Tebrikler, Kovuldunuz!

Ben Bilgisayar Mühendisliği okuyan, ama mesleği sevmemiş bir öğrenciydim. Ad vermek doğru olmaz ama o dönem ünlü bir hanımefendi vardı. Çok hoş bir ünü olmayan, yaptığı işler saygın bulunmayan ve özel hayatı ile bol bol gazetelerde kınanan bu hanımefendinin bir özelliği de, Bilgisayar Mühendisliği mezunu olması idi.

Ben ne zaman “bu işi sevmedim, yazılımcı olmak istemiyorum, ben şarkıcı olacağım (evet, öyle bir hayalim vardı, şimdiki halime bakmayın, o zamanlar sesim epey iyiydi. Eeee bakarsan bağ, bakmazsan dağ…)” desem aldığım cevap hiç değişmezdi…

“O’nun gibi mi olacaksın,sın,sın,sın?”

Demem o ki, yaptığın şeyler -hele de radikal bir şeyler yapıyorsan- sadece seni değil, o adımı atmayı hayal eden birçok kişiyi etkiler. O kişileri hiç tanımıyor ve tanımayacak olsan da…

Değiştirme demiyorum, hobi olarak yine meslek değiştir ama bunu da bil yani…

***

 “Ya siz meslek değiştirenlerle röportaj neyim yapıyorsunuz ya, bir çocuk var, eskiden bankacıymış. Çok komik videoları var, beyaz yaka hayatını hicvediyor. Kitabı da var, ona ulaşsanıza? Neydi adııııı…”
“Kaan Sekban’ı diyorsun. Ulaşmıştık ki şekerim, sağolsun bizi kırmamıştı ve çok keyifli bir röportaj yapmıştık onunla.”

Röportaj sırasında hazırlık aşamasında olduğunun müjdesini verdiği kitabı “Tebrikler, kovuldunuz!” aslında çok uzun zamandır kütüphanemizde. (Çıkar çıkmaz aldık sanıyorduk ama bizdeki 2. baskısı imiş. Maaşallah diyelim 🙂 ) Ama bir türlü yazamadık. Neyse, zamanı şimdiymiş.

tebriklerkovuldunuz

Kitabı bilen çoktur ama bilmeyenler için, arka kapağından kitabı tanıyalım:

Kaan Sekban. Ömrünün baharında bir beyaz yakalı. Plaza hayatının tam göbeğinde bir bankacı. Dost mu düşman mı olduğu belli olmayan ‘dostman’larla çevrili hayatını, yönetici adı verilen ama ne yönettiği asla bilinmeyen insanların elinden kurtarıp hayallerinin peşinden gitmeye cesaret eden bir ofis kahramanı…

Bir hayal uğruna Amerika’da oyunculuk eğitimi alan; odasında, perdesinin önünde Türkiye’nin ilk ‘ev yapımı talk show’unu başlatan, nihayet kendi stand up gösterisine çıkmayı başaran, koşullar her ne olursa olsun asla pes etmeyen bir insanın ilham verici öyküsü bu.

Her sabah hayallerine koşmak yerine işe gitmek zorunda kalanların umuda yolculuk öyküsü…

Lise yıllarından bugüne kadarki hayatını öyle bir anlatıyor ki Kaan, kendinizi onun yanında gibi hissediyorsunuz. Sanki tüm o zamanları onunla birlikte yaşamışsınız gibi…

Hele o banka yıllarını okurken hem kahkaha attım, hem öfke doldum, hem de gözlerim nemlendi. “Sana bu yapılır mı be ablacım!” diyesi gelen bir tek ben miyim, merak ediyorum doğrusu 🙂

Gözlemler ve bunların hicivleri zaten muhteşem 🙂 Konuyla hiç ilginiz olmasa da, sadece bunun için bile bu kitap okunur.

Kitabın alt başlığında dediği gibi, bazen hayallerimize varmamız değil, hayallerimize düşmemiz gerekir.

İyi düşüşler 🙂

***

Şimdi 19 yaşıma dönsem ve “ben şarkıcı/oyuncu/yazar olmak istiyorum” desem, bana ne derler?

“Ya, şu internette talk show yapan, şarkı falan da söyleyen bir çocuk var, neydi adı? Hah, Kaan Sekban! Onun gibi mi olacaksın?”
“E, eveeeeet, yani inşallah :)”

Sırf bunu için bile, sana teşekkür borçluyuz sevgili Kaan. Yaptıkların ile bazı şeylerin mümkün olduğunu bize gösterdin, bizlere ufuk açtın. “Onun gibi olmak istiyorum” diyebilecek bir örneğin olmasının ne demek olduğunu ancak kendini cenderede hisseden, kendine bir çıkış yolu arayan bir beyaz yakalı bilir. 

Başarılarının devamını dileriz, hem sen hem de bizler için 🙂

Selin Güneş

author_1

Canından olmamak içün Araf’tan hikayeler terennüm eden bir Şehrazad; maymun iştahlı bir müzikofil; valide, zevce, hemşire, kerime; tanıştığı herkesle bir şekilde hemşehri olabilen bir havva kızı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir