Yasemin Sungur’la “Kitap ile Sohbet”

Geçtiğimiz salı (13 Haziran), Yasemin Sungur tarafından çok güzel bir etkinliğe davet edildik. İstanbul’da bir kitap kulübünün yıllardır aktif olduğunu görmek zaten yeterince heyecan vericiydi, ekip olarak da böylesine güzel bir davete icabet etmezsek olmazdı. 305. toplantılarına katılmış olduğumuz “Yasemin Sungur  – Kitap ile Sohbet” 9 yıldır devam eden  bir etkinlik aslında. “Kitap ile Sohbet, kitabın baş konuk olduğu, her konuğun katıldığı bir paylaşımdır” diye başlamışlar. Amaçlarını ise “ yaşama bir noktalı virgül koyup kitap ve hikâyesi hakkında hep birlikte konuşmak” olarak tanımlıyorlar. Ama belli ki bir etkinliğin çok ötesine geçilmiş, adeta bir aile haline gelmişler. Yaşamlarını, mutluluklarını paylaştıkları gibi acılarını da paylaşıyorlar. Mekanları ise sevgili Sunay Akın’ın İstanbul Oyuncak Müzesi.

Neler yaşadık…

  • Sezonun son buluşması olduğu için aslında bir nevi karne gününü yaşadık… Herkesin “ablası” olanlardan, annesi ya da kayınvalidesiyle birlikte sohbetlere katılanlara, İstanbul’un farklı semtlerinden (hatta işinden öğle arasında kaçıp) gelenlere, farklı yaş ve statülerden çok renkli ve enerjik insanlar tanıdık.
  • Yasemin Hanım’ın enerjisi inanılmazdı. #kitapdaşlarının her biriyle tek tek ilgilendiği gibi bizi de ihmal etmedi.
  • Dedik ya, normal bir gün gibi değildi diye. Arzu Savaş “Zihin Haritası (mind map)” anlattı, hatta ufak bir atölye ile kitapdaşlara sevdikleri bir kitapla ilgili zihin haritası çıkarma uygulamasını yaptırdı.
  • Can Yücel’in “Her şey sende gizli” şiiriyle başlayan yıl sonu konuşmasının ardından mezuniyet törenine geçildi: 1. yıllarını bitirenlere kırmızı kurdele; 2-3-4 yıllarını bitirenlere sertifika verilirken 5. yılı bitirenlere madalya takıldı. 6-8 yıldır devam edenlere “kitapdaşım ödülü” olarak kitap takdim edildi. Etkinliğin başından beri takip edenler ise çiçekli kolyeleri ile ödüllendirildi.
  • Ekip olarak kitap kahramanlarını canlandırdıkları “Roman Kahramanları Canlanıyor” isimli kitaplarının yayınlanmış olması, biz dahil herkesi çok heyecanlandırdı.
  • Son günün şerefine, katılımcıların evden hazırladıkları güzel yiyeceklerle “bereket sofrası” kuruldu. Bereketin adına yaprak sarma ile açılış yapıldı.

Biz de bu arada kitapdaşlarla sohbet etme fırsatı bulduk :) İşte tecrübeli kitapdaşlardan dinlediklerimiz.

Ülkü Törüner:

Bundan 6-7 sene önce “Kitap ile Sohbet” günlerinin bir gazetede ilanını görmüş ve hemen telefon edip kayıt yaptırarak ilk derse gelmiştim. O günden beri de düzenli olarak geliyorum. “Kitap ile Sohbet”, bir edebiyat sohbetinden ziyade, insanın ruhuna hitap eden, psikolojik, hatta tedavi edici bir sohbet. Bir de, tabii ki çok genç ve güzel insanların olduğu bir ortam. Gençler hakikatten yaşlılara her zaman yeni bir şeyler katıyor. Gençlerin arasında olmak, onları dinlemek, incelemek çok hoşuma gidiyor, çok mutlu oluyorum.

Ben öğrenmeye doyamayan bir insanım. Günlerimi boş geçirmeyi sevmiyorum, her gün yeni bir seyler öğrenmeliyim. 50’li yaşlarımda tekrar üniversitede okumam da bu yüzden ☺. Bir de şunu özellikle belirtmek istiyorum; “Kitap ile Sohbet” günlerinde süratli ve çok kitap okuduğumuz icin ciddi bir kitap birikimim oldu. Bolu Göynük’teki evimdeki bir odayı kütüphane haline getirip, mevcut kitap birikimimi  halka açmayı planlıyorum. 30-35 yıllık Lion olduğum için “hizmet vermek” kanıma işledi tabii. Ayrıca  Atatürk’ün “Ülkü”sü olarak da bunu kafama koydum, yapacağım ☺.

İlknur Kayhan Karapolat:

23 yıl finans sektöründe çalıştıktan sonra emekli oldum. Yasemin Sungur’un CKM’deki bir söyleşisinde “Kitap ile Sohbet” günlerinden haberdar oldum. “Bir gün muhakkak bu toplantılara katılmalıyım” demiştim, o zaman. Tabii Yasemin’in enerjisi de beni çok etkilemişti. Emekli olduktan sonraki bir kaç sene gelemedim. Ancak 5 yıl önce Oyuncak Müzesi’ne gelerek ilk dersime katıldım. Hiç unutmuyorum, tatil sonrası ilk dersti ve yaklaşık 20 kişiydik. Tatil dönüşü olduğu için tabii herkes birbirini çok özlemiş. Sarılıyorlar, özlem gideriyorlar, o kadar güzel bir ortam ki… Sıra bana gelince kendimi tanıttım ve “İnşallah seneye beni de bu kadar çok özlersiniz” dedim ☺. Gerçekten müthiş bir duygu seli vardı.

Kitaplar, bize hayal bile edemeyeceğimiz, çok farklı dünyalar sunuyor. Hepimiz kendi bakış açımızla kitapları değerlendiriyoruz. Bir cümle beni çok etkilerken, bir başkasını hiç etkilemiyor ya da bambaşka bir bakış açısıyla etkiliyor. İşte tek başına kitap okumaktan farkı da bu. Yani bir kitabı okuduktan sonra 50 farklı yorum çıkabiliyor ortaya. Tabii “Kitap ile Sohbet” günlerinin yıllarca devam etmesinde grubumuzun birbirine çok saygılı insanlardan oluşmasının da önemi çok büyük. Hepimiz aynı fikirde olmayabiliriz -ki olmak zorunda da değiliz- ancak saygılı bir şekilde fikirlerimizi söylüyoruz ve birbirimizi dinliyoruz.

Sema Büyüksıvacı:

Uzun bir çalışma hayatından sonra emekli olunca -çocuklarınız da artık büyümüş olduğu için- kendinize zaman ayırmanız, sadece kendiniz için bir şeyler yapmanız gerekiyor. Eğer aktif ve sosyal olmazsanız bu çarkın içinde yok oluyorsunuz. İşte tam da bu nedenle 9 senedir katılıyorum “Kitap ile Sohbet” günlerine. Aslında 10 yıl önce oturduğum sitenin lokalinde kendi arkadaş grubumla başlamıştım kitap okumaları yapmaya. Sonra bir arkadaşımın davetiyle başka bir kitap grubuna da katıldım. 2007 yılında, yan komşum Yasemin Hanım ile tanışmıştı. Ben de Yasemin Sungur’un Caddebostan Kültür Merkezi’ndeki söyleşilerine katılarak onunla tanışma fırsatı yakaladım. İşte o günden beri de birlikteyiz desem yalan olmaz ☺.

Oyuncak Müzesi’nde kitap okuma günleri her hafta oluyor. Mümkün olduğu kadar da her hafta gelmeye çalışıyoruz. Çünkü devam etmezseniz bir yerde kopukluk yaşıyor ve haliyle uzaklaşabiliyorsunuz. Ancak “Kitap ile Sohbet” günleri, bizi birbirimize ve buraya (Oyuncak Müzesi) bağlıyor. Tabii ki bağlayan en önemli unsurlardan biri de, grubumuzun, aynı düşünce yapısındaki insanlardan oluşması kuşkusuz. Yasemin Hanım da bu insanları buluşturmada ve birbirine kaynaştırmada çok başarılı.

Ama şu da bir gerçek ki; biz farklı bir grubuz. Çünkü çok okuyoruz, birbirimizle tartışıyoruz, araştırıyoruz, birbirimizi dinliyoruz… Ancak etrafımıza baktığımızda insanların okumadığını ya da okuduklarına körü körüne inandıklarını, araştırmadıklarını görüyoruz. İnsanların okuması gerektiğine inanıyoruz. Hiçbirimizin hayatı toz pembe değil. Zaten hayat dediğiniz de dümdüz, rahat gidebileceğiniz bir yol değil. Elbette hayatın bizden götürdüğü şeyler de oluyor. Önemli olan başımıza gelen sorunlarla başa çıkabilmeyi öğrenmek, kendimizi buna hazırlamak. 25 yaşında bir kızım var ona da bunu söylüyorum. Çok okumalı, farklı hayatlara tanık olmalı, kendinizi geliştirmelisiniz ki hayatta başınıza gelecek sorunlarla başa çıkabilesiniz.

Yasemin Sungur ve ekibinden, kitapdaşlardan ve lezzetli bereket sofralarından ( ;) ) çok etkilendik ve ilham aldık.  Kitap okuma alışkanlığının, ne yazık ki az olduğu ülkemizde böyle bir topluluğun olduğunu ve uzun yıllardır bir arada olduklarını bilmek, bizi çok umutlandırdı. Siz de bu sohbetlere katılmak isterseniz (ki bizce isteyin :) ), 306. buluşma Oyuncak Müzesi’nde, 19 Eylül 2017’de. Bizden söylemesi ;)

Plazadan Dünyaya

siz_son

3 kadın; 3 Mersinli; 3 blogger; 3 plaza kaçkını; 3 bulgurofil; 3 Leyla :)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir