Yalan Yıllar: Bir Başarısızlık Hikayesi

Biyografi okumaya bayılırım. Can Kozanoğlu’nun “Yalan Yıllar”ını da klasik bir biyografi kitabı diye aldım ama içinden; neyin gerçek, neyin kurgu olduğunu anlayamadığım bir başarısızlık hikayesi çıktı 🙂 . Ama ne hikaye…. Bazen gülmekten, bazen de hüzünden gözlerimi doldurdu…

Can Kozanoğlu; Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunu, 36 yıl gazetelerde, dergilerde, televizyon kanallarında çalışmış bir gazeteci ve yazar. (Hatırlarsınız, NTV’deki Banu Güven, Ruşen Çakır, Can Dündar, Mirgün Cabas döneminden ) Şu anda televizyonlarda göremiyoruz belki ama o yine medyayla bağlantılı bir şirkette çalışıyor. Bir yandan da Bilgi Üniversitesi’nde ders veriyor.

Kozanoğlu Yalan Yıllar’da; medya sektöründe geçirdigi yılları, meslek hayatını, anılarını anlatıyor. Ama bu kitap, bildiğimiz biyografi ve anı kitaplarına hiç benzemiyor. Çünkü içinde başarılarla dolu bir meslek hayatı ya da “gündeme bomba gibi düşecek” dedikodular yok. Aksine başarısız ve silik bir gazeteci var. Peki, kitaptaki Can, gerçekten Can Kozanoğlu mu? Hangisi gerçek, hangisi kurgu? Cevabı kendisinden alalım:

can kozanogluNeyin doğru olduğuna inanmak istiyorsanız o doğru, neyin kurgu olduğuna inanmak istiyorsanız da o kurgu. “Şu bahsettiğin olay gerçek mi? O bahsettiğin adam kim? Şu karakter gerçek hayatta şu gazeteci mi?” sorularıyla o kadar çok karşılaşıyorum ki kurgunun ağırlıkta olduğunu söyleme ihtiyacı hissediyorum. Ortam, ortamın genel havası gerçek. Zaten herkesin tanıdığı pek çok isim geçiyor kitapta. Ama ana dramlara, skandallara konu olan karakterler genelde kurgu.

Şaka bir yana kurgu yazmanın eğlencesi var. Bunun ötesinde bire bir gerçek insanlar ve olaylar üzerinden yazmış olsaydım dediğin gibi çok daha fazla ilgi çekerdi. Öyle yazdığın zaman medyadaki ortam neymiş, entelektüel ortamlardaki ilişkiler nasılmışa değil; Ahmet, Ayşe ne yapmışa gidiyor iş. Bire bir anlatsan o kadar gerçekçi bir tablo çıkmaz. Çıksa bile öncelikli olarak bu tablo değil insanlara ilişkin dedikodular algılanırdı. Kurgu üzerinden daha gerçek bir medya ortamı anlattım. Olaylar kurgu olmasına rağmen 80’lerin dergileri nasıldı, 90’ların gazeteleri, 2000’lerin televizyonları, ana kanallar, haber kanalları nasıldı görebiliyorsunuz kitapta.

Herkes başarı hikâyesi peşinde. Birkaç örneği ayırırım, bizim meslekten insanların anı kitaplarında çok ilkeli, hiç yanlışı olmayanlar karşımıza çıkar. Başarısız da olursun, savrulursun, yanlış da yaparsın, bunun için örnek gerekiyordu. En kolay hedef bendim, kendimi seçtim. Kitap bittikten sonra acaba kendime fazla mı yüklenmişim diye de düşündüm.

Gerçeklere inanmadığımız, yalanları da gerçek sandığımız bu dünyada, insanın bizzat kendini hedef alarak yarı kurgu yarı gerçek bir kitap yazmasının büyük bir cesaret örneği olduğunu düşünüyorum.

Can Kozanoğlu’nun, bundan yaklaşık 10 yıl kadar önce yine benzer şekilde yazdığı bir kitabı daha var, “Acemi Eğitimi”. Onda da çocukluğunu ve aile çevresini, yine yarı kurgu yarı gerçek anlatıyor.

Alışılmışın dışında bir biyografi kitabı okumak istiyorsanız “Yalan Yılları” da “Acemi Eğitimi” ni de kaçırmayın derim.

Sevgilerimle,

Kaynaklar:
-Cumhuriyet Gazetesi Can Kozanoğlu röportajı
-Medyatava Can Kozanoğlu röportajı

Fotoğraf:
-Medyatava

İrem Devseren

author_3

Yemek diye hayal ürünlerini paylaşan bir blogger; mutlulukların ve sevginin paylaşıldıkça çoğalacağına inanan bir hayalci; kuzukafalının tombiği, felsefeye meraklı, doğuştan küt saçlı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir