına (ki bununla ilgili yazılarımız var, itina ile okuyunuz) başka diyarlara götürecek bir uğraşı şart. Ki rutin hayatı normal olsun. Ve dediğin gibi uğraşın/hobinin neden gerekli olduğuyla ilgili de iki kelam etmek gerek, listeye alındı, bunu hatırlattığın için teşekkür ederiz. E bu kadardan sonra senden de iki satır bir yazı bekleriz, konuk yazar olarak (Şafak selam verdi, borçlu çıktı 😉 ) Phardon’da da yazı bekliyoruz, bizim için önemli bir blogtur. Bilmeyenler için Celal Erdoğdu, Plazadan Dünyaya’ya ilk röportaj veren kişidir, kendisini de zevkle takip etmek iyi gelir.
    not: klavye konusunda aydınlatman da iyi oldu 🙂

  • […] Çekmecedeki makine hatırlandığında “Zaten cep telefonu da aynı işlevi görmüyor mu? ” cümlesi sıkça telafuz edilir. Siz siz olun fotoğraf makineniz varsa, fotoğraf çekmeyi ihmal etmeyin, bünyeye iyi gelecektir, kesin bilgi. […]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir