Tam Bir Başarısızlık Öyküsü: “I, Tonya…”

Hayatı filme konu olan Tony Maxen Harding,

  • Amerika’nın buz pateni yarışmalarında “trible axel” atlayışını ilk yapan artistik buz patencisidir.
  • Ezeli rakibi Nancy Kerrigan’ın 1994 Norveç kış olimpiyatları öncesi, antrenman sırasında diz kapağına demir sopa ile vurulması skandalına adı karışmış ve açılan dava sonucu ise, eşi ve korumasının adamlarının bu eylemi yaptırdığını bilmesine rağmen polise başvurmaması nedeniyle suçlu bulunmuştur.
  • Kamu hizmeti ve para cezasının yanı sıra kariyerini bitirecek olan, ömür boyu bir daha buz pateni yarışmalarına katılamama cezası almıştır.
  • Hayatını bir süre boks yaparak kazanmış, daha sonra ise evlenip dekorasyon işleriyle uğraşmaya başlamıştır.
  • Ve son olarak, 12 Kasım 1970 doğumlu ve Akrep burcudur. (Karakterin tüm hırsını , yeniden yeniden başlamaktaki azmini , rakibiyle amansız mücadelesini, başarısızlığı hazmedemeyişini burcuna bağlamak benim gibi bir astroloji tutkunu için hatalı olmaz.)

tonya

Gelelim filme…

Biyografi gibi başlayan film, belgesel gibi ilerliyor. Harding’in kendisi, eşi ve koruması verdikleri röportajlarla kendi doğrularını geriye doğru anlatıyor. Bir kez daha anlıyorum ki, bir olayda herkes kendi gerçeğini yaşar. Harding’in hayatı; çocukluğundan itibaren yaşadığı aile travmaları, kontrolcü, aşağılayıcı ve şiddet uygulayan bir anne ve umursamaz bir baba üzerinden anlatılıyor. (Kabul etmeliyim ki anne rolünü canlandıran Allison Janney en iyi yardımcı kadın oyuncu oscarını hak ediyor. Alırsa şaşırmam.) (PD: Haklısın, kaptı Oscar’ı 😉)

Tonya, ergenlik çağında tanıştığı ve daha sonra evlendiği Jeff Gillooly’nin de annesinden kalır yanı olmadığını zamanla anlıyor. İnişli çıkışlı, bol miktarda şiddet içeren bir evlilik, sevilmeye aç bir kadın, maddi sıkıntı içinde daralan ve bu koşullarda yarışmalara hazırlanmaya çalışan hırslı bir buz patencisi ile karşı karşıya kalıyoruz. Tonya’nın neden başarısız olduğunu, kariyerinin 1994’teki skandal ile birlikte nasıl çöktüğünü film en etkili biçimde anlatıyor. Hatta bunu komik bir dille anlattığını bile söyleyebilirim. Zaten içimdeki ses “ne yapsa bu şartlarda başarılı olamazdı” cümlesini film boyunca tekrarladı durdu.

Seyirci için izlemesi ve anlaması daha kolay olacaksa da, anlatım şekli düz, kronolojik, tek bir karakterin gözünden olsaydı son derece melodrama kaçan ağdalı bir film olabilirdi. Çünkü Tonya’nın hayatı o kadar dramatik ki bir yerden sonra koltukta huzursuz bacak sendromu yaşamaya başlıyorsunuz. İşte tam o sırada sahneye giren röportaj görüntüleri hayat kurtarıyor ve sizi gevşetiyor. Gülmeye başlıyorsunuz.

allison janney

Tabii bu arada buz üstünde geçen sahneler (Tonya’ yı canlandıran oyuncunun dublör kullandığına hiç şüphem yok.) sporseverler için tam seyirlik. Ben o sahnelerden öyle etkilendim ki 1988’ de Galleria’da açılan Türkiye’deki ilk buz pistinin dibinde yaşıyor olmamıza ve benim tüm ağlama, zırlama, parkelerde kayma hareketlerime rağmen; ailemin kolumu, bacağımı kırma endişesi ile beni bir kere bile piste götürmediklerini düşünüp derdime yandım. Amerikan ailelerinin ise tüm çürümüşlüğüne rağmen; çocuklarının yeteneklerine karşı duyarlı olmasını Tonya’nın 4 yaşında buz patenine başlamasından (ki her gün antrenmana annesi getirip götürüyor.), annesinin garsonluk yaparak tüm maddi ihtiyaçlarını karşılamasından anlıyoruz. Böylesi bir fedakarlık o korkunç anneyi gözümde bir derece anlaşılır kıldı.

Bu film; yetenekli ve çalışkan birinin yakınındaki insanlar (annesi , eşi) tarafından nasıl  harcandığını gösteriyor. Demek ki neymiş; en büyük zarar en yakınından gelirmiş .Ve yine ufak bir kıssadan hisse; hayatta başarılı olmak için sadece çalışmak, hırslı olmak yetmez. Ne yazık ki daha fazlası gerek… Filmde bunu çok net bir şekilde görüyoruz.  Bazı insanlar hayata 1 -0 önde başlıyorlar.

Hayaller ve gerçekler ekseninde, buz pateni izlemeyi ve dramatik filmleri seviyorsanız, bu filmi izlemenizi tavsiye ederim. Aksi hayal kırıklığı olur.

Süreyya Sözer Çalpan

süreyya sözerKonuk Yazar Hakkında:

1972 istanbul / Bakırköy doğumluyum. İlk , orta ve liseyi Ataköy ‘de okudum. İ.Ü Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji bölümünden mezun oldum. Yapı Kredi Sigorta’da (bugünkü Allianz ) 16 yıl boyunca sağlık sigortası branşında çalıştım. 2011 haziran ayında hayata sıfırdan başlamaya karar verdim. İşimden ayrıldım . Yurt dışında dil eğitimi alıp , dünyanın bir çok ülkesine seyahat planları yaparken evren kendi planlarını uyguladı. Eşimle bir araya geldim ve kısa sürede kendimi evlilik hazırlıkları içinde bulundum. 5 yıldır evliyim. 34 senedir düzenli günlük tutuyorum. Düşüncelerimi yazarak ifade etmek , sinema ve tiyatro, astroloji ve sağlıklı beslenme ilgi alanlarım. Düzenli olarak yüzer ve yürürüm. Seyahat planlarımı ise her yıl belli ülke ve şehirlere gitmek suretiyle adım adım gerçekleştirmekteyim.

Konuk Yazarlar

author_6

Yazılarıyla bizi zenginleştiren, bize motivasyon ve ilham kaynağı olan, ne kadar teşekkür etsek az gelecek olan dostlarımız...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir