Ustalık Gerektiren Kafayı Takmama Sanatı

Sosyal medya ortamları gerçekten farklı boyutlar kazandırabiliyor insana. Çok yakın olmadığımız arkadaşlarımızın kitap okuma alışkanlıklarını normalde pek bilmeyebiliriz. Ancak sosyal medyada bu arkadaşlarınızı takip ederken (paylaşım yapıyorlarsa tabi) hem bu alışkanlıkları öğreniyor, hem de kendi alınacak kitap listenize ekleme yapabiliyorsunuz. 🙂 Geçtiğimiz günlerde arkadaşımız Şerife’nin tam bir kitap sever olduğunu fark ettik. Üstelik okuduğu kitapları yeni instagram hesabında paylaştığını görünce tabii ki sakin kalmadık. 😉 O da bizi kırmadı, okuduğu bir kitabı siz Plazadan Dünyaya takipçileri için kaleme aldı. Kendisine bir kez daha teşekkür ederiz. Sizin de söyleyecek kelamınız varsa, sayfalarımızın “konuk yazar”lara açık olduğunu olduğunu bir kez daha hatırlatalım. 😉

***********************

Kitabevlerinde gezerken adının kocaman puntolarla yazılmış olduğunu gördüğüm bu kitap, turuncu turuncu bana çok uzun süre baktı. Bense bırakın kitabı almayı düşünmeyi; bu klişe kitaplar ve yazarları hakkında kafamda atıp tuttum.

Kitap bir gün Storytel’de tekrar karşıma çıktı ve tam geçmek üzereydim ki “azıcık dinle, kafan dağılsın” dedim kendime. Dinlemeye başladım. Biraz, biraz daha derken benimle yaşıt olan yazarın anlatımı ve anlattıkları SAMİMİ gelmeye başladı.

IMG_2886

Mesela diyordu ki.. “Hangi ıstırabı çekmeye razısın?”

Neyin tadını çıkarmak istiyorsun şu hayatta demiyordu..

Sürekli pozitif ve mutlu olunamayacağını ve hatta sürekli pozitif olmaya çalışmanın bir inkar biçimi olduğunu söylüyordu.

Biliyordu ki “Mutluluğa uzanan yol engebelidir ve utançla döşenmiştir.”

Biliyordu ki “Istırap, yaşamın dokusundaki sökülmez ipliktir ve onu söküp atmaya çalışmak sadece olanaksız değil, aynı zamanda yıkıcıdır da.Onu söküp atmaya çalışırken tüm kumaşı yırtarsınız. Istıraptan kaçınmaya çalışmak ıstıraba çok fazla önem vermektir. Tersine, ıstıraba kafayı takmamayı becerebilirseniz kimse sizi durduramaz.”

“Çabalama” diyor. Ama illa ki kafaya takacağım diyorsan, neye kafayı takman gerektiğine GERÇEKTEN sen karar ver. Mahalle baskısı, sosyal medya baskısı detaylarına girmeme gerek yok sanırım.

Çok sevdiğim o soruyu tekrar etmek istiyorum:

“Hangi ıstırabı çekmeye razısın?”

Yazarın vurgulamaya çalıştığı ÖZ FARKINDALIK idi ve şöyle tanımlıyordu:

  • Öz-farkındalık soğanının ilk katmanı, basitçe, insanın kendi duygularını anlamasıdır.
  • Öz-farkındalık soğanının ikinci katmanı, neden bu şekilde hissettiğimizi sorabilme becerisidir.
  • Öz-farkındalık soğanının bir başka ve daha derin bir katmanı da vardır. Ve bu katman kahrolası gözyaşlarıyla doludur. Üçüncü seviye bizim öz değerlerimizdir.

Peki bazen siz de aklınızdan geçenler ile mücadele ettiğinizi hisseder misiniz? Bana çok oluyor. 😊

Kendinden emin olmamak, yaptığınızın iyi ya da yanlış olup olmadığını merak etmek. İşte yazar bunun için İYİ bir şey diyor.

“Emin olmak gelişmenin düşmanıdır. Hiçbir şey olana kadar kesin değildir ve olduktan sonra bile tartışmaya açıktır. Bu nedenle değer yargılarımızın kaçınılmaz kusurlarını kabul etmek her türlü  büyüme için gereklidir.”

Kitabın yazarı Mark Manson, 84 Amerika doğumlu ünlü bir blogger (ay yaşım ortaya çıktı). Yazma amacının, kendi hatalı fikirlerini kamuya açık bir platformda düzeltmenin; bir çok kişiye yardımcı oluyor gibi göründüğünü ve hayatın problem çözmekle ilgili olduğunu ama asıl önemli olanın iyi problemler edinmek olduğunu söylüyor. Devamını görmek isterseniz tıklayın.

Şerife Akalın Aysan

Konuk Yazar Hakkında

IMG_2947

İlgisi yavaştan atom dünyasından kelimelerin dünyasına kayan; Cenk’in eşi, Uraz’ın annesi… Ablasının bir tanesi… 😊

Farklı kültürleri tanımak, kitap okumak gibi ruhunu besleyen her şey onu mutlu eder. 😊

 

 

Konuk Yazarlar

author_6

Yazılarıyla bizi zenginleştiren, bize motivasyon ve ilham kaynağı olan, ne kadar teşekkür etsek az gelecek olan dostlarımız...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir