Tatil Dönüşü Depresyona Girmemenin 7 Yolu

2017 yazı geldi geçiyor (bu yazdan bir şey anlayan var mı? Biz ekip olarak pek anlamadık da). Eylül ayı itibariyle sıcak günleri yaşasak da eninde sonunda sonbahar gelecek ve büyük bir çoğunluk için tatil dönemi kapanmış olacak. Özellikle 2 haftalık tatil için koca bir yıl çalışan beyaz yakalıları düşününce, tatil dönüşü adapte olmanın daha çok depresyona dönüştüğü bir dönemden geçiyoruz. Hal böyle olunca da tatilden dönenler (ve dönecekler için) rutin hayatın gerçeklerine dayanabilme tüyolarıyla karşınızdayız 🙂 

Bu yazı Huffingtonpost.com sitesinden Türkçeleştirilmiştir.

*************

İşte sana mini bir test. Yurtdışında geçirdiğin muhteşem bir tatilden sonra eve döndüğünde aşağıdakilerden hangisini yaparsın?

  1. Jet lag’ten kurtulmuş olsan bile yatağa gidersin.
  2. Bir bira (ya da iki-üç) açar bir hafta boyunca faturaları boş verirsin.
  3. Televizyonda bir gezi programı açar ve yatağa gitsen bile açık bırakırsın.
  4. Evine hafif tiksinti ve nefretle bakarsın
  5. Yukardaki maddelerin iki ya da daha fazlasını yaparsın.
tatil donusu
Tatilden dönüşte sen ya da ben (temsili)

Dramatik değil, dürüst olalım: Tatilin, ödüllendirici, duygusal ve deşarj edici bir şekilde sonuçlanmış olabilir. Sevinçten havalara uçmuş, memnun olmuş, bunalmış ve farklı bir kişi gibi hissediyor olabilirsin. Tatilde çok eğlendikten sonra, geri döndüğünde devam etmek zor gelebilir. Tatildeki hayatınla karşılaştırıldığında evde seni bekleyen gerçekler yüzünden depresyona girmemek için kendinle mücadele halinde olman içten bile değil.

Seyahat sonrasındaki keyifsizliğin gerçek bir depresyona dönüşmesini önlemek için bazı önerilerimiz var. Bu önerilerle, Venedik veya Tokyo’da nefis yemekler tadarken olduğu gibi keyifli olmasan bile, yeni bir seyahate çıkıncaya kadar kendini normalde olacağından daha iyi hissedebilirsin. Böylece, bir sonraki kaçışını planlayabilmen için biraz enerjin kalmış olur.

  1. Huzursuzluğunu yönet. Seyahat etmek, genellikle rahatlaması zor olan bir yoğunluk ve sıkışma haliyle ile birlikte gelir. Daha farklı şeyleri yapmaktan ve normalde evde bir haftada göreceğinden daha fazlasıyla bir günde karşılaşmaktan dolayı, seyahat etmenin “yavaşlama” etkisi ortaya çıkar. Geri döndüğünde, “yeni ve farklı” bir şey yapmamaktan kaynaklanan huzursuzluk, çok sinir bozucu bir hal alabilir. Bu huzursuzluk çoğunlukla, gündelik hayatınıza geri döndükten üç ile altı hafta içinde ortadan kalkar. Bunun etkisini azaltmak için, döndükten sonra vaktiniz olursa günübirlik geziler yapın. (bence o vakit yoksa da yaratın 😉 )
  2. Daha aktif ol. Seyahat ederken, fiziki olarak düşündüğün halde olmadığını görebilirsin. Gezin sırasında kondisyon seviyeni yavaş yavaş arttırdıysan kendini daha iyi hissettiğini fark etmişsindir. Bu farkındalık, döndüğünde senin bir spor salonuna yazılmana veya -tatilde denediğin de dahil olmak üzere- bir spora başlamana yardımcı olabilir. Daha aktif hale gelmek, yalnızca bir sonraki gezi için fiziken şekle girmeni kolaylaştırmakla kalmaz, aynı zamanda depresyonu şutlamana da yardım eder. Ayrıca Floransa restoranlarında aldığın kiloların bir kısmını da daha aktif olduğun için kolaylıkla verebilirsin.
  3. Evini temizle. Garip bir öneri mi oldu? Açıkçası bu temizlik pratik olmasının yanı sıra, kafanı boşaltmana ve kendi çevren ile yeniden bağlantı kurmana yardımcı olabilir. Üst üste dört- beş otelde kaldıktan sonra kendi evine yabancı kalabilirsin. Biraz temizlik yapmak fiziksel (ve de duygusal) alan bulmana yardımcı olacağından, yatak odana girerken bavulunun üzerinden atlamak zorunda kalmazsın. Son olarak, gezi sırasında aldığın bardak altlığı, biblo ve duvar askıları gibi süs eşyalarıyla evindeki dekorasyonu değiştirebilir, böylece tatilinde aldığın keyfi kelimenin tam anlamıyla etrafa yayabilirsin.
  4. Evini boşalt. Bir bavulla yaşamak, sana bir hayatını sürdürmek için ne kadar az eşyaya ihtiyacın olduğunun farkına varmanı sağlayabilir (Biri az eşya mı dedi?? Buyrun minimalizme). Birçok insan, tatilden döndükten sonra, çok az kullandığı eşyaları elinden çıkarmak için heyecanlanmış oluyor. Bir sonraki seyahatine bütçe oluşturmak için bu fazla eşyaları garaj satışında (sahi Türkiye’de garaj satışı yapan var mı?) ya da eBay’de satmayı uygun buluyor. Üstelik daha az eşyaya sahip olmak, senin mevcut hayatına daha kolay odaklanmanı sağlayabilir ve sana geniş bir özgürlük duygusu kazandırabilir. Ve eşyalarını satarak kazanacağın bir miktar para, Seul’e veya Hong Kong’a giderken sana iyi gelecektir.  pexels-photo-386009
  5. Yeni bir hobiye başla. Bir gezi sırasında sayısız yeni ve farklı şeyle karşılaşırsın ya da alışkın oldukların başka bir şekilde karşına çıkar. Farklı mutfakların yemeklerini pişirmek ya da gitmeyi planladığın ülkenin dilini öğrenmeye başlamak, eve döndükten sonra başlayabileceğin bir hobi olabilir. Bu tür yeni hobiler için çoğu zaman, zaman ve makul bütçe ayırmak yeterli olur. İlk defa bir şeyi yapmak, bir seyahate çıktığın zamanki gibi seni heyecanlandırır.
  6. Yeni insanlarla tanış ve arkadaş ol. Normalde hiç kimseyle bir şey paylaşmasan bile -güzel anıları yeniden yaşamak için- başkalarına yolculuğun hakkında bir şeyler anlatmak istersin. İnsanlar genelde yeni yerleri ve kültürleri yaşamış birinden duymaya meraklı olduklarından, reddedilme şansın oldukça azdır. İş arkadaşların ve seni iyi tanımayan insanlar tarafından “gezgin” olarak bilinirsin ki bu da, daha önce rahat sohbet edemediğin biriyle aradaki buzları eritmene yardımcı olur.
  7. Paylaşmaya devam et! Seyahatteyken her gün Facebook, Twitter ya da kendi bloğundan paylaşımda bulunmuşken, eve döndüğünde bu paylaşımlar giderek azalarak bitecektir. İşte bunu yapma! Bavulu boşaltmaya başladıktan sonra daha sonra paylaşmak için anı ve fotoğraflarının bir kısmını sakla. Böyle yapmak sadece geziyi uzatmaya değil aynı zamanda yoğun gezi programının baskını biraz olsun rahatlatmaya yardımcı olacaktır. Sosyal medyaya bağlandığın sürece depresyona girme ihtimalinin azaldığını da unutma.

**********

Umarım yukardaki tüyolar herkese iyi gelir, bir nebze olsun depresif halinizden sıyrılmanızı sağlar. Ben henüz tatile çıkamadığım için deneyemedim ama seyahatimden dönünce uygulamaya çalışacağım. Not: Ben ve benim gibi eylülde tatilde olanlara da şimdiden iyi eğlenceler 🙂

Zeynep Erdoğan

plazadandunyaya_profil_zeynep02_2

Yemek yapmayı ve paylaşmayı terapi olarak gören bir blogger; vizörünün arkasındayken diğer terapisinde olan bir ileri amatör; utanmasa kapının gıcırtısıyla rakseden bir “dandöz”; orta avlu’nun 35lik’i; yeğenlerinin asker arkadaşı; fil hafızalı yer-yön uzmanı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir